İçimden esen rüzgârı
Sorma neden diye.
Sıla hasreti, ana hasreti,
Ağır basan yar hasreti!
Bulutlara yükledim çoğunu,
Uzanır gider arşa doğru.
Kulaklarımda denizin sesi,
Kucağımda hasretin ta kendisi.
Boz bulanık sulara yansır,
Duyguların ay siması.
Dillerde şiirin hası,
Konuşan gözlerin ışıltılı bakışı!
Ömrümüz denilen hayatın akışı,
Günlerin zümrütle karışımı,
Uçuşan yılların getirileri…
Yaşamalı, yoğunluğuna yaşamalı.
Gönül köprüleri taştan mı,
Gidenler yaştan mı,
Olmadı, her şey sil baştan mı?
Yaşamalı, yoğunluğuna yaşamalı.
Perihan ÖZPINAR
Edebiyatın, sanatın her dalı ayrı güzel. Sayfalar dolusu yazı yazabilirim, zarflara sığmayan mektuplar yazabilirim. Ama iş şiire gelince yerimden kıpırdayamam. Dinlemeyi ve okumayı çok severim; akan sular durur dinlerken. Hayatım boyunca yazdığım üç veya dört şiir var, hepi topu… Yazarken dilimde Burçak Tarlası türküsü, elimde kalem, kafamda uçuşan ama yer bulmakta zorlanan sözcükler yığını… Gel de kıskanma şairleri!
Sivas/Tokat yöresine ait ağıt/türkü; şehirden köye gelin giden, köydeki çalışma şartlarında zorlanan, burçak tarlasındaki ağır çalışma koşullarını konu alan türkünün hikâyesi:
Sabahtan kalktım ki ezan sesi var.
Ezan da sesi değil yar yar, burçak yası var.
Bakın şu adamın kaç tarlası var
(Bakın da benim kaç şiirim var)
Amanın kızlar, ne zor imiş burçak yolması
(Amanın dostlar, ne zor işmiş şiir yazması)
Burçak tarlasında yar yar gelin olması
(Amanın dostlar, ne zor işmiş edebiyat dünyasında şiir yazması)

Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.