KÜLTÜREL MİRASIN ÇAĞDAŞ YORUMU: RAM KRISHNA AGRAWAL’IN SANAT YOLCULUĞU….
Hülya Gülmez’in Kültür Sanat Köşesindeki bu haftaki konuğu…

Sanat; kimi zaman bir meslek, kimi zaman bir tutku, kimi zaman da insanın kendisini ve dünyayı yeniden keşfetme biçimidir. Hindistanlı sanatçı Ram Krishna Agrawal için ise sanat, hayatın farklı dönemlerinden geçerek ulaştığı ve zamanla yaşamının ayrılmaz bir parçasına dönüşen güçlü bir ifade alanıdır.
Bilim eğitimiyle başlayan, moda sektöründeki profesyonel yaşamıyla devam eden ve sonunda yeniden sanata yönelen Agrawal’ın sanat yolculuğu; kültürel mirasın korunması, geleneksel sanatların çağdaş yorumlarla yeniden ele alınması ve sanatın evrensel bir iletişim dili olarak insanları bir araya getirmesi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.
Soyut çalışmalar ve manzaralarla başlayan sanat serüvenini zaman içerisinde Hindistan’ın geleneksel halk ve kabile sanatlarıyla buluşturan Agrawal; özellikle Madhubani ve Gond sanatlarından aldığı ilhamı suluboya, akrilik ve kalem gibi farklı tekniklerle çağdaş bir anlayış içerisinde yeniden yorumluyor. Kendi özgün sanat dilini oluşturma arayışını ise kültürel köklerinden kopmadan sürdürüyor.
Sanatın sınırları aşan gücüne inanan ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçılarla kurduğu dostlukları sanatın evrenselliğinin bir sonucu olarak gören Ram Krishna Agrawal ile sanatın iyileştirici gücünü, kültürel mirasın çağdaş sanatla ilişkisini ve özgün bir sanatçı kimliğinin oluşumunu konuştuk.
Söyleşi: Hülya Gülmez

—
1. Bilim eğitimi aldınız, profesyonel yaşamınızda moda sektöründe çalıştınız; ancak zamanla sanat sizin için ikinci bir mesleğe dönüştü. Bilimden modaya, modadan resme uzanan bu yolculukta sizi gerçekten “sanatçı” yapan dönüm noktası neydi?
Ram Krishna Agrawal:
Her şey hayatın iniş ve çıkışları sayesinde oldu. Bilim eğitimi aldım ancak bu alanda başarılı olamadım. Bunun üzerine modayı seçtim ve Allah’ın lütfuyla bu alanda başarı elde ettim. Fakat belli bir süre sonra sanatın beni yeniden çağırdığını fark ettim. O zamana kadar sanat benim yalnızca hobimdi. Yeniden hobi olarak sanata başladım; ancak çok kısa bir süre sonra bunun benim için bir tutkudan çok daha fazlası olduğunu anladım. Sanatsız yaşayamayacağımı fark ettim ve zamanla sanatın yalnızca bir uğraş değil, hayatımın ayrılmaz bir parçası olduğunu hissettim.

2. Daha önce sanatın, dünyanın yarattığı hayal kırıklıklarıyla başa çıkmanıza yardımcı olan iyileştirici bir güç olduğunu ifade ettiniz. Bugün geriye dönüp baktığınızda resim sizin için bir tutku mu, bir sığınak mı, yoksa dünyayla iletişim kurmak için geliştirdiğiniz bir dil mi?
Ram Krishna Agrawal:
Artık sanat hayatımın ayrılmaz bir parçası. Bugün kendimi iyi hissetmediğimde ya da moralimin düşük olduğu zamanlarda tuvali ve renkleri seçiyorum. Çünkü onların duygularımı anladığını biliyorum. Sanatın pozitif enerjisini hissediyorum.
3. Annenizin yaptığı çizimlerin sanata yönelme kararınızda önemli bir etkisi olduğunu biliyoruz. Çocukluğunuzda evinizin duvarlarında gördüğünüz o çizimler, bugün ürettiğiniz eserlerde ve sanat anlayışınızda nasıl yaşamaya devam ediyor?
Ram Krishna Agrawal:
Annem benim hayatım boyunca ilham kaynağım ve ilk öğretmenim oldu. Onun sanatı her zaman bana ilham veriyor. Ne zaman bir eser yaratsam onu hatırlıyorum ve onun beni kutsadığını, bana güç verdiğini hissediyorum.
4. Sanat yolculuğunuz soyut çalışmalar ve manzaralarla başladı; zaman içerisinde Madhubani ve Gond gibi Hindistan’ın geleneksel halk ve kabile sanatlarına yöneldiniz. Bu değişim sizin için yalnızca teknik bir dönüşüm müydü, yoksa kendi kültürel köklerinizi yeniden keşfetme süreci miydi?

Ram Krishna Agrawal:
Sanat üretmek herkes tarafından yapılabilir; ancak farklı bir şey yaratabiliyor ve bu farklılık sizin kimliğiniz hâline geliyorsa, işte bu sizin başarınızdır. Ben her zaman kültürüme yakın kalmak istedim. Bu nedenle kendi imza üslubumu yaratmaya karar verdim. Bu üslupta geleneksel ve halk sanatı unsurlarını takip ederken aynı zamanda kendi yenilikçi fikirlerimi de eserlerime katıyorum.
5. Geleneksel Hint sanatını yalnızca yeniden üretmek yerine; suluboya, akrilik, kalem ve çağdaş fikirleri kullanarak onları yeniden yorumluyor ve kendinize özgü bir “füzyon sanat” dili oluşturuyorsunuz. Sizce gelenek ile çağdaş sanat arasındaki sınır nerede başlamalı ve nerede ortadan kalkmalıdır?
Ram Krishna Agrawal:
Yukarıda da belirttiğim gibi, her zaman kültürüme yakın kalmak istedim ve bu nedenle kendi imza üslubumu yaratmaya karar verdim. Bu üslupta geleneksel ve halk sanatı unsurlarını korurken aynı zamanda yenilikçi fikirlerimi de eserlerime katıyorum. Çalışmalarıma her zaman bir fikirle başlıyorum; ancak eser çoğu zaman başlangıçtaki fikrimden farklı bir noktaya ulaşıyor. Hatta ortaya çıkan şey, ilk düşüncemin çok daha ötesinde bir sonuç oluyor.
6. Eserlerinizde Hindistan’ın kültürünü ve geleneklerini dünyaya tanıtma arzunuz açıkça görülüyor. Sizce bir sanatçı kendi ülkesinin kültürel mirasını dünyaya aktarırken onu olduğu gibi korumalı mı, yoksa yeni yorumlarla dönüştürmekten çekinmemeli mi?

Ram Krishna Agrawal:
Ben her zaman ülkemin kültürel mirasını tanıtmaktan yanayım. Eğer dünya da bu kültürü takip ediyor ve benimsiyorsa, bu benim için bir onur meselesidir. Bundan korkmaya gerek yok. Aksine, ülkenizin sanatının başkaları tarafından da beğenilmesinden ve takip edilmesinden mutluluk duymalısınız.
7. Ulusal ve uluslararası pek çok sergiye katıldınız, dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılarla aynı sanat ortamını paylaştınız ve önemli ödüller aldınız. Tüm bu ödüller ve uluslararası deneyimlerin ardından sizin için bugün hâlâ en değerli olan nedir: Ödüller mi, izleyicinin tepkisi mi, sanatçı dostlukları mı, yoksa geride bıraktığınız eserler mi?
Ram Krishna Agrawal:
Benim için sanatımın beğenilmesi ve takdir edilmesi daha önemli. Bir sanatçının kimliği, ortaya koyduğu eserlerle oluşur.
8. Sanatın dil, din, kültür ve coğrafi sınırları aşarak insanları birbirine yaklaştırabileceğine inanıyorsunuz. Dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıları bir araya getiren uluslararası sergilerde sanatın gerçekten insanlar arasında bir barış köprüsü kurduğunu düşünüyor musunuz?
Ram Krishna Agrawal:
Dünyanın dört bir yanında çok sayıda sanatçı dostum var ve bunların yalnızca sanat sayesinde oluştuğunu biliyorum. Bu nedenle benim düşünceme göre sanatçının tek bir dini ve tek bir topluluğu vardır; o da sanattır. Bunun dışında hiçbir sınır yoktur. Sanat her türlü sınırı ortadan kaldırır. Sanat sevgidir, sanat barıştır.
9. Uzun yıllardır USART – Uluslararası Kültür Sanat Topluluğu ve Sağlık Eko Turizm Derneği tarafından düzenlenen uluslararası sergilere katılıyor ve bizimle aynı sanat yolculuğunu paylaşıyorsunuz. Bu uzun soluklu dostluğun ve USART çatısı altında dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılarla buluşmanın sizin sanat yaşamınızdaki yeri nedir?
Ram Krishna Agrawal:
USART’ın bir parçası olduğum için kendimi çok onurlu hissediyorum. Artık uzun yıllar oldu; ancak bu grubun içinde hâlâ ilk günkü gibi bir tazelik ve heyecan hissediyorum. Burada birçok sanatçıyla tanıştım ve onların eserlerini gördüm. Bunların benim için gerçekten çok büyük bir anlamı var.
10. Ve son olarak… Bugün sanat yolculuğunuzun başlangıcındaki Ram Krishna Agrawal ile karşılaşsaydınız ona ne söylerdiniz? Özellikle kendi özgün sesini arayan genç sanatçılara, dünyada iz bırakabilmeleri için vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?
Ram Krishna Agrawal:
Sanat yolculuğumun başındaki Ram Krishna Agrawal ile bugün karşılaşsaydım ona şunu söylerdim:
“ÇOK ŞANSLISIN. TANRI SANA YARATICILIK YETENEĞİYLE LÜTUF ETMİŞ.”
Genç sanatçılara ise şunu tavsiye ederim: Üretmeye devam edin. Sanat bir meditasyondur. Ne kadar çok pratik yaparsanız, sanatınızda o kadar ustalaşırsınız. Bu, ömür boyu devam eden bir yolculuktur ve hiçbir zaman sona ermez.
CULTURAL HERITAGE THROUGH A CONTEMPORARY LENS: RAM KRISHNA AGRAWAL’S ARTISTIC JOURNEY
Touching a Life – Culture & Art Column
Art is sometimes a profession, sometimes a passion, and sometimes a way of rediscovering oneself and understanding the world. For Indian artist Ram Krishna Agrawal, art is a powerful form of expression that emerged through different stages of life and gradually became an inseparable part of his existence.
Beginning with a scientific education, continuing through a professional career in the fashion industry, and eventually returning to art, Agrawal’s artistic journey offers a remarkable perspective on the preservation of cultural heritage, the contemporary reinterpretation of traditional art, and the ability of art to bring people together as a universal language.
Having begun his artistic journey with abstract works and landscapes, Agrawal gradually turned toward India’s traditional folk and tribal art forms, particularly Madhubani and Gond. Drawing inspiration from these traditions, he combines them with watercolor, acrylic, pen, and contemporary ideas to create his own distinctive artistic language.
Believing deeply in the power of art to transcend boundaries, Agrawal regards the friendships he has established with artists from different parts of the world as a natural expression of the universality of art.
We spoke with Ram Krishna Agrawal about the healing power of art, the relationship between cultural heritage and contemporary artistic interpretation, and the journey toward developing an authentic artistic identity.
Interview by: Hülya Gülmez
—
1. You studied science and later built a professional career in the fashion industry, yet over time art became a second profession for you. In this journey from science to fashion, and from fashion to painting, what was the turning point that truly made you an “artist”?
Ram Krishna Agrawal:
It was all due to the ups and downs of life. I studied science but was not successful in that field, so I chose fashion. By the grace of God, I became successful there. However, after a certain period of time, I realized that art was calling me back. Until then, art had been only a hobby for me.
I started creating art again as a hobby, but very soon I realized that it was much more than that. It was my passion, and I could not live without art. Gradually, I came to feel that art was no longer simply something I did—it had become an integral part of my life.
2. You have said that art has been a healing force that helped you cope with the disappointments created by the world. Looking back today, is painting a passion for you, a refuge, or a language you have developed to communicate with the world?
Ram Krishna Agrawal:
Art is now an integral part of my life. Today, whenever I do not feel well or feel low, I choose my canvas and colors because I know they understand my feelings. I feel the positive energy of art.
3. We know that your mother’s drawings had an important influence on your decision to pursue art. How do the drawings you saw on the walls during your childhood continue to live on in the works you create today and in your understanding of art?
Ram Krishna Agrawal:
My mother is my lifelong inspiration and my first teacher. Her art always inspires me. Whenever I create a work of art, I remember her and feel that she is blessing me and giving me strength.
4. Your artistic journey began with abstract works and landscapes, and over time you turned toward India’s traditional folk and tribal art forms, such as Madhubani and Gond. Was this change merely a technical shift, or was it a process of rediscovering your own cultural roots?
Ram Krishna Agrawal:
Creating art is something anyone can do, but if you can create something different and that difference becomes your identity, then that is your achievement.
I have always wanted to remain close to my culture. Therefore, I decided to create my own signature style. In this style, I continue to follow traditional and folk-art elements while also incorporating my own innovative ideas.
5. Rather than simply reproducing traditional Indian art, you reinterpret it through watercolor, acrylic, pen, and contemporary ideas, creating your own unique “fusion art” language. Where should the boundary between tradition and contemporary art begin, and where should it disappear?
Ram Krishna Agrawal:
As I mentioned earlier, I have always wanted to remain close to my culture, so I decided to create my own signature style. In this style, I preserve traditional and folk-art elements while incorporating my innovative ideas at the same time.
I always begin my work with an idea, but it often ends up becoming something else—something that goes beyond my original idea.
6. Your desire to introduce India’s culture and traditions to the world is clearly visible in your works. In your opinion, when an artist presents their country’s cultural heritage to the world, should they preserve it as it is, or should they not be afraid to transform it through new interpretations?
Ram Krishna Agrawal:
I have always been in favor of promoting my country’s cultural heritage. If the world follows and appreciates it, that is a matter of honor for me.
There is no need to be afraid. Instead, you should be happy that your country’s art is appreciated and followed by people from other parts of the world as well.
7. You have participated in numerous national and international exhibitions, shared the same artistic environment with artists from different countries, and received important awards. After all these awards and international experiences, what remains most valuable to you today: the awards, the audience’s reaction, friendships with other artists, or the works you leave behind?
Ram Krishna Agrawal:
For me, appreciation of my art is more important. An artist’s identity is based on their artworks.
8. You believe that art can transcend language, religion, culture, and geographical boundaries and bring people closer together. At international exhibitions that bring artists from different countries together, do you believe that art truly builds a bridge of peace between people?
Ram Krishna Agrawal:
I have many artist friends across the globe, and I know that this is only because of art.
In my opinion, an artist has only one religion and one community, and that is art. There are no other boundaries. Art breaks all kinds of boundaries.
Art is for love. Art is for peace.
9. For many years, you have participated in international exhibitions organized by USART – International Culture, Art, Health and Eco-Tourism Association, sharing the same artistic journey with us. What place does this long-standing friendship, and meeting artists from different countries under the umbrella of USART, hold in your artistic life?
Ram Krishna Agrawal:
I feel very honored to be a part of USART. It has been many years now, but I still feel a sense of freshness within this group.
I have met many artists here and seen their works, which truly means a lot to me.
10. And finally… If you could meet the Ram Krishna Agrawal who was at the beginning of his artistic journey today, what would you tell him? What would be your most important advice to young artists, especially those searching for their own authentic voice and hoping to leave a mark on the world?
Ram Krishna Agrawal:
If I met the Ram Krishna Agrawal from the beginning of my artistic journey, I would tell him:
“YOU ARE LUCKY. GOD HAS BLESSED YOU WITH CREATIVITY.”
My advice to young artists is: Keep creating.
Art is meditation. The more you practice, the more you master your art. It is a lifelong journey, and it never ends.

Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.