Kültür Sanat Köşesi
Hülya Gülmez’in bu haftaki konuğu Yazar Birgül Sarıkaya
Maraş’ın acı hatıralarını, bir çocuğun gözünden kaleme alan Birgül Sarıkaya; “Maraş’taki Çocuk” adlı kitabıyla yalnızca kişisel bir yaşam öyküsünü değil, toplumsal hafızanın en derin yaralarından birini de gelecek kuşaklara taşıyor. Tanıklık, bellek ve insanlık vicdanı üzerine kurulu bu eser; geçmişi anlamadan geleceğin sağlıklı inşa edilemeyeceğini hatırlatan güçlü bir anlatı niteliği taşıyor. “Bir İnsana Dokunmak” Kültür Sanat Köşesi’nde Sayın Birgül Sarıkaya ile yazarlık serüvenini, kitabının ardındaki gerçekleri ve tarihle yüzleşmenin önemini konuştuk.

—
1. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Okurlarımız için Birgül Sarıkaya kimdir? Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı ve sizi “Maraş’taki Çocuk” kitabını yazmaya götüren en önemli neden ne oldu?
Birgül Sarıkaya: Aslen Sivaslıyım ve hâlen Mersin’de ikamet ediyorum.
Yazarlık yolculuğum aslında çocukluk hayalim değildi. Sadece yazmayı sevdiğimi ve yazdıkça kendimi daha iyi hissettiğimi biliyordum. Yazmak bana iyi geldiği için, çevremdeki dostlarımın da teşvikiyle kalemimi geliştirmeye başladım. Dergilerde ve çeşitli ortak kitap projelerinde yazılarıma yer verilmesi bana güven kazandırdı.
“Maraş’taki Çocuk” kitabının ortaya çıkmasının en önemli nedeni ise yıllarca içimde susturamadığım sessiz çığlığımdı.

—
2. Kitabınızda tarih yalnızca geçmişi anlatan bir alan değil, bugünü anlamanın da anahtarı olarak karşımıza çıkıyor. Sizce toplumlar en çok hangi tarihî gerçeği unuttuğu için aynı hataları tekrar ediyor?
Birgül Sarıkaya: “Tarih tekerrürden ibarettir.” sözü tam da bunu anlatıyor. Unuttuğumuz gerçekler bir gün yeniden karşımıza çıkıyor ve aynı acıları yaşamaya devam ediyoruz.
Tarih unutmayı da unutturmayı da sevmez. Yaşadığımız acıların bir daha tekrarlanmaması için, adaletin sağlanması adına korkmadan mücadele etmeli ve gerçeklerin savunucusu olmalıyız.

—
3. Resmî tarih ile halkın hafızasında yaşayan tarih zaman zaman birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Siz araştırmalarınız ve tanıklıklarınız sırasında bu iki anlatı arasında sizi en çok şaşırtan gerçekle karşılaştınız mı?
Birgül Sarıkaya: En çok şaşırdığım nokta, yaşadığımız vahşetin ardından olaylarla ilgili farklı kimlikler ve siyasi aidiyetler üzerinden birçok farklı söylemin dolaşıma girmesiydi.
Yaşanan büyük acının ardından gerçeğin farklı şekillerde anlatılmaya çalışılması beni derinden etkiledi. Bu nedenle yaşananları olduğu gibi kayıt altına almanın ne kadar önemli olduğuna bir kez daha inandım.
—
4. Kitabınızın temel dayanaklarından biri tanıklıklar ve yaşanmış gerçekler. Okurlarınıza, “Bu yaşananlar tartışılmaz bir gerçektir.” dedirtecek en güçlü kanıt sizce nedir?
Birgül Sarıkaya: Bana göre en güçlü kanıt arşivlerdir.
İsmimi araştıran herkes yıllardır aynı olayları ve aynı gerçekleri anlattığıma tanıklık edecektir. Kitabımı okuyanlar da anlatılanların yaşanmış gerçeklere dayandığını görecektir.

—
5. Geçmişte yaşanan olayların bugünkü siyasal, kültürel ve toplumsal yapımız üzerindeki etkilerini düşündüğümüzde, sizce hâlâ yeterince yüzleşemediğimiz hangi tarihî mesele geleceğimizi şekillendirmeye devam ediyor?
Birgül Sarıkaya: Bence geleceğimizi şekillendirmeye devam eden en önemli mesele sistemin kendisidir.
Gerçek anlamda demokratik bir yaşam anlayışı oluşmadığı sürece azınlıkların yaşadığı sorunlar devam edecektir. Demokrasi olmayan bir ortam, insanların kendi gerçekleriyle yüzleşmesine de izin vermez.
—
6. “Tarih çoğu zaman kazananların kaleminden yazılır.” sözü sıkça dile getirilir. Sizce susturulanların, mağdur edilenlerin ve tanıklıklarına kulak verilmeyen insanların hikâyeleri tarih anlayışımızı nasıl değiştirebilir?
Birgül Sarıkaya: Ben tarihin yalnızca kazananların değil, kaybedenlerin de gerçeğini yazması gerektiğine inanıyorum.
“Maraş’taki Çocuk”, susturulanların, mağdur edilenlerin ve tanıklık eden insanların sesini aktarmaya çalışan bir eserdir. Bu yönüyle tarih anlayışının değişmesine katkı sunacağına inanıyorum.
—
7. “Maraş’taki Çocuk” kitabını yazarken sizi en fazla sarsan, “Bunu herkes bilmeli.” dediğiniz olay hangisiydi?
Birgül Sarıkaya: Yaklaşık yirmi altı yıldır bu yaşananların bilinmesi için mücadele ediyorum.
Çünkü milyonlarca insan bu acıları bilmiyordu. Oysa masum insanlar öldürüldü, evleri yakıldı, kadınlara cinsel şiddet uygulandı, hamile kadınlar katledildi ve çocuklar dahi bu vahşetten kurtulamadı.
Ben onları unutmadım. Yazdığım her satırda onların sesi olmaya çalıştım.
—
8. Bugünün gençleri geçmişten giderek uzaklaşıyor. Sizce tarih; ezberlenen bir ders olmaktan çıkıp yaşayan bir vicdan ve bilinç hâline nasıl getirilebilir? Bu noktada yazarlara ve eğitimcilere hangi sorumluluklar düşüyor?
Birgül Sarıkaya: Tarihin sadece ezberlenen bilgiler olarak öğretilmesini doğru bulmuyorum.
Bugünün gençlerinin araştırabilecekleri çok sayıda kaynak var. Yazarlar gerçekleri yazmaya devam etmeli, eğitimciler ise gençlere sorgulamayı ve araştırmayı öğretebilmelidir.
—
9. Geçmişte yaşanan büyük toplumsal kırılmaların izlerini bugün hâlâ günlük yaşamımızda, kültürümüzde ve dilimizde görebiliyor muyuz? Kitabınız bu görünmeyen bağları hangi örneklerle ortaya koyuyor?
Birgül Sarıkaya: Elbette görüyoruz.
Bu izler kültürümüzde, dilimizde ve özellikle inançlarımız üzerinde bıraktığı korkularla yaşamaya devam ediyor. Kitabımda bu görünmeyen yaraların insanlar üzerindeki etkilerini anlatmaya çalıştım.
—
10. Eğer “Maraş’taki Çocuk” kitabınızdan yalnızca tek bir cümle gelecek kuşaklara miras kalacak olsaydı, bunun hangi cümle olmasını isterdiniz? Neden?
Birgül Sarıkaya: “Yer, gök utanıyordu da insanlar utanmıyordu… Yer, gök, dağ, taş ağlıyordu da insanlar ağlamıyordu hâlimize…”
Bu cümle benim için yaşanan acının ve insan vicdanının sessizliğinin en güçlü ifadesidir. Gelecek kuşakların unutmamasını istediğim gerçek de budur.
—
Kapanış
Sayın Birgül Sarıkaya, yaşanmış acıları unutturmamak, toplumsal hafızayı canlı tutmak ve insanlığın ortak vicdanına ses olan bu anlamlı söyleşi için teşekkür ediyoruz.
“Maraş’taki Çocuk” yalnızca bir anı kitabı değil; tanıklığın, hafızanın ve insan olmanın sorumluluğunu hatırlatan önemli bir eserdir.
“Bir İnsana Dokunmak” Kültür Sanat Köşesi olarak Sayın Birgül Sarıkaya’ya edebiyat yolculuğunda başarılarının devamını diliyor, kaleminin daha nice hayatlara umut ve farkındalık taşımasını temenni ediyoruz.
Hazırlayan:
Hülya Gülmez
Bir İnsana Dokunmak – Kültür Sanat Köşesi
Acilhaber.net
Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.