Bir önceki yazımda, polis ve askerlerimizden bahsetmiştim. Hatay’ da depremzede olan ve benim kaldığım çadırda, komşum olan polis arkadaşım Mehmet, bana mesaj yollamış. “Abla benden bahsetmemişsin, kırıldım.” diye. Ben de ona şöyle mesaj yazdım: “Kardeşim sen özelsin, ayrı bir yazımda, seni ayrıca anlatacağım.”
*********************
Polis Mehmet, Hatay depreminde evini kaybetmiş ve bizimle birlikte çadırkentte kalıyordu. Depremzede olmasına rağmen, her sabah işine gidiyordu. Akşam geç saatlerde dönerdi ve ilk iş olarak, kahve makinesini alır, çalıştığım kayıt çadırına gelirdi. Kendi yoğunluğunu unutur ve “Abla sen çok yorulmuşsundur. Sana bir yorgunluk kahvesi yapayım” derdi. Onun yaptığı kahve bana ilaç gibi gelirdi. Ben, Hatay’ dan ayrıldıktan sonra , sağ olsunlar, eşiyle birlikte Mersin’de beni, evimde ziyarete geldiler.
**********************
Üç ay sonra, okulumuzun müzik öğretmeni Betül hocam, depremzedeler yararına bir okul konseri düzenledi. Konser geliriyle, depremzedeler için ihtiyaç olan malzemeleri kargoyla yolladık. Mehmet kardeşim, hiç tereddüt etmeden bu malzemeleri alıp, depremzedelere tek tek eşiyle birlikte dağıttı. İkisinin de elleri dert görmesin.
*********************
Aslında anlatmaya çalıştığım şu: tüm polislerimiz, aslında birer Mehmet Polisler.
Bu arada , çadırkentte köylüm olduğunu öğrendiğim Hamza Başçavuşum da kırgınlığını bildirdi. Köylüm, ne seni ne de seninle birlikte gelen jandarma birliğinin emeklerini unutmadım. Hiç kimse unutmadı. Unutmayacağız…
Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.