KÜLTÜR SANAT KÖŞESİ – BİR İNSANA DOKUNMAK
Bu Haftaki Konuğumuz: Ressam Esin Kenez (Denizli)
Hazırlayan: Hülya Gülmez
Sanat, insanın kendisiyle, yaşadığı coğrafyayla ve geçmişiyle kurduğu en güçlü bağlardan biridir. Bazı sanatçılar vardır ki yalnızca resim yapmaz; kültürünü, yaşanmışlıklarını ve toplumun hafızasını geleceğe taşır. Bu hafta Acilhaber.net Kültür Sanat Köşesi *”Bir İnsana Dokunmak”*ta, Denizli’den değerli ressam ve Görsel Sanatlar Öğretmeni Esin Kenez ile sanatın evrensel dili üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Esin Kenez’in sanat yolculuğu çocukluk yıllarında başlamış. Yıllar içinde fırçası, onun en güçlü ifade biçimine dönüşmüş. Sanatı nasıl tanımladığını sorduğumuzda ise şu anlamlı sözlerle yanıt veriyor:
“Resim benim için çocukluğumdan beri sadece bir hobi değil, kendimi ifade etmenin en doğal yolu oldu. Zaman içinde bu tutku mesleğime ve yaşam biçimime dönüştü. En büyük ilham kaynağım ise Anadolu’nun kültürü, insan hikâyeleri ve doğa. Bazen eski bir kilim motifi, bazen yaşlı bir kadının yüzündeki çizgiler, bazen de özgürce koşan bir at yeni bir eserin başlangıcı olabiliyor.”
Gerçekten de sanatçının eserlerine bakıldığında ilk dikkat çeken; Anadolu motifleri, güçlü kadın figürleri ve özgürlüğü simgeleyen atlardır. Bu üç unsurun neden eserlerinde sıkça yer aldığını sorduğumuzda ise şöyle diyor:
“Anadolu motifleri benim için geçmişten bugüne taşınan sessiz bir dil gibi. Her motifin anlattığı bir hikâye olduğuna inanıyorum. Kadın figürleri yaşamı, üretkenliği, sabrı ve umudu temsil ediyor. At ise benim resimlerimde özgürlüğün, gücün ve ruhun simgesi. Bu üç öğe bir araya geldiğinde kendi anlatım dilim oluşuyor.”

Geleneksel kültürü çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan sanatçı, üretim sürecini besleyen kaynakları da içtenlikle anlatıyor:
“Geleneksel değerleri olduğu gibi tekrar etmek yerine onları bugünün gözüyle yorumlamayı seviyorum. Anadolu’nun zengin kültürünü modern bir bakış açısıyla buluşturmak beni heyecanlandırıyor. Seyahatlerim, müzeler, halk kültürü ve günlük yaşam gözlemlerim üretim sürecimi besleyen en önemli kaynaklar.”

Bu yıl uluslararası sanatçıları buluşturan “Toprağın Hafızası” Uluslararası Çevresel Farkındalık Sergisi ve Sanat Çalıştayı, Esin Kenez’in sanat yolculuğunda ayrı bir yere sahip olmuş. Böylesine anlamlı bir projeye neden katıldığını şu sözlerle anlatıyor:
“Bu çalıştayın en etkileyici yanı, farklı ülkelerden sanatçıları aynı amaç etrafında buluşturması oldu. Sanatın ortak bir dil olduğuna inanıyorum. ‘Toprağın Hafızası’ sadece çevreyi anlatan bir proje değil; aynı zamanda kültürün, geçmişin ve insanın doğayla kurduğu ilişkinin de hafızasını hatırlatıyor. Böyle anlamlı bir projenin parçası olmak benim için büyük bir mutluluk ve gurur.”

Sergide yer alan eserlerinin vermek istediği temel mesajı sorduğumuzda ise cevabı oldukça etkileyici:
“İzleyicilerin eserlerime baktıklarında sadece güzel bir tablo görmelerini değil, kendilerinden bir parça bulmalarını isterim. Bir kilim motifinde anneannesini, bir atın bakışında özgürlüğü ya da bir kadın figüründe kendi yaşam hikâyesini hissetsinler. Eğer eserim bir kişiyi bile düşünmeye veya duygulandırmaya vesile oluyorsa amacına ulaşmıştır.”

Sanatın toplumsal sorumluluğu konusundaki düşünceleri de dikkat çekici:
“Sanatçı sadece eser üreten kişi değildir; yaşadığı toplumun tanığıdır. Çevreyi, kültürel değerleri ve insanı koruma konusunda sanatın çok güçlü bir dili olduğuna inanıyorum. Bazen uzun konuşmaların anlatamadığını tek bir resim anlatabilir.”
Denizli’nin tarihî ve kültürel kimliğinin eserlerine nasıl yansıdığını ise şu cümlelerle ifade ediyor:
“Denizli, tarihiyle ve dokuma kültürüyle bana çok şey öğretiyor. Özellikle tekstil ve dokuma geleneği, eserlerimde kullandığım motif anlayışını besliyor. Yaşadığım coğrafyanın renkleri ve kültürel birikimi farkında olmadan resimlerime yansıyor.”

Geleneksel motiflerin genç kuşaklara aktarılmasında sanatın rolüne büyük önem veren sanatçı, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Gençler geçmişten kopmak istemiyor aslında; sadece onlara farklı bir anlatım dili sunmak gerekiyor. Sanat bunun en güzel yollarından biri. Geleneksel motifleri çağdaş bir yorumla sunduğumuzda gençlerin de ilgisini çekebiliyoruz. Böylece kültürel miras yaşamaya devam ediyor.”
Kadın figürlerinin eserlerindeki güçlü anlatımını ise şu sözlerle açıklıyor:
“Kadın figürleri benim resimlerimde sadece bir portre değil; yaşamın, mücadelenin ve umudun sembolü. Anadolu kadınının gücünü, üretkenliğini ve sessiz direncini anlatmayı seviyorum. Her figür aslında farklı bir hayat hikâyesi taşıyor.”
At figürlerinin neden vazgeçilmezi olduğunu anlattığında ise sanatının ruhu adeta ortaya çıkıyor:
“Atlar bana hep özgürlüğü hatırlatıyor. Güçlü olmalarına rağmen zarif ve duygusal canlılar. Resimlerimde atları çoğu zaman insan ruhunun bir yansıması olarak görüyorum. Özellikle Anadolu motifleriyle birleştiğinde çok güçlü bir görsel anlatım ortaya çıkıyor.”
Sanat üretiminin en zor yönünü de samimiyetle paylaşıyor:
“En zor kısmı, kafamdaki duyguyu tuvale tam olarak aktarabilmek. Bazen teknik olarak eser bitiyor ama his olarak eksik kalabiliyor. Bir tabloya baktığımda artık benden bir şey istemiyorsa, sessizleşmişse tamamlanmıştır diye düşünüyorum.”
Genç ressamlara ise yılların deneyimiyle şu tavsiyeyi veriyor:
“Kendilerini başkalarıyla kıyaslamasınlar. Çok çalışsınlar, bol bol gözlem yapsınlar ve hata yapmaktan korkmasınlar. Sanatta en değerli şey özgün olmak. Kendi seslerini bulduklarında zaten yolları açılacaktır.”
Yeni dönemde Anadolu kültürünü ve kadın hikâyelerini merkeze alan yeni bir seri üzerinde çalıştığını söyleyen Esin Kenez, eserlerini Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve yurt dışında sanatseverlerle buluşturmayı hedeflediğini de ifade ediyor.
Röportajımızın sonunda ise “Toprağın Hafızası” Uluslararası Çevresel Farkındalık Sergisi ve Sanat Çalıştayı’nın küratörü Hülya Gülmez hakkında düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Hülya Gülmez’in büyük bir emek ve özveriyle hazırladığı bu organizasyonun parçası olmaktan gerçekten mutluyum. Farklı kültürlerden sanatçıları aynı çatı altında buluşturmak kolay bir iş değil. Bu tür etkinlikler hem sanatçılar arasında güçlü bağlar kurulmasını sağlıyor hem de kültürel paylaşımı artırıyor. Sanatın sınır tanımayan bir dil olduğunu bir kez daha hep birlikte deneyimledik. Emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Esin Kenez, fırçasıyla yalnızca resim üretmiyor; Anadolu’nun hafızasını, kadim kültürünü, kadınların direncini ve özgürlüğün simgesi olan atların ruhunu geleceğe taşıyor. Onun sanatında renkler konuşuyor, motifler geçmişi anlatıyor, her eser izleyiciyi kendi hikâyesiyle buluşturuyor.
Bir İnsana Dokunmak köşemizin bu haftaki konuğu Esin Kenez’e içtenliği ve değerli paylaşımları için teşekkür ediyor; sanat yolculuğunun ulusal ve uluslararası platformlarda nice başarılara ilham olmasını diliyoruz.
Hülya Gülmez
Gazeteci | Kültür Sanat Yazarı
Acilhaber.net – “Bir İnsana Dokunmak” Kültür Sanat Köşesi
Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.