Televizyonu aç, sosyal medyada dolaş; aynı cümleler dönüp duruyor: kayıplar, tartışmalar, zamlar. Parmak kaydırıyorum, hayat da benimle birlikte kayıp gidiyor. Sokakta herkes bir yere yetişme derdinde, yüzlerde gülümsemeden çok yorgunluk var. Selamlaşmak bile hızlandırılmış bir formaliteye dönüşmüş.
En zor olanı ise olanlara alışmak…
Yaklaşan Kurban Bayramı…
Geri sayım başladı…
Eskiden bayram demek; sokakta yayılan kavurma kokusu, avluda koşan çocuklar, kapıyı çalan misafir demekti. Bu sene pazar yerlerinde insanlar etiketlere bakıp sessizce uzaklaşıyor. “Alamayız” kelimesi, bayramdan önce herkesin dilinde.
Kurban kesmek isteyen emekli, “Maaş yetmez” diyor.
Baba, çocuğuna “Bu sene bayramlık yok” diyecek cesareti kendinde bulamıyor.
Paylaşmak, yakınlaşmak için bir vesile olan günler; “Keşke yetişebilsek” cümlesine sıkışmış durumda.
İnsan hissetmeden yaşayamaz. Ama her gün biraz daha hissetmemeyi öğreniyoruz. Kaybolan sadece alım gücü değil; sofradaki muhabbet, bayramın tadı, birbirine vakit ayırma hali de azalıyor. Tatil düşünenler ise hepten düşünmekten vazgeçiyor.
Yazlığı olanlar, bunu çevrelerine söyleyemiyor ya da “Bu bayram tatile gidiyoruz, yazlıkta değiliz” diyerek kendilerini rahatlatmaya çalışıyor gibi.
Yine de küçük şeyler hâlâ duruyor: bir mesaj, bir hâl hatır sorma, paylaşılan bir tabak yemek… Belki bayramı eski hâline getiremez ama içimizi ısıtmaya yeter.
Çünkü karanlık ne kadar uzarsa uzasın, bir kibrit bile geceyi bölmeye yeter.
Bayramımız kutlu, umutlu ve bereketli olsun.
Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.