Bir milletin hafızası vardır. O hafıza bazen kitaplarda, bazen kütüphanelerde, bazen de bir insanın zihninde yaşar. Dün, o hafızalardan biri sustu. Türk tarihçiliğinin en güçlü kalemlerinden biri olan İlber Ortaylı aramızdan ayrıldı.
Onu yalnızca bir akademisyen olarak tanımlamak eksik kalır. Çünkü İlber Ortaylı, tarihi akademi duvarlarının dışına çıkaran bir kültür elçisiydi. Osmanlı’dan Avrupa’ya, şehir tarihinden diplomasiye kadar uzanan geniş bilgi dünyasıyla milyonlara geçmişin kapılarını araladı.

Konuştuğunda bir ders verir gibi değil, sanki zamanın içinden seslenirdi. Bir cümlesi bazen bir kitabın özeti, bazen bir medeniyetin hikâyesi olurdu. Onu dinleyenler yalnızca tarih öğrenmezdi; kültür, görgü ve düşünce disiplini de kazanırdı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki Ortaylı, sadece tarih anlatmadı. O, bir tarih bilinci inşa etti. Gençlere geçmişini bilmenin bir kimlik meselesi olduğunu hatırlattı.
Şimdi bir çınar daha devrildi. Ama çınarlar kolay kolay ölmez. Gölgeleri, kökleri ve bıraktıkları tohumlar yaşamaya devam eder. İlber Ortaylı’nın kitapları, düşünceleri ve yetiştirdiği öğrenciler de bu toprakların kültür hayatında yaşamayı sürdürecek.
Bir tarihçi gitti belki…
Ama tarihin sesi susmadı.
Ruhu şad olsun.
Hülya Gülmez
Kültür – Sanat Köşe Yazarı
Acil Haber
Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.