Herkes özgür bir yaşam istiyor. Doğru ama bunun için ne kadar çaba harcıyoruz. Ya da kimler kalemini korkmadan oynatabiliyor? Korku politikasının egemen olduğu bir sistemde kimler çıkar için kendi ideolojilerinden ödün veriyor? Bunu sormak hepimizin boynunun borcu…
Yaşanan bir gelişme doğrultusunda olur olmaz kişilere yönelik yapılanları vicdanı hür hiç kimse kabul etmemeliydi; tabi işin içine korku ve çıkarlar girmemiş olsaydı. Herkesin doğruyu adı gibi bildiği ama dile getiremediği adaletsizliğin son bulamamış olması sanırım hepimizin hatası. Veyahut cesur kalemler ve barıştan yana olup düşüncesini özgürce dile getirenler bu haksızlıklara maruz kalmazdı. Seslere ses olmak ve adaletin yerini bulması için taşın altına elimizi koymak gerekir.
Hepimizin içinin yandığı, hiç birimizin istemediği fakat yaşanmış bazı olaylar var. Burada illa ki bir günah keçisi bulma çabası hepimizi şaşırttı. Barıştan yana olanlara yapılan bu tür gelişmeler hiç birimizin içine sinmiyor.
Belki de hiç bir zaman ifade özgürlüğü bu kadar kısıtlanmamıştı. Sosyal medya üzerinden dahi paylaşılan çok basit bir ifadeye bile tahammülleri yok. Hemen soruşturma açılması hemen harekete geçilmesi demokratik toplumlar için onur kırıcıdır. Baskı ve korkuyla denetim sağlanmaya çalışılıyor. Demokraside ifade özgürlüğü varken, bu çelişen gelişmeler ne zaman son bulacak? Kendilerini demokratik olarak görüp yönetimlerini demokrasi üzerinden sürdürdüklerini ifade etmeleri kafaları karıştırıyor.
Alnı açık insanlar her türlü eleştiriyi kabullenmeliydiler. Korku yaymaya çalışmak asıl korkanın onlar olduğunu göstermektedir. Hiç bir eleştiriyi kabullenmemek asıl sorunun orada olduğunu göstermektedir. Özgür bir toplumda fikirlerde özgür olmalıydı. İki artı iki dört ederdi. Ama bunu bize beş gösterenler hatta doğru bildiğimiz düşüncelerde bile aklımızla alay edenler bize bu dayatmayı yapıyor. İşin içine korku ve çıkar girince herkes beş der oldu. Ya diyemeyenlere ne oluyor? Olanları herkes biliyor. Hiç bir kanıtı olmadan yaptırımlar uygulanıyor. Haksız yere yıllardır baskı altında olanlar ve hala baskı kurulanların tüm veballeri onların boynuna.
Din adına siyaset yapmak yetmiyor bazen. Tüm dinlerin temellerinde eşitlik, adalet vardı. Bu hangi dinin temsilciliği. Bu hangi adaletsiz atılmış bir din temeli? Vicdanımın el vermediği bu olaylara duyarsız kalamıyorum. Ha yaptırımlara da boyun eğmiyorum. Adaletin işlemediği, insanların haksızlığa uğradığı bir sistemi görüp bilmek yetmiyor. Eleştirmek ve ses çıkarmak gerekir. Aksi halde o adaletsizlik bir gün elbet sizi de bulacaktır. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın değil! Yılanın zarar verdiği herkese içimiz acıyor. İnsani vasıflarını kaybetmemiş, empati yeteneğini henüz yitirmemiş herkeste eminim benim gibi düşünüyor.
Adalet er ya da geç yerini bulacak ümidiyle yazımı sonlandırıyorum. İfade özgürlüğünün kısıtlanmadığı, haksızlıkların yaşanmadığı gerçek adil bir sistemle yönetilmemiz dileğiyle..
Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.