SON GELİŞME
--:--:--

Bugün:

SE
Hülya GÜLMEZ

Hüseyin Macar: “Sanatta taklit değil, özgünlük esastır”

Bağlantı kopyalandı!

İç Anadolu’nun doğasında büyüyen Ressam Hüseyin Macar, çocukluk anılarından aldığı ilhamı tuvaline yansıtıyor. ❝Genç sanatçılara tavsiyem; özgün, sabırlı ve disiplinli olun❞ diyen Macar, akademisyenliğin sanat için bir zorunluluk olmadığını vurguluyor. Macar, resim ve müzik arasındaki bağa dikkat çekiyor. ❝Genç sanatçılar kopya yapmaktan uzak durmalı, kendi yolunu bulmalı❞ diyor.

Acilhaber.net’te Hülya Gülmez’in Kültür – Sanat Köşesinde “BİR İNSANA DOKUNMAK” temalı yazısının bu haftaki konuğu Ressam Hüseyin Macar…

HÜLYA G.: KONUYA İLGİNİZ NE ZAMAN BAŞLADI?
“Konuya ilgi ne zaman başladı” derken sanırım resme olan ilgimden bahsediyorsunuz. Her insan doğduğunda kendi kültürünü, inançlarını, milliyetini seçmez – o şekilde doğar. Ancak bizi bekleyen bir sosyal çevre vardır. Bu sosyal çevre ailenizden başlar ve giderek genişler: akrabalık ilişkileri, çevreniz, yakın çevreniz, tanıdıklarınız, coğrafya – bunların hepsi birer etmendir. Çocuk olarak büyümeye devam ederken, “görsel algı” dediğimiz çevrenizde görmüş olduğunuz hareketlerden, renklerden, biçimlerden, seslerden etkilenirsiniz. Bu görsel algı, içinde bulunduğunuz kültüre ve yaşadığınız çevreye göre değişir.

HÜLYA G.: ÇOCUKLUK BAĞLANTISI KISACA NEDİR?
Ben kırsal kesimde büyüdüm, İç Anadolu’da doğdum. Dolayısıyla doğduğumda yeryüzüyle gökyüzünün kesiştiği düz bir çizgi gördüm – İç Anadolu’nun o düz ovasını. Benim çevremde farklı olarak Seyfe Gölü vardı – kuş cennetinin olduğu, yüzlerce kuşa ev sahipliği yapan Seyfe Gölü. Şu anda kurumuş durumda ama zaman zaman yağmura bağlı olarak dolabiliyor. Çocukluğumda bu kuşlarla neredeyse arkadaş oldum. Her türlü kuşu gördüm: flamingolar, martılar, çulluklar, serçeler, sığırcıklar, turnalar… Bunlar beni resim alanında, görsel algı olarak etkiledi ve hayal dünyamda iz bıraktı. Ayrıca köye gelen sağlık ekiplerinin araçları (biz onlara “cip” derdik) beni çok etkiledi. Onları resmetmeyi çok severdim – erkek çocukları genellikle araba resimlerini sever. Çevre faktörlerinin etkisi böyle devam etti. Böylece çocukluk bağlantısını da vurgulamış olduk. Birinci sorunuza yanıt verirken aynı zamanda ikinci sorunuzu da cevaplamış oldum – yani çocukluğumdan ve sanatsal gelişimimin kökenlerinden bahsetmiş oldum.

HÜLYA G.: SES VE MÜZİK İLİŞKİNİZ NASIL?
İLHAM ALMAK İÇİN NE DİNLERSİNİZ?

Evet, üçüncü sorunuza gelince, ben resimle birlikte müziği de çok seviyorum. Belki fark etmişsinizdir, bir bağlamam var. Resmin yanı sıra müzikle de ilgileniyorum. Müzikle ilgilenmem profesyonel düzeyde olmasa da enstrüman çalmaktan keyif alıyorum. Özellikle kırsal kesimde büyüdüğüm için, bizim oralarda her evde bir saz asılıdır – çocukluğumuzdan beri gelen bir gelenektir bu. Daha önce bahsettiğim çevre faktörlerinden dolayı, biz de bu enstrümanlara kayıtsız kalamazdık. Çocukluğumdan beri bağlamaya ilgi duydum. Âşıkların, Neşet Ertaş’ın, Mahzuni’nin etkisi bende hep var olmuştur. İçinde yaşadığım kültür, benim bağlama çalmama da vesile oldu. Tabii bunda kişisel heves de önemli bir faktör.

Resim çalışırken dinlediğim müziğe gelince, kulağa hoş gelen her türlü müziği dinlerim. Ancak resim yaparken daha çok enstrümantal parçaları tercih ediyorum, çok fazla sözlü müzikten hoşlanmıyorum. Enstrümantal klasikleri seviyorum. Bu tür müzikler resim yaparken beni daha derinlere, uzaklara götürüyor – sözün olmadığı bir dünyaya.

Akademisyen olmanın yararlarına gelince, akademisyenler diğer vatandaşlara göre belirli ayrıcalıklara sahiptir. Üniversitenin sunduğu imkânlardan faydalanabilirler: konferanslar, yurt içi ve yurt dışı geziler, devlet destekli olanaklar, sergiler, akademik birikime erişim gibi. Akademisyenler arasındaki mesleki dayanışma, sanatçılarla etkileşim ve öğrencilerle kurulan ilişkiler de önemli avantajlardır. Ancak iyi bir sanatçı olabilmek için akademisyen olmak şart değildir. Tersini de söyleyebiliriz: Her akademisyen sanatçı olmak zorunda değildir. Kimi eğitim bilimiyle ilgilenirken kimileri sanat yönüne ağırlık verebilir. Hem akademisyen hem de başarılı sanatçı olan değerli eğitimcilerimiz var ve onları takdirle karşılıyorum. Vurgulamak istediğim nokta şu: Akademisyen olmak otomatik olarak iyi bir sanatçı olduğunuz anlamına gelmez. Çünkü sanat bambaşka bir alandır, hatta “sanatın okulu yoktur” diyebiliriz.

HÜLYA G.: ÖRNEK ALDIĞINIZ SANATÇILAR KİMLERDİR?
Hayatımızda görsel ve işitsel sanatlarda hiçbir akademik eğitim almamış ama sanatın zirvesinde yer alan pek çok değerli insan vardır. Bu arada tüm akademisyenlerimize saygılarımı sunuyorum. Güzel işler ortaya koyan tüm insanları sevgiyle selamlıyorum. Her resim – ister soyut ister somut olsun – bir biçimdir. Önemli olan bu biçimi doğru kurgulamak, estetik bir sunum yaratmaktır.

Daha önce bahsettiğimiz resim ve müzik arasındaki bağlantıya dönersek, müziğe olan ilgim ve bağlama çalmam, sanatsal yaklaşımımın farklı bir yönünü gösteriyor. Resimlerimde genellikle şiirsel bir hava, bir türkü tadı vardır. Eserlerime baktığınızda canlı, hareketli bir yapı ve şiirsellik görebilirsiniz. Bu özden gelen bir nitelik – öz aslında aynı, ama bazen resimde, bazen de müzikte farklı biçimlerde dışa vuruyorum.

Sanat etkileşimine gelince, özellikle resim sanatı görsel algıya dayandığı için sanatçıların birbirinden etkilenmesi kaçınılmazdır. Resim yapan veya çalışan kişiler bir değil, birçok sanatçıdan ilham alabilirler. Sanat özünde bir etkileşimdir; görsel anlamda gördüğünüz şeylere kayıtsız kalamazsınız.

Belirli sanatçıları örnek vermek istemiyorum, ancak bana estetik haz veren tüm sanat eserlerine ve bunları üreten sanatçılara saygı duyuyorum. Şunu da belirtmeliyim ki, resim öğrencilerinin neredeyse tamamı hocalarının etkisi altında çalışır. Tıpkı bir çocuğun doğduktan sonra önce anne-babasını görüp onların etkisinde kalması gibi, öğrenciler de hocalarının kontrolünde gelişir.

Resim deyince ilk aklınıza hocanız gelir; ufkunuz onunla başlar. Ben de hocalarımdan etkilendim. Rahmetle andığım Söbütay Özer hocam (2007’de kaybettik), bugün resim yapabiliyorsam bunun en büyük etkeni olmuştur. Onun özel bir yeteneği vardı: tüm öğrencilerinin eğilimlerini fark eder ve ona göre yönlendirirdi. Fırça hareketlerimi görünce beni cesaretlendirdi, resimlerimi sergilere gönderdi, hatta kişisel sergi açmama vesile oldu.

Sonra yine Zahid Büyükişleyen hocam oldu. Kendisiyle Güzel Sanatlar Fakültesi’nde iki yıl çalıştım. Onun özgün ve dinamik resimleri de beni etkiledi. Ancak bir süre hocalarınızdan etkilendikten sonra kendi sanatsal yolunuzu bulmaya çalışırsınız. Ben de bu yolda kendimi bulmaya çalışıyor, özgün eserler üretmekten mutluluk duyuyorum. Sanatsal anlamda, özellikle resim sanatından bahsediyoruz.

HÜLYA G.: GENÇLERE VE RESİME YENİ BAŞLAMIŞ KİŞİLERE TAVSİYELERİNİZ VAR MI?
Kendisini geliştirmek ve yetiştirmek isteyen insanlara, gençlere şöyle bir tavsiyem olabilir: İlk etapta hocalarının etkisinde olabilirler – buna saygı duyuyorum, olması gerektiği gibidir. Ancak hocalarının disiplininden faydalanarak bir süre sonra artık “yuvadan uçmaya” başlamaları lazım. Kendi özgün sanat yollarını bulmaları gerekiyor. Hocalar onlar için bir çıkış noktasıdır, bir rehberdir. Hocalarından almış oldukları o terbiyeyi ve değerleri kendi tarzlarıyla ileriye götürmeleri gerekiyor.

Kopya yapmaktan sakınmaları, herhangi bir sanatçıyı doğrudan taklit etmemeleri lazım. Etkilenebilirler, etkileşim güzeldir. Diğer sanatçılardan estetik haz almalı, ama çok beğenmiş oldukları o sanatçının alanından zamanla uzaklaşıp kendi özgünlüğüne doğru gitmeleri lazım. Bu sancılı bir süreçtir. Herkes özgün sanatını bir anda ortaya koyamaz. Bu, yıllar süren zorlu bir dönemdir ve kolay değildir. Çok emek vermeniz gerekir. Resim sadece bir tasvir değildir. Resim şekil değil, bambaşka bir şeydir.

Bu yüzden genç sanatçılara tavsiyem: özgün, sabırlı ve disiplinli olun. Dünya sanat tarihindeki ve ülkemizin ünlü ressamlarını inceleyerek kendi bilgi ve birikiminizi geliştirin, özgünlüğünüzü koruyun ve çok çalışın. Çalışmak, çalışmak diyorum ve teşekkür ederim.

Yazarın Diğer Yazıları
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ AYLİN DAĞCI İLE TASARIM YOLCULUĞU
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ 15 Nisan Dünya Sanat Günü: İnsanlığın Ortak Hafızasına Bir Saygı
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ Sanatın Şeffaf Dili: Atanur Doğan ile Suluboya Üzerine
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ 18 Mart: Bir Milletin İradesi, Bir Tarihin Dönüm Noktası
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ Tarihin Hafızası Sustu: Bir İlber Ortaylı Yazısı
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ YAZAR RAMAZAN YILMAZ HAKKINDA
Yazarlarımız
Haberin Doğru Adresi
Haberin Acil Adresi

Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.

Copyright 2026 © Tüm hakları Acilhaber.net 'de saklıdır. Ajans Politikalarına Uyar! İzinsiz Hiç bir Yazı ve Materyal Kopyalanamaz. WhatsApp İhbar: +90 506 364 16 77