Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar,
Yeryüzünde sizin kadar yalnızım.
Bir haykırsam belki duyulur sesim,
Ben yalnızım ben yalnızım yalnızım.
(Kaynak: Musixmatch)
İnsan sosyal bir canlıdır ve yaşamında da yanında birilerinin olmasına ihtiyaç duyar. Yalnızlık duygusu insanlar için çok zor bir durumdur, her zaman üstesinden gelmek de kolay değildir. İnsanları depresif bir ruh haline sokan yalnızlığın klasik tanımında ifade edildiği gibi paylaşıldıkça azalır.
Sanatçılar, felsefeciler, yalnızlık duygusunun etkilerini tarif eden; şiirler, sözler paylaşmışlardır. Mevlana’ya göre yalnızlığın en kötüsü seni anlayamayanların arasında kalmaktır.
Hayat üzerine düşünmek, yaşadıklarımızı gözden geçirmek, insanların bunaltıcı kalabalığından kurtulmak için kendimize yalnızlığı seçeriz. Bu tür yalnızlıkların yararı vardır. Dinlenmemizi, yaşantımıza istediğimiz gibi yön vermemizi sağlar. Hayatın getirdiği istem dışı yalnızlıklar vardır ki, çekilmez bir duygudur.
Sizi sevecek, sizinle zaman geçirecek, sizi anlayıp dertlerinizi ,mutluluklarınızı paylaşacak kimse yoktur hayatınızda. Kalabalıklar içinde yapayalnız. Sizi fark eden bile olmaz.
“Gidecek yer arıyorum, fakat ne yana dönsem yalnızlığım çıkıyor karşıma!”
Hızla artan teknoloji kullanımı insanları yalnızlaştıran ana nedenlerdendir. Bireylerin çoğu zamanını bilgisayar başında ya da elinde akıllı telefonla kendisini etkileşime kapatarak geçirmektedir. İnternet siteleri sosyalleşme, insanlar arası bağlantı kurma adına tasarlanmış olsa da; sonuçta yüz yüze ve derin iletişimin olmadığı alanlardır.
İnsanlar arası yakınlığın artmasının önemli unsurlarından biri kaliteli paylaşımdır. Karşılıklı konuşmada; beden dili, mimikler, ses tonu, bakışlar, duruş gibi sözel olmayan yollarla iletilmektedir. İnternet ortamında bunların olmaması iletişimi kısırlaştırmakta ve insanı bir bakıma yalnızlığa itmektedir.
Aile üyeleri; şehir hayatı, uzayan iş saatleri gibi nedenlerle birbirleriyle görüşemiyor, görüşseler de ayrı odalarda ayrı TV’ler izleniliyor. İki kardeş konuşurlarken de sürekli ellerinde cep telefonları. Bu durumun birçok fiziksel ve ruhsal etkileri ortaya çıkıyor, zamanla.
Gençlerle çocuklar; dünyayı, ilişkileri, değer yargılarını, gelenek görenekleri, insani paylaşımı, sevgiyi, ilgiyi; ebeveynleri ve yakın ilişkide olan iletişimle öğrenmektedir.
TV ve bilgisayarlar çoğu bilgiye anında ulaşmamıza olanak verse de, deneyim yoluyla öğrenilen ve içselleştirilen bilgilerin oluşmamasına neden olur. Tüm bunların sonucu olarak da kişi öz benliğinden uzaklaşarak yalnızlaşmaya başlar. İçsel boşluk zamanla farklı durumlar yaratır.
Artan yalnızlıklar olumsuz boyutlara daha da ilerlerse robotlaşmış bir insan ırkına doğru gidebiliriz.” Sebepsiz yere gözlerimden yaş süzülüyorsa aslında sebebi vardır; yalnızlık !”
“Hiç bir insan yalnız değildir sadece sevgiye sahip değildir.”
“İçimdekileri haykırmak istiyorum; fakat susuyorum! Biliyorum ki konuşursam yalnız kalacağım”
Sevgiyle kalın değerli okurlar.
Yalnızlık araya giremesin.
