Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Abdulkadir Kaçar
Abdulkadir Kaçar

DÜNYANIN EN AĞIR YÜKÜ NEDİR?

Yoksulluk mu?

Zenginlik mi?

Aşk mı?

Açlık mı?

Kara sevda mı?

Evlilik mi?

Ölüm mü?

Onaylanmamak mı?

Sevilmemek mi?

Saygı duyulmamak mı?

Alkışlanmamak mı?

Çaresiz hastalık mı?

Sahtekârlık mı?

Suç işlemek mi?

Hırsızlık mı?

Hainlik mi?

Kin mi?

Entrika mı?

Nefret mi?

İntikam mı?

Kötü insan olmak mı?

İyi insan olmak mı?

Karaktersizlik mi?

Kavgacı olmak mı?

İnsan dövmek mi?

İnsan yaralamak mı?

Dayak yemek mi?

Sakat yaşamak mı?

Dedikoduculuk mu?

Çok akıllı insan olmak mı?

Süper deli olmak mı?

Hastalıklar mı?

Sorunlu sağlık mı?

Güzellik mi?

Çirkinlik mi?

Bu maddelere sonsuz sayıda daha farklı madde eklemek mümkündür…

…

Şimdi bu soruya şöyle cevap veriyorum:

Hayır, hayır, hayır… Hayat serüveninin insana yüklediği en ağır yük, yukarıda sayılanların hiçbirisi değil…

Bana göre gelmiş ve geçmiş her insan için en büyük yük;

Beşikten mezara kadar her insana,

Ölümü bile çağırtan,

Bazen ölümü bile aratan,

Ölümü bazen özleten,

Hatta arada bir insanı ölüme bile götüren, yani intihar ettiren;

İnsanın bu sahnedeki en ağır, en büyük yükü; kontrol edip yönetemediği, hiçbir saniyesine dahi hükmedemediği “DÜŞÜNCE”DİR…

…

Çünkü bu gezegende 200 milyon tür olduğu kabul edilen canlılar arasında “DÜŞÜNME YETENEĞİ” olan tek canlı varlık insandır…

Çünkü insan, diğer yüz binlerce canlıda bulunmayan olağanüstü, mucizevi ve şahane özelliklere sahiptir ve de “Zübde-i Kâinat”tır; yani her insan kâinatın çekirdeğidir…

Başka ifadeyle, bilinen/bilinmeyen, gözle görülen ya da görülemeyen sonsuz evrende, yani kâinatta ne varsa ya da ne yoksa, her insanın bilinçaltında ve bilinç üstünde aynısından fazlasıyla o insanda vardır ya da fazlasıyla o yoktur…

…

Kâinat, bugün insanın ulaştığı konfor, ortaya koyduğu en ileri teknik ve ulaşılan her türlü saptama, arama, bulma, tanıma ve tanımlama konularında ortaya koyduğu her türlü ileri ve üstün teknik cihazlarla bile tam olarak niteliği ve niceliği bilinemeyen bir bütündür…

Evrenin sonu asla bilinmiyor; oraya ulaşmak bugün insan için olanaksız görünüyor. Evren asla tam olarak ve dünya bilim insanlarının kabul edebileceği şekilde tanımlanamıyor, çözümlenemiyor, yönetilemiyor, anlatılamıyor.

Yani evrenin her anı bilinmezlik, her anı karanlık, her anı beklenmeyen, insanı şaşkına çeviren büyük sürprizlerle nasıl doluysa,

Her insan da tıpkı kâinat gibidir; sınırsızlık ve “BİLİNMEZLİKLERLE” doludur…

…

Kâinatı yönetmek, söz geçirmek, kontrol etmek, hükmetmek, yönlendirmek nasıl olanaksızsa günümüz insanını yönetmek, ona hükmetmek, ona efendi olmak da imkânsızdır. Başka ifadeyle, insanın bilinçaltını ve bilinç üstünü yönetmesi de o ölçüde imkânsızdır…

…

SONUÇ OLARAK:

İnsan eşittir evren, evren eşittir insan olduğuna göre kişinin dünya isimli bu sahnedeki en ağır yükü; taşıma sorunlarıyla karşılaştığında bazen altında kalarak ezildiği, altından çıkamadığı, hatta hayatını yitirmesine neden olan yüküdür.

Bilinçaltı ve bilinç üstünü oluşturan; evren kadar sonsuz, evren kadar bilinmez, evren gibi yönetilemez ve sözle tanımlanamaz olan en ağır yük, “DÜŞÜNCE”DİR.

Bana göre bu gezegene gelip geçip giden insanların sayısının 120 milyar olduğu kabul ediliyor…

Bunların içinde dehalar, devlet kuran, devletleri ortadan kaldıran üstün ve muhteşem zekâlı insanlar olmasına karşın her birinin yönetemediği, zamanla sıkıntıya düşerek altında kaldığı, hiçbir koşulda başarılı olamadığı, beşikten mezara kadar çözmek istediği hâlde asla çözemediği en ağır yük, her çağda, her insan için daima “DÜŞÜNCE”DİR…

Bugün bilinmezlik ve kontrol edilemezlik nasılsa, sonsuz gelecekte de insan için durum aynen devam edecektir…

Zaten milyonlarda sadece bir kişi, mutlulukların kırıntılarıyla tanışmayı başarır. “ÜSTÜN İNSAN” işte düşünce evreninin kenarının köşesinin biraz farkında olan, sürüden farklı biçimde kendini tanımaya çalışan, bilinçaltının kenarından bucağından onun bazı renklerine dokunup kendini milyarda bir düşünce sistemini tanımayı başaran kişidir…

Onlar da zamanında ve yaşarken anlaşılmaz, anlaşılamaz; hatta geniş halk kitlelerince biraz da aşağılamak amacıyla bu kişiler günümüzde “YA DELİDİR YA DA DAHİDİR…” şeklinde değerlendirilir ve görmezlikten gelinir.

Oysa çağında anlaşılan bu tipteki bir insan, üstün özelliklere sahiptir. Hatta en ölümsüz düşüncelere imza atan, bu alanda verdiği eserler ölümünden yıllar sonra fark edilip önünde saygı duruşunda bulunulan kişilerdir…

Hatta bu insanlar en büyük icatları bulanlardır…

İnsanlık tarihi boyunca ortaya koydukları icatlar, düşünceler ve dünya görüşleri sayesinde bugünkü uygarlık ve insanın ulaştığı konfor ortaya çıkmıştır…

Dün böyleydi, bugün böyle, yarın da aynı şekilde böyle olmaya devam edecektir…

Abdulkadir Kaçar – Adana, 2026

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER