Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Saygın ÜNEL
Saygın ÜNEL

İKTİDARIN SINIRLARI

Ülkenin siyasal sorunlarını anlamak için yerel gündemlere bakmak daha doğru olacaktır. Bu tümevarımda gerek Mersin’de gerek başka kentlerde tablonun değişmemesi, demokrasinin temel prensipleriyle ilgili tartışılması gereken birçok konu olduğunu gösteriyor.

Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Montesquieu’nin düşünceleri bugüne de uzanıyor. Evet, bir “demokrasi” var ancak yönetim anlayışında despotizmin izleri her geçen gün daha keskin bir hal alıyor. Çünkü siyasal iktidarın sınırları görünmüyor. Bireyin özgürlüğü güvence altında değil. Bu noktada eksik bırakılan şey tepedeki gücün, belirlenmiş kurumlarca denetlenmesidir.

Türkiye’deki yerel yönetimlere yönelik soruşturmalar, seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve yargı süreçlerinin etrafında yoğunlaşan tartışmalar, iktidarla çok güçlü bir çifte standart oluşturuyor. Bu durumda iktidarın sınırlarının da nerde başlayıp nerede bitmesi gerektiğini tartışmalıyız. Elbette seçilmiş olmak, hukuki dokunulmazlık getirmez. Bir kamu görevi üstlenen kişinin gerekli durumda hesap vermesi zorunluluk olmalıdır. Ama buradaki ince çizgi, bağımsız bir yargı önünde hesap verilmesidir. Bu ilkeyi tersinden de düşünmekte fayda var. Ortada bir soruşturma olması, kişi ve kurumların suçlu olduğu anlamına da gelmez. Çoğunluğun anlamakta zorlandığı şey bu olduğu için karalama kampanyaları ülkemizde çok işe yarıyor. Adil yargılanma hakkı, hukuki süreçteki şeffaflık, demokratik bir hukuk devletinin şartıdır.

Mesele yalnızca siyasi iktidar ve yerel yönetimlerin bağımsız ve adil yargılanmayışıyla da kalmıyor. Halkın haber alma özgürlüğü, bireyin kendini ifade etmesindeki kaygıların da aynı temel sorunun bir başka yüzü olduğunu görüyoruz. Demokrasinin temel ilkelerinden biri; düşüncenin çeşitliliğidir. Halk, farklı görüşleri beyan edemiyor, gündem hakkında yeterli bilgiye erişemiyorsa, demokrasinin de temelinin sarsılması şaşırılacak bir şey değildir.

Bunu okurken “Hangi demokrasiden söz ediyorsun?” dediğinizi duyar gibiyim. Örselenmiş bir demokrasiden söz ediyorum. Cumhuriyet’in kuruluşuyla millete geçen egemenliğin sandıkla sınırlı kalmaması gerektiğini, siyasal iktidarın gücünün hukukla sınırlandırılmasını kabul ettiğimizde yeniden ayağa kalkacak olan demokrasiden söz ediyorum.

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER