Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ

Bir İnsana Dokunmak – Hatice KUMBARACI GÜRSÖZ

Kültür Sanat köşemizde “Bir İnsana Dokunmak” temalı köşe
yazımızda bu haftaki kıymetli konuğumuz Hatice KUMBARACI GÜRSÖZ.

1) Hocam hoş geldiniz…Resim sanatına ilginiz ne zaman başladı,çocukluk bağlantısı kısaca
nedir?

Atatürk Türkiye’sinin ilk öğretmenlerinden olan babam ilkokulda resim ve
müzik öğretmeniydi. Resim ve müziğin ayrı bir öğretmeninin olması,
Cumhuriyetin ilk yıllarında ve onu takip eden yıllarda sanata verilen önemin bir
göstergesiydi. Ben keman sesleri, boya tutkal kokuları ve tiyatro dekorueskizleri
arasında büyüdüm. Babamın çevresinde değerli sanatçılar da vardı. Abidin Dino
Yaşar Kemal ilk aklıma gelen kişiler.

Benim resme merakım, yedi yaşındayken ‘Yaz tatilinde ne yaptınız?’
konusunda verilen bir ödeve karşılık yaptığım ‘Kırmızı Trenle Seyahat’ ismini
verdiğim resmimin başöğretmenin odasına asılmak suretiyle ödüllendirilmesi ve
başöğretmenin odasının kapısı açıksa, çok büyük bir heyecanla kapı aralığından
resmime bakmamla başladı. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimim boyunca resme
karşı sürdürdüğüm ilgi, liseyi bitirdikten sonra bir ideale dönüştü. İstanbul
Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmek benim için artık vazgeçilmez bir
tutku olmuştu. Nitekim, girdiğim sınavlarda bazı üniversiteleri kazanmama
rağmen, hiçbir üniversiteye kaydımı yaptırmayıp, Adana’dan İstanbul’a giderek
yaz kurslarına katıldım ve Akademi sınavını iyi dereceyle kazandım. 1964yılında
girdiğim Akademi’de Cemal Tollu Atölyesi’nden (Neşet Günal ve Dinçer
Erimez hocalarımdı) 1969 yılında yüksek resim bölümünden mezun oldum.
Akademi’den bir türlü kopamadığım için Sadi Diren Atölyesi’nde iki yıl
seramik eğitimi gördüm. Bir süre Adana ve Ankara’da resim öğretmenliği
yaptım. Ancak, benim en büyük isteğim ismimin önüne ‘Ressam’ kelimesinin
yazılmasıydı. 55 yıl oldu, aynı mücadelenin içindeyim. Bu sıfatı kullanmanın ne
kadar zor olduğunu her geçen yıl daha da iyi anladım. Bu kadar yıl sonra, o
sıfata layık olmanın çabasındayım.

2) Ses ve Müzik ilişkiniz nasıl? İlham almak için ne dinlersiniz?

Eğitim almaksızın sanatçı olunabileceğine inanmıyorum. Devlet Güzel
Sanatlar Akademisi bundan 142 yıl önce Osman Hamdi Bey tarafından kuruldu.
Burada 142 yıl önce nü çalışıldı.

Akademi ressam yetiştiren çok disiplinli bir okuldu. Eğitim sabah saat
09.00’da başlayıp, çalışmaya devam ederseniz gece saat22.00’de biterdi.
Dersler arasına sıkıştırılan sinematek gösterileri, sanatçılarla söyleşiler, klasik
müzik konserleri, folklör
çalışmaları sizi hayata hazırlardı. Müdürün kapısındaki
odacı bile sanattan anlardı. Klasik müzik eşliğinde resim çalışmaları yapardık.
Ben hala çalışmalarıma klasik müzik eşliğinde devam ediyorum.

 

3) Kariyeriniz boyunca yapmasaydım keşke yada reddetmeseydim dediğiniz bir
proje var mı?

Akademi mezuniyetimden bugüne kadar geçen 55 yılda, yaşamımın
yarısından fazlasını Büyükelçi olan eşimin görevi dolaysıyla Avustralya,
Pakistan, Almanya, Yunanistan ve Türkmenistan’da yaşadım- uluslararasıkimlik
kazanarak sanatımı sürdürdüm. Bugün bile sanatçı kimliğimi sunarken
heyecanlanır, biraz sıkılır, biraz da gizliden Akademili olmanın gururunu
yaşarım. Kariyerimde çok büyük projelere imza attım. Önce, Devlet Güzel
Sanatlar Akademisi Mezunları Derneği Ankara Şubesi Başkanlığını 15 yıl
gururla taşıdım.
Yunanistan’da (1992-1996) açtığım bir sergi münasebetiyle Yunanlı bir
ressam arkadaşımla (Sofia Mazaraki) birlikte zihinsel özürlü çocuklara söyleşili
tatbikat yaptırmıştık. Yunanistan’da fakir çocuklar için kurulan S.O.S. köylerine
Yunanlı ressamlarla birlikte resim bağışlayarak buradaki çocuklarda resim
sevgisini yerleştirmeye çalıştık. Dışişleri Bakanlığında yönettiğim Sanat
Galerisi’nde açılan sergiler çerçevesinde düzenlediğim söyleşilerde sanatçıların,
herdüzeydekiöğrencileriresim,heykel,seramikvebaskıkonularındauygulama
da yapmak suretiyle bilgilendirmelerini sağladım. Aynı bilgilendirmeyi,
düzenlediğim Armada Sanat Festivali çerçevesinde T.S.K Rehabilitasyon ve
Bakım Merkezinde tedavi gören gaziler için de yaptım. Sanatçının projeleri hiç
bir zaman bitmez paleti kuruyana kadar devam eder.

4) Aileniz yaptığınız sanatsal etkinliklere bu durumda ne diyor?
Rahmetli Eşim, Annem ve Babam. Oğullarım ve Ağabeyim yaptığım sanatsal
faaliyetlerle ve aldığım ödüllerle hep gurur duydular. 44 kişisel sergim ve
200’ün üzerinde karma sergi, bienaller, juri üyeliği, yetiştirdiğim yüzlerce
öğrenci (bir kısmı şu anda Profösör) hep beni gururlandırdı.
Aldığım ödül ve plaketler:

1997: Resim dalında “Abdi İpekçi Dostluk ve Başarı Ödülü”

2003 :“Türkmen Dostluk Ödülü”

2004:“Armada Sanat Ödülü”
2004: Türk Silahlı Kuvvetler Elele Vakfı’ndan gazilerin rehabilitasyonuna sanatla
katkısından dolayı “Şükran Plaketi”
2009: MSÜ-DGSA Mezunları Derneği’nden “Sanatta 40 Yıl Başarı Ödülü”

2019 : MSÜ-DGSA Mezunları Derneği’nden “Sanatta 50 Yıl Onur Ödülü”

2019 : Sanat Tasarım Gazetesi’nden “50. Sanat Yılı Şükran Plaketi”

5) Örnek aldığınız sanatçılar kimler?

Ben Expressionist ekole mensubum. Nerdeyse bütün dünya müzelerini,
galerileri gezdim, birçok özel kolleksiyonlerde ve müzelerde eserim
bulunmaktadır. Bir Mona Lisa tablosu, Van Gogh’u, Emile Nolde’yi, Gaugen’i,
Bedri Rahmi’yi, Neşet Günal’ı ve yıllarını resme adamış binlerce sanatçıyı takdir
ederim.

6) Akademisyen olmanın yada sizi tatmin eden yanları nelerdir?

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ diyen
Atatürk’ün izinde giderek resim ve sanat tarihi öğretmenliği yaptım. Fakat
eşimin Yurtdışı görevi dolaysıyla sadece öğretmenliğim 5 yıl sördü, ama gönüllü
olarak genç öğrencilere destek çıkıp 17 yıl önce Bosphorus Sanat Gazetesi,
sonra da Sanat Tasarım Gaztesi’nde örnek olabilecek sanat yazıları yazıyorum.

7) Bu alanda kendini yetiştirmek ve eliştirmek ne tür önerilerde bulunmak
istersiniz?

Eğitim almaksızın sanatçı olabileceğine inanmıyorum. Resim yapmak desen ve renk bütünlüğünü tuvale aktarmak değildir. Resim eğitimi, öğrenciyi tam bir kültür birikimi ile sanata hazırlamaktır. Bu da ancak Akademi gibi kurumlarda
mümkün olur. İki yıl süren bir desen eğitiminden sonra, deseninize göre Atölye ve Hoca’nızı seçersiniz, daha doğrusu yönlendirilirsiniz. beş yıl sonra mezun olduğunuzda size ve kimliğinize göre bir tarzınız oluşur. Ama yine de sudan
çıkmış bir balık gibi çırpınırsınız.

Resim yapmak desen ve renk bütünlüğünü tuvale aktarmak değildir. Resim
eğitimi, öğrenciyi tam bir kültür birikimi ile sanata hazırlamaktır. Bu da ancak
Akademi gibi kurumlarda mümkün olur. İki yıl süren bir desen eğitiminden
sonra, deseninize göre Atölye ve Hoca’nızı seçersiniz, daha doğrusu
yönlendirilirsiniz. beş yıl sonra yüksek lisans yaparak mezun olduğunuzda size
ve kimliğinize göre bir tarzınız oluşur. Ama yine de sudan çıkmış bir balık gibi
çırpınırsınız.

İnsanoğlu sevdiği işi yapmak için ne mücadeleler veriyor. Geriye dönüp
baktığımda, her serginin bir doğum sancısı olduğunu, her takdirin daha iyiyi
yapma gayreti verdiğini, her engellemenin bir kamçılama etkisi yarattığını
gördüm. Sanatçı yarattığı eserin içinde yaşar. Hiç bir tablo bitmez. İmzanızı
atsanız da, duvaraassanız da, geçiminiziçin satsanız da…Yapacak daha çokşey
vardır. Tıpkı hayat gibi…

Resimde başarı, her esere bir acemi heyecanıyla başlamak, çalışma süresince
yeteneğinizi yeniden keşfetmek ve onu profesyonelce bitirmektir.
Sanatın yaşamın bir parçası olduğu, ikisinin birbirinden ayrılmayacağı
gerçeği bu ropörtajınızla sayfada yerini alıyor. Size sanatta verdiğiniz değer ve
sanatçı kimliğiniz takdir ve çok teşekkür ediyorum.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER