Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hülya GÜLMEZ
Hülya GÜLMEZ

Sanatın İzinde: Bir İnsan’a Dokunmak

Hülya Gülmez’in Doç. Dr. Gülten Kurt’la yaptığı röportajı keyifle okumanız dileğiyle…

Kültür – Sanat köşemizde bu hafta, sanatın farklı disiplinlerinde üretim yapan çok yönlü bir sanatçıyı ağırlıyoruz.

Akademisyen Doç. Dr. Gülten Kurt, sanata bakış açısını, sanatın insan ruhu üzerindeki etkisini bizlerle paylaşıyor. Sanatın, sadece görsel bir deneyim değil, aynı zamanda bir duygu aktarımı ve toplumsal etkileşim aracı olduğunu düşünen Kurt, eserlerinde insan hikâyelerine odaklanıyor. “Sanat, yalnızca estetik bir kaygı değil, aynı zamanda bir farkındalık yaratma aracı.” diyen sanatçı, üretim sürecinde yaşadığı deneyimleri ve sanatıyla nasıl dokunduğunu anlatıyor.

************************************************

Sayın Hocam Köşemize hoş geldiniz. Sizi okurlarımıza tanıtmak için kendinizi kısaca
anlatır mısınız?

Antalya doğumluyum, evlendikten sonra, büyük oğlum beş yaşındayken üniversiteye başladım.
1997 yılında Gazi Üniversitesi Mesleki Yaygın Eğitim Fakültesi Çiçek Örgü Dokuma
Öğretmenliği programından mezun olduktan sonra aynı yıl, Fakültemin Dekoratif Sanatlar
Eğitimi Bölümünde asistanlık sınavını kazandım. 2001 yılında G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü
El Sanatlarında Yüksek Lisans, 2011 yılında G.Ü. Eğitim Bilimleri Enstitüsü, El sanatları
Eğitiminde Doktora programımı tamamladım. 2015 Yılında Bolu Abant İzzet Baysal
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Geleneksel Türk Sanatları Bölümüne Yrd. Doç. Dr.
olarak atandım ve 2020 yılında doçentliğimi aldım. Aynı Fakültede, Geleneksel Türk Sanatları
Bölüm dersleriyle birlikte özellikle 2012 yılından itibaren hayatımda yer alan cam sanatlarıyla
birlikte, cam boncuk yapımı derslerimi keyifle yürütüyorum. Akademik çalışmalarım yansıra
Ulusal ve Uluslararası çeşitli projelerde görev aldım. Cam füzyon ve cam boncuk yapımı
tekniğiyle oluşturduğum eserlerden oluşan iki kişisel sergim yanısıra birçok karma sergiye
katıldım. Güney Kore’de düzenlenen, “The 8th Cheongju International Craft Competition sanat
bienali ve yarışmasında 2013” yılında “Anadolu’nun Bereketi” takı çalışmam ile özel alan
ödülü ve “Anadolu’dan Esintiler” konulu cam takı çalışmam ile Onur Mansiyonu aldım. Halen
Abant İzzet Baysal Üniversitesinde görevime devam etmekteyim.

-Sanata ve El Sanatları alanlarına dair düşünceleriniz nedir?

Sanat insanın kendisini keşfetmesidir, dolayısıyla bir sanatçı hayatı boyunca içinde
bulunduğu her türlü ortamdan, yaşadıklarından, doğadan, okuduklarından, gördüklerinden,
hissettiklerinden etkilenir ve beslenir. Bu etkiler sonucunda ellerinin arasında şekillenen bir
cam, suyun yüzeyine atılan boyaların bir bizin ucunda ki hareketi, ilmeklerin dokuya dönüşmesi
veya tuval üzerinde fırça darbeleri, çamurun çark üzerinde şekillenmesi, sırlanan çininin ortaya
çıkan güzelliği, kulağımızdan ruhumuza yayılan müzik, şiir, bale, dans vb. farklı malzemeler
ve duygularla ortaya çıkan birçok sanat insanın duygularının dışa vurum sürecidir. Her sanat
kendi dönemi içinde teknolojik, sosyal, kültürel ve siyasi alanlardan etkilenir ve kendine yön
çizer. Ama bazı eserler vardır ki her döneme, her kültüre ve zamana meydan okur, sanatçısı ve
eseriyle klasik olma özelliği göstermektedir ki bunların gücü ve etkileri asırlarca devam eder.
Türk kültürü içerisinde El Sanatlarımızın köklü bir geçmişe sahip olması yanında bugün
Etnoğrafya müzelerimizde bulunan birçok eser, bu alanın ne kadar zengin özelliğe, tekniğe ve
ürün çeşitliliğine sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. Dokumalarımızdan, çoraplarımıza,
oyalarımızdan, işlemelerimize, dantellerimizden kılık kıyafetlerimizdeki unsurlara kadar
özellikle Türk kadının kendi duygu ve düşüncelerini ortaya koyduğu ürünlerinde görmek
mümkündür. Sessiz ve sözsüz motifleri bir iletişim aracı olmuş onlara yüklediği anlam verdiği
isimlerle kendi zarafetini ve inceliğini ifade etmiştir. Özellikle el sanatlarımız içerisinde yer
alan oyalarımız akademik çalışma alanımı oluştururken, cam boncuklarımla takılarımı ve cam
panolarımda yer alan eli belinde kadın figürlerimi birbirinden özel oyalar tamamlamaktadır.
Her sanatçı gibi ben de cam çalışırken onun parlak, cezbedici renkleri içerisinde kendimi
kaybediyorum ve alevde şekillendirme aşamasından bir ürüne dönüşme süreci bana inanılmaz
keyif veriyor. Bu sebeple mesleği ne olursa olsun her insan bir sanat alanında eğitim almalı ve
öğrenmeli. Seveceği ilgi duyacağı ve ruhuna iyi geldiğini hissettiği, kendini bulabileceği bir
sanat dalı hayatının bir noktasında yer almalı. Sanat insanın kendini en güzel şekilde ifade etme
gücüdür.

-Sayın Hocam; el sanatları ve camla yolunuz nasıl kesişti?

Çocukluğumun ilkokul yıllarında, bir akrabamızın kızı elinde örgüler, panolar, yapma
çiçekler yaparken onu izlemek en büyük eğlencemdi. Yıllar sonra anladım ki o süreçlerde ki
ilgim beni o kadar etkilemiş ki liseye geldiği dönemlerde tercih sebebim olmuştu. Antalya Kız
Meslek lisesinde El Sanatları bölümüyle başlayan eğitim sürecim evlendikten sonra lisans
eğitimim sonunda asistanlık sürecim ve akademik eğitimimle devam etti. Gazi Üniversitesi
Mesleki Eğitim Fakültesinde kıymetli hocalarım sayesinde birçok projede araştırmacı olarak
yer aldım oyalarla, dokumalarla, çoraplarla tanıştım ve alanımı inanılmaz sevdim. Ama cama
olan hayranlığım yine bir projenin içinde beni başka bir boyuta sürükledi. Gazi üniversitesinde
ve Bolu Güzel Sanatlar Fakültemizde tek bir şalomayla başlayan bu süreç, sponsor bir firmanın
desteği ile kapasitesi küçük fakat etkisi büyük bir cam atölyesiyle devam etmektedir. Kendi
cam boncuk çalışmalarımı yaparken camı şekillendirmek, biçimlendirmek, füzyon tekniği ile
yeni modeller yaratmak bana saatleri unutturuyor. Öğrencilerimin de farklı bir sanat alanı olan
etkisine maruz kalırken, yaptıkları boncukların büyüsüne kapılıp giden ve bu alanda çalışma
isteği duyanlar beni ayrıca mutlu ediyor.

-Özellikle Yaptığınız çalışmalarda size dair özel teknikler nelerdir? Bahseder
misiniz?

Camların opak ve şeffaf renkleri şekillendirme tekniği sonunda ortaya çıkan ürünün
özelliği sizi bambaşka bir dünyaya alır götürür. Cam boncuk yapımında farklı tekniklerle
yapılan boncuklar arasında çatlatma boncuk tekniği uyguluyorum. Şu ana kadar bu tekniği
yapan belki vardır ama bir örnek görmedim. Bununla birlikte bir boncuk tasarımında bir
hikâyenin bir desen oluşumunun küçük bir alan içerisinde hayat bulması inanılmaz güzel ve
cezbedici geliyor bana. Yeni tekniklerle ve uygun renkleri kullanarak boncuk örneklerini ortaya
koyabilmek için alevin karşısında saatlerinizi geçirmeniz gerekir. Rengarenk küçük objelerin
birleşerek nasıl büyük bir etki yaratabildiğini aşama aşama gözlemleyebiliyoruz. Camın
içindeki renk tonlarının uyumuyla birlikte, şeffaf camlarda ki ışığın yansıma etkisini ortaya
koyan tasarımlar, insanlarda farklı bir duygu yaratırken büyülü cazibesiyle karşıda ki insanda
sahiplenme onu alıp kullanma hissi uyandırıyor. Bir de camların o şeffaf hassas ve kırılganlığını
kadınlarımızın duygu ve düşüncelerini ilmek ilmek işledikleri oyalarla birleştirince iki zarif
malzeme birbirini tamamlıyor. -Çalışmalarınız ve faaliyetleriniz hakkında bize bilgi verir misiniz?
Tabii ki. Alanımın el sanatları olması birçok malzeme ve tekniği bir arada kullanarak
çalışmalar oluşturabiliyoruz. Füzyon camla deriyi, boncuklarla füzyon cam tekniğini, makrome
tekniğiyle cam boncuklarımı bir arada kullanarak tasarımlar yapabiliyorum. Bir tasarımı
oluşturmadan önce uzun bir araştırma ve inceleme süreci yaşıyorum. Çevremde gördüğüm her
şeyi inceleyerek görsel hafıza oluşturuyorum. Elimdeki malzemelere bakarak yavaş yavaş
tasarım aşamasını çiziyorum, planlıyorum, malzemeleri seçiyorum ve ön çalışmalarla
denemeler yapıyorum. Bu süreç heyecanlandırdığı gibi saatlerce atölyede olmak keyifli bir
sürece dönüşüyor. Birdenbire değil yavaş yavaş günlerce bazen aylarca süren bu çalışmalar
olabiliyor. Tabii bu arada öğrencilerim ve eğitim süreci de devam ediyor. Onların cama karşı
önce şüpheli ve tedbirli yaklaşımları sonrasında keyifli bir öğrenme, üretme sürecine dönüşünce
ilgi ve istekleri beni inanılmaz mutlu ediyor. Öğrencilerimi çok seviyorum ve onları geleceğe
hazırlayabilmek adına mümkün olan her şeyi öğretebilmek ve açtığımız sergilerle geri
dönütlerini alabilmek hem onları hem beni inanılmaz mutlu ediyor.

-Son olarak okuyucularınıza neler iletmek istersiniz. Sizin sanatınızdan
öykünmek isteyen okurlarımızla iletişim kurabilir miyiz?

Bir akademisyen bir eğitimci bir sanatçı olarak bu platformdan sevgili okurlarınıza bir
nebze dokunabilmek beni inanılmaz mutlu etti. Cam sanatını tanımalarını ve imkanları elverirse
bu alanda eğitim almalarını öneririm. Sanatın ifade gücü, iletişim gücü, iyileştirici ve düşünce
gücü insanın varlığıyla bütünleşmektedir. İçinde yaşadığımız dünya doğa, canlılar harika bir
sanat eseri ve insana en büyük kaynaktır. Yeter ki aramak için yola düşelim.
Atılacak bir adım, kendinizle bütünleşmek, kendinizi ifade etmek, ruhunuzu
iyileştirmek, hayata sımsıkı tutunmak için bir başlangıç olabilir. Şartlarınız ne olursa olsun,
sanatın bir alanından ucundan kıyısından tutunun, üniversite eğitimi alın, okuyun, şiir yazın,
hikâye yazın, tiyatroya gidin, dans edin, şarkı söyleyin, üretin kendiniz için bir şeyler yapmanın
mutluluğunu hazzını yaşayın. Hayatta hiçbir şey için geç kalmış sayılmazsınız, yüreğinizde
insana doğaya canlılara karşı duygularınızı gösterin yeter ki sevin, sevgiyle kalın.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER