‘Herkes gider Mersin’e;
Niyeti iyi olanın işi rast gelir,
Kötü niyetli olanın da işleri,
Gider tersi tersine.’
İlk bölümde Mersin’de yaşatılmak istenilenlerin nedenlerine kısa bir giriş yaptık.
Şimdide amaçlara yönelik sebepleri ele alalım.
Mart seçimlerine kadar hem merkezi hükümetin, hem de yerel iktidarın; fikir birliği, çalışma sistemleri ve amaçlarının ortak olması uyumlu olmalarını beraberinde getiriyordu.
‘Kol kırılıyor yen içinde kalıyordu’
‘Alan memnun veren memnundu’
‘El eli yıkıyor dönüp yüzü yıkıyordu’
‘Ne istiyorlardı da biri birlerinden esirgiyorlardı’
Yani her şeye muktedir olmanın vazgeçilmez hafifliği ile işler yürütülüyor ihaleler yapılıyor, alımlar ayarlanıyor, yandaşlar zengin ediliyordu yasalar, kanunlar kılıfına uyduruluyordu.
Bütün bunları da: ‘Çalıyorlar ama yapıyorlar, ‘Alnı secdeye varıyor ya’
Diyerek kutsal bir kılıfa uyduruyorlardı.
‘Çaldığının bir kısmını tarikata bağışlarsan’ diyerek hırsızlığı mubah gösteren fetva riyakârlığına da şahit olduk.
Ama bütün bunlara rağmen korkulan oldu.
Seçimlerden sonra oluşan menfaat koalisyonu ve birbirlerini memnun kılan iktidarın bir tarafı yerel seçimlerle düştü.
Bu kayıp Merkezi Hükümetin anlayışını idare biçimini ve yerel iktidarın arpalıklara dönüşen yolsuzluk, yokluk ve yasaklardan oluşan mevcudiyetinin anlaşılmasına yol açan bir başlangıcı olmuş oldu.
‘Takke düştü kel göründü.’
Ayrıca birileri de ‘Kral Çıplak’ demeye başlayanların gerçeğini görmeye ve haykırmaya başlayınca her şey değişti.
Bu değişiklik Türkiye’nin her tarafında hissedilen ve zamanla artan bir etki yaratmaya başladı.
Bu etki de en çok Mersin’de hissedilir oldu.
Şimdi gelelim Mersin’e.
Ve Mersin’de oynanmak istenen oyuna.
Herkesin anlayacağı şekilde anlatalım. Tane- tane anlatalım.
Mart 2019 seçimlerinden sonra ne oldu? Ne oldu da MBŞB’nin yani Mersin Büyük Şehir Belediyesi Başkanı ve tüm çalışanları töhmet altına alınmak istendi?
Mersin’in coğrafyası mı değişti? İnsanları mı değişti? Siyasetçileri mi değişti? Hükümet mi değişti? Bakanlıkların görevleri, amirleri, yasaları, kanunları, yürürlük ve içtihatlar mı değişti? Ne değişti?
Bu soruları neden sorduğumu birazdan anlayacaksınız.
Anlaşılması içinde bir konuya dikkati çekerek devam etmek daha doğru olur. Her şey göründüğü gibi değildir. Bir gerçeği vardır. Bir de yansıması vardır. Bir olduğu gibi göstermek ve anlatmak vardır. Birde algı yaratarak amaç saptırmak ve yanıltmak hedeflenir.
Şimdi size bir masal anlatalım.
Bu masalıda anlatanın inanıp inanmadığını soralım.
Mart seçimlerinden Önce Mersin’de Vahap Seçer yönetimi, CHP iktidarı ve TERÖR suçlaması yoktu. Akdeniz Belediyesi’nin yönetiminde olan HDP’nin de idarede olduğu zamanlarda Millet İttifakı, Bay Kemal yâda Akşener veya Karamollaoğlu’nun bir aradaki ‘Zillet ittifakından’ da bahsedilmiyordu.
Ne vardı?
MBŞB Başkanı MHP’nin adayı ve sonrada ters düştükleri Burhanettin Kocamaz vardı.
Akdeniz Belediyesi’nde Açılım Sürecinde Beraber yer aldıkları HDP vardı.
Akdeniz Belediyesi’nin de Açılım Sürecinde yer alan her yerde fotoğraf veren AKP ile HDP siyasileri vardı. Ancak o günlerde bu durumun TBMM dışında yürütülmesinin bir sonuç getiremeyeceği er veya geç çıkmaza gireceğini başta CHP olmak üzere muhalefetin diğer partileri de belirtiyordu. Bunu hatırlamaya çalışalım.
(Devam Edecek)
