Hülya Gülmez’in Kültür Sanat köşesinde bu haftaki kıymetli konuğu Ebru sanatçısı Havva Genç.
BİZE BİRAZ KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ebru sanatı alanında “somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı” unvanına sahibim. 2015 yılından bu yana Ebru sanatı ile ilgileniyorum. Öğrenci olarak başladığım bu serüven, zamanla öğretici olarak devam etti; ancak öğrenciliğim hâlâ sürüyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Cilt Anasanat Dalı’nda doktora yapıyorum. Aynı zamanda atölye derslerime devam ediyorum. Ebru, kitap sanatları içerisinde yer alan bir alan olduğu için eğitimime onu destekleyen cilt sanatı üzerinden devam ediyorum.

EBRU SANATININ SİZDE OLUŞTURDUĞU ETKİ NEDİR? NEDEN BU SANATI SEÇTİNİZ?
Ebru sanatı, sadece estetik bir ifade biçimi değil, aynı zamanda manevi boyutu olan kadim bir Türk sanatıdır. Suyun, boyanın ve kâğıdın ahenkli dansıyla ortaya çıkan bu sanat, insan ruhuna pek çok yönden dokunur. Sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz, aynı zamanda derin felsefi ve manevi öğretileri de içinde barındırır.
Ebru yapmak ya da seyretmek bile kişiyi iç dünyasına doğru keyifli bir yolculuğa çıkarabilir. Ben Ebru yapana kadar açıkçası bu yönünü bilmiyordum. Yapmaya başladıktan sonra keşfetmeye başladım. Tekne başındayken zamanın nasıl geçtiğini fark edemiyorsunuz. Başta sadece bir sanatla ilgilenmek istemiştim ama sonrasında bu alanın bir derya deniz olduğunu anladım.

EBRU SANATININ MANEVİ YÖNÜ VE İNSAN RUHUNA ETKİSİ NEDİR?
Ebru sanatında kullandığımız tüm malzemeler doğaldır: Yoğunlaştırılmış suya “kitre”, boya olarak toprak boyalar, fırça olarak at kılı fırçalar kullanırız. Öd ve kâğıt da tamamen doğaldır. Bu, insanın fıtratına uygun, doğaya uyumlu ve ruhu besleyen bir bütün oluşturur.
Suyun, boyanın ve kâğıdın birleşerek tek bir eser meydana getirmesi, tasavvuftaki vahdet inancına yani her şeyin birliğine işaret eder. Boyalar evrendeki çeşitliliği temsil ederken, suyun üzerindeki uyum ilahi düzenin sembolü gibidir.
Ebru sanatçısı, bir noktadan sonra boyayı ve suyu tam anlamıyla kontrol edemez; kendini akışa bırakmak zorundadır. Bu da tevekkül, sabır ve teslimiyet öğretir.
Renklerin dansını izlerken zihin kaygılardan uzaklaşır. Her damla boya yeni bir form oluşturur ve bu formlar kalıcı değildir. Bu da hayatın geçiciliğini ve sürekli değişimi hatırlatır. Bu bilinç, hayata daha esnek bakmayı sağlar.

EBRU SANATININ DİĞER SANAT DALLARINDAN AYRILAN YÖNLERİ NELERDİR?
Ebru, eserlerin suyun yüzeyinde oluşturulduğu tek sanat dalıdır. Diğer sanatlar zemine boya uygularken, Ebru sanatı boyaların su yüzeyinde şekillenmesini esas alır. Fiziksel olarak benzersizdir; aynı ebrunun birebir kopyasını yapmak imkânsızdır.
Her damla, rüzgârın esintisi, havadaki nem hatta sanatçının nefesi bile deseni etkiler. Bu, her çalışmanın o ana ait olduğunu ve sanatçının ruh halini yansıttığını gösterir.
Ebru, “kontrollü serbestlik” anlayışıyla sanatçıyı teslimiyete yönlendirir. Sanatçıyla eser arasında ❝beraber yaptık❞ hissiyatı doğar.
SİZCE EBRUNUN “BENZERSİZLİK” VE “TEKRAR EDİLEMEZLİK” ÖZELLİĞİ GÜNÜMÜZÜN DİJİTALLEŞEN DÜNYASINDA NASIL BİR DEĞER TAŞIYOR?
Günümüz dünyasında her şey hızlı, kolay ve standart hâle geldi. Dijital üretim yaygınlaştı. Ancak Ebru sanatı bu ortamda farklı bir yerde duruyor.
Her Ebru eseri tek ve biriciktir. Dijital kopyası olsa bile, eserin ruhu ve dokusu taklit edilemez. Bu sanat, fiziksel temas gerektirir, emek ve sabır ister. Bu yönüyle insanı yavaşlatır, odaklanmaya ve ruhsal gelişime teşvik eder.
Ebru, sadece bir eser oluşturma süreci değil, aynı zamanda sanatçıyı sabır, teslimiyet ve sezgiyle yoğuran bir içsel yolculuktur. TEŞEKKÜRLER…
Ben teşekkür ederim. Bu kıymetli sanatın tanıtılmasına vesile olduğunuz için minnettarım.
