Acilhaber.net’te Kültür – Sanat Köşemizde bu hafta “BİR İNSANA DOKUNMAK” temalı
yazımızda Dr. Öğr. Üyesi Naci Edi konuğumuz…
– SAYIN HOCAM, KÖŞEMİZE HOŞ GELDİNİZ. SİZİ OKURLARIMIZA TANITMAK İÇİN KENDİNİZİ KISACA ANLATIR MISINIZ?
1968 yılında Çıldır’da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Erzurum’da tamamladım. 1996 yılında Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Heykel Anasanat Dalı’ndan mezun oldum. Üç yıl Millî Eğitim’de öğretmenlik yaptım. 1999’da Atatürk Üniversitesi Ağrı Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladım. 2007 yılında Ağrı Dağı Üniversitesi, ardından 2008’de Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünde görevime devam ettim.

2009-2011 yılları arasında Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Heykel Anabilim Dalı’nda yüksek lisansımı tamamladım. 2012-2018 yılları arasında Azerbaycan Nahçıvan Devlet Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde, Selçuklu Dönemi Nahçıvan ve Doğu Anadolu’daki mimari yapılarda bezeme ve süslemeler üzerine doktora çalışması yaptım. 2020-2024 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Plastik Sanatlar alanında sanatta yeterlik eğitimimi tamamladım.
Halen Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Resim-İş Öğretmenliği Anasanat Dalı’nda Dr. Öğr. Üyesi olarak görev yapmaktayım. Ulusal ve uluslararası 81 karma, 2 kişisel sergi açtım. 10 bildiri, 11 makale, 4 kitap bölümü yayınım ve 2 bilimsel proje çalışmam bulunmaktadır.
– SANATA DAİR DÜŞÜNCELERİNİZ NELERDİR?
Hint mitolojisinde geçen ❝Çizgiyi icat eden kişiye selam olsun❞ sözüyle başlamak istiyorum. Sanat, klasik anlayışta insanın iç dünyasının dışa vurumudur. Benim içinse sanat, özgürlüğün en saf biçimidir. Taklit anlayışından öteye geçerek, hayal gücünü ve düşünsel derinliği sanatın merkezine taşımalıdır.

Sanatın evrensel olduğu sıkça söylenir; fakat bence bu evrensellik, yalnızca teknik ve sunum açısından mümkündür. Duygular ve düşünceler kültüre bağlıdır. Bir Buda heykeli ya da Michelangelo’nun ‘Musa’sı bana duygusal anlamda bir şey ifade etmeyebilir. Sanatın toplumsal bir sorumluluk taşıdığına inananlardanım.
Toplum olarak binlerce yıllık birikime sahibiz; ancak bugün bu birikimi yeterince yansıtamıyoruz. Özellikle estetik kaygılardan uzak eserlerin çoğalması, sanatımızın gelişimini olumsuz etkiliyor.
– SAYIN HOCAM, HEYKEL BÖLÜMÜYLE YOLUNUZ NASIL KESİŞTİ?
Heykel sanatıyla ilk olarak lisans dönemimde tanıştım. Hocam Mustafa Bulat’ın yönlendirmesiyle heykel atölyelerine başladım. Görme engelli bireyler için yaptığım eserlerde bu sanatın anlatım gücünü keşfettim. Hacimsel anlatım diliyle farklı kesimlere ulaşabildiğimi gördüm ve bu beni derinden etkiledi.
– ÖZELLİKLE SİZİN YAPTIĞINIZ ÇALIŞMALARDA KULLANDIĞINIZ ÖZEL TEKNİKLERDEN BAHSEDER MİSİNİZ?
İlk yıllarda klasik tekniklerle çalıştım. Taş, ahşap, metal, kil gibi farklı malzemelerle üretim yaptım. Sanatta yeterlik eğitimimden sonra özellikle “Efemera” kapsamında kar ve buz heykellerine yöneldim. Bu geçici malzemelerle çalışmak, zamanla yarışmak gibidir. Erzurum, Rize/Çamlıhemşin ve Ağrı’da küratörlük ve katılımcı olarak yer aldım.
Küresel ısınma duyarlılığımla birlikte geçici sanatlara yöneldim. 2024 yılında Birleşmiş Milletler’in ❝Küresel Erime❞ ilanı bu çalışmaların önemini artırmıştır.

– ÇALIŞMALARINIZ VE FAALİYETLERİNİZ HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Lisans ve lisansüstü derslerin yanı sıra sanatsal faaliyetlere aktif katılıyorum. Sempozyum, konferans, workshop ve sergilerde yer alıyorum. Yılda 3-5 heykel üretebiliyorum. Kış aylarında kar ve buz heykelleri; bahar ve yaz aylarında doğa yerleştirmeleriyle çalışıyorum.
Ayrıca makale, bildiri ve kitap bölümleri yazıyorum.
– SON OLARAK ACİLHABER.NET OKUYUCULARINA NELER İLETMEK İSTERSİNİZ?
Bu fırsat için teşekkür ederim. Sanat, toplumların hafızasıdır. ❝Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa, hayat damarlarından biri kopmuş olur❞ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü sanatın önemini vurgular.
Toplum olarak sanatçıya değer verirsek, sanat da gelişir. İlhan Koman gibi değerli sanatçılarımızın ülkemizde üretebilmesi için uygun ortam sağlanmalı. Sanat, sadece estetik değil; psikolojik ve toplumsal gelişim açısından da vazgeçilmezdir.
Sanatı sevin, sanatı koruyun. Hoşça ve sağlıcakla kalın.

