TOPLUMDAKİ ‘ANNE’ ROLÜ

BELKIZ YAYLA

Anneler gününde hemen herkes, annesine olan sevgisini paylaşım yaparak gösterdi. Özellikle
çoğu bireyler, siteler “kutsal anne” ifadesini kullandı. Toplumda yer edinmiş bu söylemin
kadınlar üzerindeki etkisine değinmek istiyorum.

Gelenekçi cinsiyet rolleri maalesef anneliğe de yansımış durumda. Kız çocukları daha
küçükken, annelerinde gördükleri davranışları, büyüyüp anne olduğu zamanlarda da
sergilemeye başlıyor. Anneyi rol model alan bu çocuklara aşılanan “annelik kutsaldır” ifadesi
tüm hayatlarına işliyor. Toplumun ve içinde büyüdüğü evin kurallarını kendi çocuklarına
uyguluyor. Çünkü bilinçaltında ki anne; fedakar, güçlü, azimli, her zorluğa göğüs geren,
çocukları için saçını süpürge eden, yorulmayan, kendine ait ne bir özel alanı nede istekleri
olan adeta bir süper kahramandır. Anneliği bir rekabete dönüştüren bu algı; toplumda kim
mükemmel anne? Sorusuna karşı anneler, kendilerini kanıtlamaya çalışıyor. Bunu
kanıtlamaya çalışırken, kaygılı, stresli, kendi kendini sorgular hale geliyor. Bu süre zarfında
kendini tamamen unutuyor. Ne kadar yorulsa da “ben anneyim, böyle olmam gerek, tüm
anneler de aynı durumda” diyerek kendini teselli ediyor. Dış dünyaya karşı mükemmel olan
bu anneler, çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim kuramıyor. Onlarla verimli zamanlar geçiremiyor.
Böylece anne-çocuk arasındaki sevgi bağı zedeleniyor. Kuralcı, disiplinli, sıkıcı, çocuklara
baskı uygulayan bir anne oluyor.

Kadınlara ve eşlere normal gelen bu düşünce, zamanla bazı sorunlara sebep oluyor. Hatta
kadın kendi eşinden bile destek görmemeye başlıyor. Çünkü çocuk bakmak sadece annenin
görevi gibi gösterilmiş. Erkek, en ufak bir sorunda anneye eleştiri oklarını yöneltiyor; -Ne
biçim annesin? -Giyimine dikkat et, bir anne gibi davranmalısın. -Anne olmak kolay mı? -Sen
anneliği ne sanıyorsun? -Benim annem hiç böyle değildi? -Benim annem hiç şikayet etmezdi,
hepimize baktı büyüttü…vb. Bu anneler şimdi sağlıklı bir birey olarak evlatlarına nasıl
bakacak? Çevreden de sürekli başka annelerle bir kıyaslama yaşıyor. Çocuk bakmayı
bilmediğine vurgu yapılıyor. Psikolojik baskı altındaki bu kadınlar eziliyor. Ezildikçe yetersiz
bireylere dönüşüyor. Çocuğun, aile ve sevgi bağları zayıflayınca, çocuklar içine kapanan,
utangaç bireyler oluyor. Mutsuz annelerin ve mutsuz çocukların yaşadığı bir topluma
dönüşüyoruz. Bunları yapmak yerine annelerimize destek olsak, bu tür sorunlarında normal
olduğunu söylesek ve onların anneliğini sorgulamayı bırakırsak, çözüm kendiliğinden
gelecektir. Onlar evlatlarını en iyi şekilde yetiştirecektir.

Kız çocuklarına “annelik kutsaldır” demeyi bırakmalıyız. Biyolojik olarak anne olamayan
veya gerçekten çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlara karşı da saygı duymalıyız. Onları
ötekileştirmeyi bırakmalıyız. Özellikle biyolojik olarak anne olamayanlar, kendini topluma
karşı zavallı, aciz, yetersiz görmeye başlıyor. Söylemimizden dolayı bu kadınlarımızı
incitiyoruz. Toplumda ki her birey değerlidir sözünü unutmayalım. Görüşmek üzere…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu