RÖPORTAJ: FİKRET YALÇIN
Şiir, kimi zaman insanın kendisiyle kurduğu en içten konuşma, kimi zaman da hayata başka bir yerden bakabilme biçimidir. Kelimelerin ardında biriken duygular, yaşanmışlıklar ve düşünceler, şairin dünyasında yeni bir anlam kazanır. Avukatlık mesleğini otuz yıldır sürdüren, şiirlerini kitaplaştıran ve edebiyat çalışmalarını kültür-sanat alanındaki görevleriyle birleştiren Mustafa Asım Kahyaoğlu da yazmayı bir özgürleşme biçimi olarak görüyor.

“Gün Oldu”, “Gün’den Öte Gül’den Ziyade” ve “Lâl Sâki” adlı şiir kitaplarıyla edebiyat yolculuğunu sürdüren Kahyaoğlu’nun “Gün Oldu” kitabının Portekizceye çevrilerek Brezilya’da yayımlanması, şiirlerinin farklı dillerde okurla buluşmasına da kapı araladı.

Fikret Yalçın, Pinhan Kültür Sanat Derneği Genel Başkanı Av. Mustafa Asım Kahyaoğlu ile edebiyatın hayatındaki yerini, şiirlerinin oluşum sürecini, kitaplarını ve geleceğe yönelik yazınsal hedeflerini konuştu.
“EDEBİYAT YOLCULUĞUMDA HER KİTABIN AYRI BİR YERİ VAR”
Fikret Yalçın: Öncelikle sizi biraz daha yakından tanımak isteriz. Özgeçmişinizden ve edebî kimliğinizin arkasındaki insandan söz eder misiniz?
Mustafa Asım Kahyaoğlu: Aslen Karadağlı olup Sivas’a yerleşmiş bir ailenin ilk torunuyum. Öğretmen bir baba ile ev hanımı bir annenin ilk çocuğu olarak 20 Şubat 1968 tarihinde Sivas’ta dünyaya geldim.
1977’den itibaren ailece yaşamaya başladığımız Ankara’da, Merkez İmam Hatip Lisesi’nden 1986 yılında mezun oldum. Ardından iki yıl Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde okudum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1994 yılında mezun oldum. Otuz yıldır avukatlık mesleğini sürdürüyorum. 2024 yılından bu yana İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ndeki eğitimim devam ediyor.
2020 yılında “Mustafa Asım” ismiyle yazmaya başladığım şiirlerimi “Gün Oldu” (2023), “Gün’den Öte Gül’den Ziyade” (2024) ve “Lâl Sâki” (2025) adlarıyla kitaplaştırdım. “Gün Oldu” adlı kitabım, “Outro Dia” ismiyle Portekizceye çevrilerek Brezilya’da yayımlandı. Şiirlerimi ve seslendirmelerini kendi adımı taşıyan Instagram ve YouTube hesaplarımda paylaşıyorum. Ayrıca otuzdan fazla kitabın editörlüğünü üstlendim.
Pinhan Kültür ve Sanat Derneği Genel Başkanlığı, Hukuki Araştırmalar Derneği Genel Başkan Vekilliği ve Karadağ Platformu Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütüyorum.
1984 yılında lise yıllarında tanıştığım ve “Mutluluğumun Sebebi” dediğim Ayla Konca Kahyaoğlu ile 1992 yılında evlendim. Şamil Kaan, Muhammed Enes ve Oğuzhan Emir’in babasıyım.

“LÂL SÂKİ, DEMLENMİŞ DUYGULARIMIN KİTABI”
Fikret Yalçın: Şiir yazma heyecanınızın edebî yolculuğunuzdaki yerini nasıl tanımlarsınız? Üç şiir kitabınızın ardından masanızda yeni projeler var mı? Okurlarınızı gelecekte hangi çalışmalar bekliyor?
Mustafa Asım Kahyaoğlu: “Lâl Sâki”, üçüncü kitabım. Kendi ölçeğimde ustalık eserim diyebilirim. “Lâl Sâki”, demlenmiş duygularımın kitabıdır. “Gün Oldu” ve “Gün’den Öte Gül’den Ziyade” kitaplarındaki hamlıkların geride kalmaya başladığı zamanın adıdır “Lâl Sâki”…
Bundan sonraki hayalim ve niyetim, otobiyografik bir roman yazmak. Nasip diyelim…
“ŞİİRLERİMİN ÇOĞU GECENİN DEMİNDE YAZILDI”
Fikret Yalçın: Yazma serüveniniz nasıl başladı? Sizi beyaz sayfanın başına oturtan, düşüncelerinizi kelimelere dönüştürmeye yönelten temel dürtü nedir?
Mustafa Asım Kahyaoğlu: Yazma serüvenim yollarda başladı. Mesleğim nedeniyle gerçekleştirdiğim yoğun seyahatlerde özellikle geceler ve yollar beni düşünmeye ve yazmaya sevk etti. Neredeyse bütün şiirlerim gecenin deminde yazıldı. Bu yüzden yazdığım zamanlara ben “dem vakti” derim.

“GÜN OLDU, YAZMA SERÜVENİMİN ÖZETİDİR”
Fikret Yalçın: İlk yazılan eserler, bir yazarın hafızasında çoğu zaman özel bir yere sahiptir. İlk yazdığınız şiiri ya da metni hatırlıyor musunuz? Bugün o şiire baktığınızda neler hissediyorsunuz?
Mustafa Asım Kahyaoğlu: Elbette… İlk yazdığım şiir, ilk kitabıma adını veren “Gün Oldu” şiirimdir. “Gün Oldu”, esasında benim yazma serüvenimin özetidir. Bu yüzden özeldir.
“TAMAMEN ÖZGÜN ESERLER YARATMAYA GAYRET EDİYORUM”
Fikret Yalçın: Her şairin zamanla kendi sesini, üslubunu ve dilini bulma çabası vardır. Siz bu arayışta hangi şairlerden veya yazarlardan etkilendiniz? Edebiyat dünyasından destek gördünüz mü?
Mustafa Asım Kahyaoğlu: Yazılarımda ve şiirlerimde kimseden etkilenmedim, esinlenmedim. Tamamen özgün eserler yaratmaya gayret ediyorum.
“YAZMAK KANATLANMAKTIR”
Fikret Yalçın: Kitaplarınızı, şiirlerinizi ve bugüne kadarki edebî yolculuğunuzu düşündüğümüzde, yazmanın hayatınızdaki karşılığı nedir? Yazmak sizin için yalnızca bir anlatım biçimi mi, yoksa kendinizi ve hayatı yeniden keşfetmenin bir yolu mu?
Mustafa Asım Kahyaoğlu: Yazmak, benim dünyamda özgürleşmektir. Yazmak kanatlanmaktır; göğe yükselip yerdeki kendini izlemektir. Suyun üzerinde yürümek, dipte kendini görmektir.
Nesimi’ce bir ifadeyle:
“Kah çıkarım gökyüzüne, seyrederim bedenimi, kah inerim yeryüzüne, seyreder hayalim beni.”
