Kazanlılı üreticilerden Fikret Yardım, girdi maliyetlerinden yakınarak, “1 ton naylon alıyorum 55 bin lira. Bir bidon gübre bin 200 lira, ben nasıl kazanacağım? Bittik artık, beter etmişler bizi. Artık paspas olmuşuz” diyerek yakındı.
Türkiye’de çiftçiler bu yıl tüm zamanların en yüksek seviyesini gören tarımsal girdi maliyetleriyle mücadele ederek üretim yapmaya çalışıyor. Enflasyon, hayat pahalılığı ve dövizdeki dalgalanmayla birlikte artan maliyetlerin altında ezilen çiftçiler, her geçen gün tarımsal üretimden kopuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, Türkiye’de 2009 yılında 1 milyon 16 bin 692 çiftçi varken, bu sayı 2021’in Haziran ayı itibarıyla 541 bin 346’ya düştü. Ülkenin birçok yerinde olduğu gibi Mersin’de her geçen gün çiftçiler üretimden vazgeçiyor.

“TARLAYA GİDİP DE BİR ŞEY YAPMAYA GÜCÜMÜZ KALMADI”
Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı mahallesinde biber üretimi yapan çiftçiler, artan maliyetlerin altında ezilirken, kimisi tarlasını satıyor, kimisi farklı ürünlere yöneliyor. Kazanlı’da 50 yıldır üretim yapan 75 yaşındaki çiftçi İbrahim Yardım, üretim hayatı boyunca en kötü dönemi yaşadığını dile getirdi. Artan girdi fiyatlarının altından kalkamadıklarını belirten Yardım, “120 liraya aldığımız ipleri şimdi 800 liraya alıyoruz. Biz nasıl bu işin altından kalkacağımızı bilmiyoruz. Bir kadın yevmiyesi 90 lirada 160 lira oldu. Bu işin sonu ne olabilir? İkide bir ekrana çıkarlar sebze pahalı deyip dururlar. Tarım Bakanı altın kafeste büyümüş. Ne anlasın tarımda? Hiç çizme giyip eline kürek almış mı? Gelsin bir baksınlar çiftçinin masrafı nedir? Naylon olmuş 52 lira” dedi. Çiftçinin sonunun geldiğini söyleyen Yardım, “Demir altından daha pahalı oldu. Bu sene Kazanlı’da en azından 200 dönüm örtüsüz mal kalacak. Diğer sene tarlalar satılır. Nasıl geçineceğim? Artık tarlaya gidip de bir şey yapmaya gücümüz kalmadı. Eskiden her şey ucuzdu. Biz de ucuza satıyorduk, para kazanıyorduk. 95’e kadar çiftçi para ile yoğuruldu, sora bitti iş. Borçlarımı ödemek için dönümlerce tarla sattım. Emekli maaşıma bile zam alamadım. Çiftçi bitti” ifadelerini kullandı.

“BETER ETMİŞLER BİZİ”
Çiftçi Fikret Yardım ise, mallarının öleceğini ve elinden hiçbir şey gelmediğini belirtti. Yardım, “Benim buraya ilaç koymam lazım ama koyamıyorum. İlaç almaya gideceğiz ama çok yüksek. Bugün temsilen 10 liralık bir ilaç ertesi güne 15 lira oluyor. Dolar bazında yükseliyor. Düştüğünde ziraatçiler bize düşürmüyor ama ne ilacı ne gübreyi, aynı sabit fiyat kalıyor. Bir bidon gübre bin 200 lira, ben nasıl kazanacağım? Keza naylon 55 lira naylonun kilosu, ben nasıl edeceğim naylonu, bittim artık. Çekemeyecek durumdayım. 1 ton naylon alıyorum 55 bin lira. Ben nasıl kazanacağım? İşçi parası, devlet bize yaptı 107 liradan 167 lira yaptı yevmiyeleri. Nasıl kazanacağım, günü birlik 10 işçi var bende. Çürümem var. İnan devlet öyle bir şey yapmış ki beter etmişler bizi. Artık paspas olmuşuz” şeklinde konuştu.
“MALİYETİMİZİ BİLE KARŞILAMIYOR”
500 bin lira borcu olduğunu dile getiren Yardım, “Ben bunun altından nasıl kalkayım? Market ve sera arasında çok fark var. Üretici kazanmıyor. Arabulucu kazanıyor. Gelsinler bizim yerimize yapsınlar bu işi. Biber yok ya. Ben bu biberi 15-20 gün bekleyeceğim de 200 gram biber alacağım. 10 dönüm yerim var topladığım 100-150 kilo. Maliyetimizi bile karşılamıyor. Mecburen çarkı çevirmeye çalışıyoruz, çocuklarımıza ekmek getirmek için” dedi. Çocuklarını çok zor imkânlarla okutmaya çalıştığını söyleyen Yardım, “Donlar zaten bizi mahvetti. Çoğu üretici zarar gördü, yüzde 90 zarar var burada. Sadece Kazanlı bölgesinde 15 milyon lira bir zarar rahat var. Fidelerimiz öldü. Hepsi çürüyor. Mazot aynı keza, günden güne zamlanıyor. Artık at arabası bulursak ona bineceğiz. Bisiklete bineceğiz onu alacak paramız da kalmadı” şeklinde konuştu.

“ÜRETİCİ PARA KAZANMIYOR”
6 yıldır çiftçilik yapan Kemal Güner de biberin gelirinin maliyeti karşılamadığını ifade etti. Artık bunun yapılacak bir iş olmadığını belirten Güner, “1 dönümün yıllık kazancı 10-15 bin lira artık. 10 dönüm arazide bile 150 bin lira. Son 2-3 yıldır biri ben çiftçilikten para kazanıyorum diyorsa bence sadece yanılsama üzerine konuşuyor. Şu an tek kazanan fideyi satan fideciler, ürünümüzü alan komisyoncular ve bize bu bitkinin büyümesi için yardımcı olan ziraatçiler, üretici para kazanmıyor. Marketteki fiyatları görüp sanıyorlar ki üretici de böyle kazanıyor. Üretici bu kadar kazanmıyor. Raflarda 15-20-30 civarında fiyatlar, ama benim satışım 7,5-8 lira. Bizim enflasyonumuza bakacak olursanız mazot ve benzin fiyatına bakın; geçen yıl mazot 7,20 iken şu an mazot ya da benzin 15,20 lira. Dolara endeksli ama enflasyonumuz da yüksek oluyor. Şu an enflasyon yüzde 90’larda, TÜİK raporlarında yüzde 30 diyorlar ama o da bir yanılsama” diye konuştu.
“AKILLARA ZARAR BİR ARTIŞ VAR
Geçen yıl bir çuval gübreyi 130 liraya alırken, şu an bin 300 bin 400 liraya aldığından bahseden Güner, “Yüzde yüz bir artış var ve bu da akıllara zarar bir artış. 100 liraya aldığımız bir başka gübre bugün 850 lira. Bu da bizim üreticiye büyük zararlar veriyor. Bu yıldan itibaren biberden vazgeçiyorum. Yerine yan tarafa avokado ektim, bu serayı da komple mango yapmayı düşünüyorum. Bir dönüme 56 ağaç dikmeyi düşünüyorum. 56 ağacın dört yıl sonraki getirisi 56 bin lira. 56 bin lira kazanmıyorum biberden yıla vurduğunuzda. Artık bunları üretmeyi düşünmüyoruz, biber, patlıcan, domates yetiştiriciliğinden avokado ya da mangoya gidiş var. Toplam maliyetim 40 bin liraya yakın ama benim elime geçen para 15 bin lira” dedi.

Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.
Yorum Yap