Mersin Tabip Odası, işyeri hekimliği yetkisinin Türk Tabipler Birliği’nden (TTB) alınması ve işyeri hekimlerinin artan sorunlarına dikkat çekmek için basın açıklaması gerçekleştirdi. Hekimler, artan sorunlara “Artık yeter!” dedi.
Oda adına açıklama yapan Mersin Tabip odası Başkanı Nasır Nesanır, işyeri hekimlerinin ücretlerinin tarihin en düşük seviyesine gerilediğine dikkat çekti. Çalışma şartlarının olağanüstü ağırlaştığını ve iş güvencesinin ortadan kalktığını aktaran Nesanır, “Maaşlarımız düzenli ödenmiyor. SGK primlerimiz OSGB’ler tarafından eksik yatırılarak geleceğimiz gasp ediliyor. Kullandığımız araç ve akaryakıt harcamaları ile bilgisayar ve internet gibi giderleri kendimiz ödemek zorunda kalıyoruz. İzin hakkımızın kısıtlandığı, bakanlık tarafından yerinde ve etkili denetimlerin yapılmadığı, ama en önemlisi de mesleki bağımsızlığımızın her geçen gün erozyona uğratıldığı bir ortamda çalışmaktan yıldık, yorulduk” dedi.
“14 BİN HEKİM SORUNLARI ANLATMAKTAN YORULDU”
340 bin işyerinde görev yapan 14 bine yakın işyeri hekiminin sorunları anlatmaktan yorulduğunu, artık bir çözüm istediğini vurgulayan Nesanır, “ İşyeri hekimliği uzmanlığının şartlarını ve gelecek perspektiflerini konuşmak yerine yoksulluk sınırını zorlayan ücretlerimizi, emeklilikte bile çalışmak zorunda bırakılmamızı, bir işyerinden diğerine hatta bir ilden diğerine işimize yetişmek için uğraşmamızı, yolda geçirdiğimiz süreleri çalışmadan saymayan bir kâr anlayışını, kiralanan diplomalarla emeğimizin çalınmasını konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun nedeni işçi sağlığını basit bir maliyet unsuru olarak gören ve alanı piyasalaştıran patronlar ve onların temsilcisi siyasi iktidardır” ifadelerini kullandı.
“KAYBETTİĞİMİZ CANLAR UMURLARINDA DEĞİL”
Ankara Ticaret Odası’na bağlı OSGB patronları ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın OSGB’lerin geleceğini konuşacakları toplantıya sağlık örgütlerinin davet edilmediğini, toplantıda işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının başka meselesi yokmuş gibi en büyük sorun olarak işyeri hekimlerinin ücretlerini ve çalışan işçi sayısına göre hesaplanan çalışma sürelerinin uzunluğunu görüştüklerini söyleyen Nesanır, “Her yıl iş cinayetlerine kurban verdiğimiz binlerce can ve onların aileleri; bir türlü tanınmayan, görülemeyen meslek hastalıkları umurlarında bile değil. Oysa ülkemiz, ölümlü iş kazalarında Avrupa’da birinci sırada yer almaktadır. Meslek hastalıklarını teşhis edemiyoruz. Çünkü etmek istemiyoruz. Maalesef işçi sağlığı hizmetleri temel bir insan hakkı, sosyal devletin olmazsa olmaz şartı ve işverenlerin mutlak sözleşme borcu olarak değil, basit bir maliyet unsuru olarak görülüyor” şeklinde konuştu.
“YETKİLERİ İADE EDİN”
Sağlık piyasasının, patronların insafına bırakılmış ve kamusal özünden koparılmış durumda olduğunu öne süren Nesanır, Sağlık ve Çalışma Bakanlıklarına çağrıda bulunarak, şöyle devam etti: “Ücretlerimizi düşürmeyi, işçiye ve iş ortamını düzeltmeye ayırdığımız ve zaten yetersiz olan süreyi kısaltmayı aklınızdan dahi geçirmeyin tam aksine hizmet sürelerimizi arttırın. Mesleki bağımsızlığımızın, iş güvencemizin, özlük haklarımızın, çalışma koşullarımızın önündeki en büyük engel olan, kaderimizi patronların insafına terk eden politikaların değişmesi için meslek örgütümüz ile görüşerek, işçi sağlığı hizmetinin kamusallığını da göz önünde bulunduracak gerekli düzenlemeleri hayata geçirin. Meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği’nin elinden aldığınız yetkileri iade edin. Böylece sorunlarımızın çözümü için bir başlangıç yapabilirsiniz. Böyle bir başlangıç biz işyeri hekimlerinin, iş güvenliği uzmanlarının, işyeri hemşirelerinin ve doğal olarak işçilerin yararına olacaktır.”
