Çağının tanığı gazeteci olarak, çocukluğumdan başlayarak uzun yıllar beğendiğim kişilerin başarısını, örnek davranışlarını, gazetelerde okudum, radyolarda dinledim, TV ekranlarında izledim, sosyal medya kanalıyla takip ettim; bu kişilerle ilgili inanılmaz ölçüde çok uzun ince gözlem yaptım,
Politikacı, doktor, tiyatrocu, aktör, yazar, sinema sanatçısı mühendis, mimar, fabrikatör, şov yıldızı, popüler müzisyen, heykeltıraş, medya mensubu, gazeteci, köşe yazarı, ressam, televizyon yıldızı, futbolcu, din insanı, iş insanı, çiftçi, Türk Halk Müziği, Türk Sanat Musikisi sanatçısı vs…
…
O insanlarda uzun yıllar boyunca aradığım şey şuydu; işlerini sürüden farklı olarak sıfır hata yüzde yüz başarıyla yapıyordu…
Her davranışta toplumun önünde yürüyüp, koşuyorlar, iyi insan, iyi yurttaşa örnek oluyordu…
Onlara güvenin arttıkça daha derin ve daha çok bilgi sahibi olunca her alandaki üstünlüklerine inandıklarımı gözlemeye devam ettim…
Bu kişiler hem özel yaşamları, hem mensubu olduğu kurum ve kuruluşlardaki işleriyle ilgili yapıp ettikleri bana göre gerçekten insanüstü boyuttaydı; bireysel olarak olağanüstünün çok ötesinde, çok üstünde, sanki bu evreni aydınlatsın diye gönderilmiş şahane kişiler olarak değerlendirdim…
Her adımlarını, her türlü etkinliklerini takip ettiğimde de, içimden kendi kendime;
Çok harika,
Çok güzel
Çok şahane,
Çok eşsiz,
Çok muhteşem,
Çok kalıcı çalışıyorlar,
Tarih ve zaman bu kişileri mutlaka ölümsüzler arasına kayıt edecektir diyordum…
…
Yıllar boyunca gözlemleyip “TAMAMN OLDU; BU İŞ ANCAK BU KADAR YAPILIR BRAVOOOO ” dediğim o kişilerin insanüstü çabalarına ve emeklerine olmaz ama bir zerrecik katkım olsun diye: her gördüğümde takdir ve teşekkürlerimi iletmek istedim; zaten pek çoğuna da ulaşmam hayal bile değildi…
Ayrıca bazen mektupla, arada bir günümüzde sosyal medya aracılığıyla olumlu düşüncelerimi takdir ve teşekkürlerimi iletmek istedim…
Gözümde zamanla devleştirdiğim ileride gönlümün zirvesindeki kahraman ilan edeceğim bu kişilerle ilgili düşüncelerimi açıklayıp tam karar verdiğim günlerde küçük bir yanlışını gördüğüm, ya da ekranlarda izlediğimde;
-Abdulkadir biraz daha bekle zaman tanı, belki yanlış görmüşümdür, yanlış değerlendirme, zamanla kendini mutlaka düzeltebilir, biraz daha gözlemle,
-Zamanın örsünde olayların çekiciyle iyice dövülüp olgunlaşsın, dayanıklıları biraz daha artsın, yaptığı işlerinde, emsalsizlik ve büyüklüklerine beni iyice inandırsın,
Belki kendince doğru yaptığına inandığı, ama benim hata olarak gördüğüm durumunu düzeltir, diye daha uzun ömürlü incelemek için kendime sınırsız zaman tanıdım…
…
İçinden geldiği kültürü, yaşı, dini, cinsi, inancı, dili, ırkı, sosyal konumu, siyasi gücü, ekonomik varlığı, mesleği ne olursa olsun, hedefimde ve gelecekte gönlümün zirvesine yerleştirmeyi arzu ettiğim kahraman adayı gözlemlemeyi aralıksız olarak sürdürdüm…
Bir yıl,
İki yıl,
On yıl,
Kırk yıl belki de daha fazla halada gözlediğim sayısız kahraman adaylarım var vs…
…
Tam en yüksek puan verip o kişiyi gönlümün kalıcı zirvesindeki kahramanım diye yerleştirmem için yaşadığı ve gördüğüm her an, her hareketine uzaktan bile olsa o kişiye içimden şöyle dedim;
-Sen benim gönlümün zirve kahraman adayımsın aman ne olur yanlış yapma,
-Aman bulunduğun yükseklikteki çitanı hep orada tut dikkatle koru, sakın aşağılara düşürme,
-Seninle ilgili olarak düşüncemde büyüttüğüm, düşüncemin zirvesindeki kahramanım olma hayallerimi sakın ola yıkmaya kalkma,
-Ömrüme seni aralıksız izledim, sana manevi gönlümü ve ümitlerimi bağladım, beni yanıltma, kahramanım olmaya bir adımın kaldı,
-Özel yaşamın, her alanda yapıp ettiklerinle hayranım, sen muhteşemsin lütfen gözümden düşme, ne olur yaşam grafiğini aşağılara çekme,
-Gönlümün zirvesindeki kahramanım yakında sen olacaksın ona göre davran, sıfır hata, yüzde yüz başarılı olmanı istiyorum,
…
Bunları içimden kendi kendime söyledikten sonra gönlümden içimden şunlar geçerdi;
-Sana gönülden bağlıyım,
-Beni lütfen yanıltma,
-Benim hayallerimi yıkma,
-Hayallerime sakın zarar verme,
-Seni düşüncelerimde sürekli büyüttüm,
-Gözümde sakın küçülme, daha da çok büyü,
-Hep takdir ettim, daima alkışladım
-Hep çağdaşlarından daha üstün yere koydum,
-“ÜSTÜN İNSAN” olarak gönlümün geçici zirvesindeki kahraman yerinde sana makam ayırdım…
-Hep öyle hep yüksekte orada kal,
-Bir santim bile aşağıya düşme lütfen,
-Hep gözümde büyük ol, büyük kal,
-Hep gönlümün en eşsiz en vazgeçilmez kahramanı ve düşüncelerimin zirvesindeki eşsiz kişi olmayı sürdür,
-Sakın aşağılara düşme, karakol, adliye, cezaevi ile hiçbir ilgin olmasın,
-Hep gönlümdeki zirvede ayırdığım yerinde kahramanım olarak kal,
-Hep gönlümün “ÜSTÜN İNSANI” ol, hep o zirvemde yaşa,
-Benim gönlümün zirvesindeyken eğer aşağılara düşeceksen hayata veda et sadece bende efsane olman bile yeterli,
-Peşinden bir iki damla onurlu biçimde gözyaşı dökeyim,
…
Ömrüm boyunca her adımını, her etkinliğini, her davranışını adeta nefessiz izleyip gönlümün zirvesine yerleştirdiğim, vazgeçilmez,
Kahramanım olarak adayım olarak tanımlayıp, öyle gördüğüm insanların ne benden, ne de gönlümdeki yerlerinden hiçbir zaman haberleri bile yoktu, olmadı, olmaz olmayacakta,
Gözümde ve gönlümde büyüttüğüm bu adaylarlaa hiçbir zaman asla karşılaşmadım
Onlarda aynı ortamda asla bulunmadım elini asla sıkmadım
Ama sadece uzaktan gönülden beğenerek, hem ekranlarda, hem gazetelerde, hem sosyal medyada görevini en iyi yapan, en kusursuz çalışan ve topluma aklın lokomotifliği yapan “ÜSTÜN İNSAN” sayıp gönlümdeki zirveye aday yapmaya çalıştım,
…
Böylece gönlümde büyüttüğüm, ölünceye kadar da benim gönlümün zirvesindeki kahramanım olacaksın dediğim,
Yıllarca her etkinliğini, her nefesini, saygı ve sevgiyle mitinglerini, canlı konserlerini izlediğim
Gönlümün kahramanlık adayı yaptığım bu kişilerin çoğu zaman içinde maalesef gözümden düşüp yerlere serildiler… Tarih ve zaman isimli iki ölümsüz bilgenin sahneden silip attığı gönlümün zirvesine yerleştirmeyi planladığım ama yaşam grafiğini aşağılara çekip, üstün başarısız olunca da kendilerine bir daha dönüp bakmadım…
Kimi bir adi ve basit suça karıştı,
Kimi uluslararası yasadışı işlere bulaştı,
Kimi skandallarla makamından uzaklaştırıldı,
Kimi gönüllü olarak zirveye koşma enerjisini yitirip gözümden kayboldu,
Kimi kirli ve kanlı çalıntı paraya köle oldu,
Kimi tam gönlümün zirvesindeki kahramanım sensin diye oraya yerleştireceğim anda yok oldular,
Gönlümün zirvesini terk edenlerin akıbetlerine gelince;
Kimini zorlu ve acımasız rakipleri zorladı,
Kimi yine kendinden güçlülerce entrika, hileyle, ayak oyunlarıyla,
Kimi askeri darbeyle,
Kimi politik entrika ve ayak oyunlarıyla,
Kimi yönetemediği parası nedeniyle yoksullukla,
Kimi hastalıkla yok olup gittiler…
…
Şu anda 73 yaşındayım; gönlümün zirvesindeki ölümsüz kahramanı olması için çocukluğumdan beri çok farklı bakıp, üstün başarılı bulduğum, akıllı işler yapanları nefes almadan ömür boyu izledim…
Ama diyebilirim ki ömrümü gözlemleyerek adadığım, “GÖNLÜMÜN ZİRVESİNDEKİ KAHRAMANIM SENSİN” Benim için bu gezegene gelmiş, geçmiş en “ÜSTÜN İNSANSIN” diye farkında olmasalar bile uzaktan bağrıma basacaktım… Hatta bu konuda kendinin haberi olmasa bile öyle onurlandıracaktım… Maalesef gönlümün zirvesinde ebediyen/yaşadığım sürece kalabilecek kahraman ilan edebileceğim, ÜSTÜN İNSAN nın yeri maalesef boş, bomboş;
Hayat hala devam ediyor; kim bilir, belki ömrümün son yıllarına doğru gönlümün zirvesindeki yerini alabilecek bir ya da birkaç kahramana belki rastlayabilirim…
Hayatı, insanları, onların yapıp ettiklerini aralıksız olarak izlemeyi sürdürüyorum… Bazı adaylar var, onların yanlış yapmamaları için dikkatle titizlikle gözlemliyorum…
Sizin gönlünüzün zirvesindeki kahramanınız kim?
ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026
