Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ekmen, çiftçinin feryadını Meclis’e taşıdı

Pamuk ve mısır üreticileri perişan… DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet

Pamuk ve mısır üreticileri perişan…

DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, pamuk ve mısır çiftçilerinin feryadını Meclis’e taşıdı. Ekmen, “Kur Korumalı Mevduat yerine, Çiftçi Koruma Sistemi Getirilmelidir” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM’de (Türkiye Büyük Millet Meclisi) gerçekleştirdiği basın toplantısında pamuk ve mısır çiftçilerinin sorunlarını gündeme taşıdı. Pamuk ve mısır fiyatlarının çiftçilerin maliyetini bile karşılamadığını söyleyen Ekmen, pamuk ve mısırın tarlada kaldığını ve çiftçilerin topraklarını terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekti.

 

“ÇİFTÇİMİZ GÖZ GÖRE GÖRE ZARAR ETTİRİLİYOR”

Türkiye’nin yıllık 2 milyon ton pamuğa ihtiyacı olduğunu anlatan Ekmen, “Bu pamuk çırçır, tekstil, yağ, yem ve kağıt sanayilerinde ham madde olarak kullanılıyor. Yerli pamuk çiftçimizin yıllık üretimi ise 1 milyon ton civarında. Fakat gelin görün ki yerli çiftçimiz Türkiye’nin pamuk ihtiyacının sadece yarısını üretmesine rağmen pamuk fiyatlarının düşük olması sebebiyle büyük zarar ediyor. Ülkemizde ithal pamuk desteklenirken, kendi çiftçimiz göz göre göre zarar ettiriliyor” dedi.

“DESTEKLEMELER YETERSİZ” VURGUSU

Ekmen, “Geçtiğimiz yıl Çukobirlik 42 randımanlı pamukta kilo başına 21 TL fiyat verdi. Çiftçilerimiz bu sene giderek zamlanan mazot ve gübre gibi maliyetlerin altında ezilmemek adına 2023 yılı için kilosunu 25,5 TL’ye ürettiği pamukta satış için 25 TL fiyat bekliyordu. Fakat gelin görün ki Çukobirlik bırakın zam yapmayı, fiyatı 21 TL’den 18,5 TL’ye düşürdü. Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Sayın Engin Yeşil’in belirttiğine göre, pamukta fiyat 29 TL olmazsa gelecekte pamuk üretimi noktasında ciddi sıkıntılar yaşayacağız. Fakat bugün bırakın 29 liraya satıp kar elde etmeyi, çiftçimiz pamuğunu maliyetine bile satamaz halde. Pamukta fiyatlandırmanın yanında, çiftçiye verilen destekler de büyük önem taşıyor. Çiftçinin girdi maliyeti olan mazot 40 lira, gübre 15-20 lira olmuşken, pamuk üreticisine verilen fiyat fark desteği iki yıldır kilo başına 1,6 TL olarak sabit bir şekilde duruyor. Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Sayın Süleyman İskenderoğlu’ndan aldığımız bilgiye göre, pamukta fiyat fark desteğinin kilo başına en az 5 TL olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“ÇİFTÇİ PAMUĞU ZARARINA SATIYOR”

Pamukta karşılaşılan bir diğer sorunun ise yerli üretimin değil, ithalatın desteklenmesi olduğunu vurgulayan Ekmen, ülkemizdeki yerli pamuk üretiminin yıllık 1 milyon ton ile ihtiyacımızın yarısını karşılayacak düzeydeyken, bu orandan daha fazlasının Özbekistan, Kırgızistan ve Yunanistan gibi ülkelerden ithal edildiğini hatırlattı. Ekmen, “Bizler ithalat ve serbest piyasa karşıtı değiliz. Fakat ithalat, yerli üretimden daha ucuzsa mantıklıdır, ancak ithal ürün, yerli üreticimizin mahsulünden daha pahalıysa ve özellikle ithalat tercih ediliyorsa burada daha farklı bir durum vardır. Bugün yerli pamuğun kilosu 1,6 dolar iken, ithal pamuğun kilosu 2 dolar civarındadır. Peki soruyorum: Diyarbakır’da, Şanlıurfa’da çiftçimiz pamuğunu zararına satmak zorunda bırakılırken, biz neden Yunanistan’dan 158 bin ton pahalı pamuk ithal ediyoruz? Kendi çiftçisi çile çekerken, yurtdışından daha pahalıya mal ithal etmeyi hangi sözle izah edebiliriz?” diye sordu.

“MISIR ÜRETİCİLERİ KOMİSYONCULARIN İNSAFINA KALDI”

“Çiftçilerimizin feryat ettiği bir diğer mesele ise mısır fiyatlarıdır” diyen Ekmen, konuşmasına şöyle devam etti: “Geçtiğimiz yıl Tarım Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) kilosunu 5,7 TL’ye aldığı mısırın bu seneki alım fiyatı, üretim maliyetindeki yüzde 120 civarındaki artışa rağmen, yalnızca yüzde 5 oranında artarak 5,7 TL’den 6TL’ye çıkmıştır. Çiftçilerimizin kilosunu 8,5 TL’ye ürettiği mısırın TMO tarafından satın alım fiyatının ede ede 6 TL etmesi, çiftçilerimizi umutsuzluğa sürüklemektedir. Mısır üreticileri mahsullerini en azından maliyetlerini çıkaracak bir fiyata satmak istiyorlar. Ancak depo doluluğu sebebiyle mahsullerini TMO’ya 6 liradan bile satamayan çiftçilerimiz, serbest piyasada komisyoncuların insafına kalıyor. Geldiğimiz noktada, mısır çiftçisi eğer mahsulünü TMO’ya satabilirse kilogram başına 2,5 TL zarar ediyor. Depolarda hala geçen senenin mahsulü dolu olduğu için TMO alım yapamıyor. Serbest piyasaya yönelen çiftçilerimiz kilogram başına 3 TL zararla mısırını veriyor ve komisyoncuların vicdanına kalıyor. Lisanslı depoculuktaki eksiklik sebebiyle çiftçi mısırını koyacak yer bulamıyor, eğer silo yoksa mısır bozulur arkadaşlar. Geldiğimiz bu durum, bizlere yine tarımda planlama eksikliğini hatırlatıyor. Mısıra verilen destek yeterli şöyle dursun, adeta çiftçiyle dalga geçildiğini bize gösteriyor. Soruyorum sizlere, geçtiğimiz 7 yıl boyunca enflasyon ve döviz kuru ne kadar arttı? Milli paramız belki 10 kat değer kaybetti, fakat mısır üreticilerinin aldığı destek geçtiğimiz 7 yılda bir kuruş bile artmadı. Mısır üreticilerinin aldığı destek, kilogram başına 3 kuruş. 3 TL değil, 30 kuruş değil arkadaşlar, tamı tamına 3 kuruş ve bu rakam 7 senedir değişmiyor.”

“ÇİFTÇİ KORUMA SİSTEMİ GETİRİLMELİ”

Mısır çiftçisine verilen desteklerin artırılması gerektiğine dikkat çeken Ekmen, “Yoksa sadece çiftçilerimize değil, bütün milletimize yazık olacak. Çarşıda pazarda fiyatların düşmesini istiyorsak, çiftçi desteklenmelidir. Başladığından beri KKM uygulaması için yapılan ödeme 125 milyar dolar iken, 2023 senesinde çiftçiye verilen desteğin 2,2 milyar dolar olması, bu hükumetin çiftçiye karşı bakışının adeta bir vesikasıdır. Kur Korumalı Mevduat yerine, Çiftçi Koruma Sistemi getirilmelidir” şeklinde konuştu.

 

YAPILMASI GEREKENLERİ TEK ANLATTI

Ekmen son olarak, “Pamuk ve mısır çiftçilerini kurtarmak için yapılması gerekenler bellidir” diyerek bunları sıraladı: “Çiftçiye verilen destek artırılmalı ve girdi maliyetlerinin artışının yükü hafifletilmelidir. Fiyat fark desteği pamuk çiftçisi için kilogram başına 5 TL, mısır çiftçisi için ise uygun bir fiyata çekilmelidir. Unutmayalım ki çiftçiye verilecek destek, sofralarımıza ve ceplerimize yansıyacaktır. Çiftçilerimiz, ithalata ezdirilmemelidir. Eğer ülkemizde yetişen mahsul eğer ithal maldan daha ucuzsa kendi çiftçilerimiz mahsulü tercih edilmelidir. Türkiye’nin yılık 2 milyon ton olan pamuk ihtiyacı, Türk çiftçisinin ürettiği pamuktan karşılanmalıdır. Dışardan döviz ile pamuk ihtiyacı karşılanmamalıdır. Çünkü dışarıdan pamuk ithalatına giden o para, çiftçimizin alın teri ve emeğidir. Mutlaka sözleşmeli ve kooperatifleşmeyle örgütlü tarımsal üretime geçilmelidir. Çiftçilere Düşük faizsiz krediler verilmeye devam edilmeli, doğal afetlerden, doğal şartlardan kaynaklı ürün zararları durumunda çiftçinin kredi borcu tamamen sıfırlanmalıdır. Sulama desteği ve gübre desteği önemsenmelidir. Çiftçilerimizin gübre maliyetinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalıdır. Çiftçilerimizin aldığı mazotun ÖTV’sinin yüzde 50’si geri ödenmeli, eğer mümkünse hiç ÖTV alınmamalıdır. Lisanslı depoculuk artırılmalı, çiftçilerimizin mahsulü zayi olmamalıdır. Tarımda planlama eksikliğinin yarattığı sorunlar yüzünden çiftçilerimiz büyük sıkıntı çekmekte, ürün arzında dengesizlik yaşanmaktadır. Acilen tarımda planlama için yeni bir sistem kurulmalıdır.”