Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Köy Enstitüleri’nin eksikliği hissediliyor”

Eğitim-Sen Mersin Şubesi Eğitim Sekreteri Müzeyyen Kara, Köy Enstitüleri pratiğinin

Eğitim-Sen Mersin Şubesi Eğitim Sekreteri Müzeyyen Kara, Köy Enstitüleri pratiğinin eksikliğinin, eğitim sisteminin büyük bir çöküşün eşiğinde olduğu günümüzde çok daha yakından hissedildiğine dikkat çekerek, Köy Enstitüleri tarafından hayata geçirilmeye çalışılan toplumcu ve aydınlanmacı eğitim felsefesinin tüm eğitim kurumlarında uygulanması için verdikleri mücadelenin devam edeceğini söyledi.

(ACİL HABER)-Eğitim-Sen Mersin Şubesi, Köy Enstitüleri’nin 83. Kuruluş Yıl Dönümü nedeniyle “Düşünen tohum, konuşan toprak: Köy Enstitüleri” adlı basın açıklaması ve slayt sunumu gerçekleştirdi. Sendika binasında gerçekleştirilen etkinliğe Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül ile eğitimciler katıldı. Sendika adına basın açıklamasını Eğitim Sekreteri Müzeyyen Kara okudu. Kara, öncelikle 6 Şubatta Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremlerde, on binlerce insanımızın öldüğü, yüzbinlerce insanımızın yaralandığı, milyonlarcasının başka illere göç ettiği bir dönemde olduğumuzu hatırlattı. Depremlerin doğal afet olduğunu vurgulayan Kara, “Ancak iktidar sözcülerinin ‘Yüzyılın Felaketi’ dediği depremlerde yaşanılanı, Yüzyılın İhmali, Yüzyılın Organizasyonluğu olarak gördüğümüz bir kez daha belirtmek istiyoruz. Böylesine zor bir dönemde, Köy Enstitüleri’nin 83. kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz” dedi.

“TÜRKİYE TARİHİNDE ÖNEMLİ BİR YERE SAHİP”

Köy Enstitüleri’nin kuruluşu hakkında bilgi veren Eğitim Sekreteri Kara; Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişiminde belirleyici roller oynayan ve 17 Nisan 1940 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde Köy Enstitüleri’nin kurulduğunu ifade etti.  Türkiye nüfusunun yüzde 80’inden fazlasının köyde yaşadığı, ülke nüfusunun büyük bölümünün okuma yazma bilmediği bir dönemde, ‘Eğitim üretim içindedir’ şiarını ilke edinerek kurulan Köy Enstitüleri’nin üretime ve kalkınmaya yönelik öğrenimi temel alan önemli ve tarihsel bir deneyim olarak Türkiye’nin tarihinde önemli bir yer aldığına vurgu yapan Kara, “Köy Enstitüleri kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alarla ilgili gerekli insan gücünü yetiştirmek için kurulan temel eğitim kurumları olmuştur. Köy Enstitüleri deneyiminin ülkenin öğretmen yetiştirme sistemine yaptığı somut katkılar, aradan geçen zamana rağmen günümüzde de hatırlanmaktadır. Bugünün siyasi iktidarı tarafından hedef haline getirilen ve eğitim biliminin temeli olan laik ve karma eğitim sistemine dayanan Köy Enstitüleri’nde okutulan derslerin yüzde 50’si kültür, yüzde 25’i tarım ve yüzde 25’i de teknik derslerden oluşmuştur” şeklinde konuştu.

“BİLİMSEL, DEMOKRATİK VE LAİK EĞİTİM ANLAYIŞI BENİMSENMİŞ”

“Toplumcu bir anlayışla kurulan Köy Enstitüleri’nin aynı zamanda tarım işler ve sağlık ocakları olarak toplumsal işlevler görmüş, çeşitli tohum ve tarım araçlarının ilk denemeleri bu okullarda yapılmıştır” diyen Kara, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yapısının oluşumuna çok değerli katkıları olan Köy Enstitüleri pratiğinin eksikliği, eğitim sisteminin büyük bir çöküşün eşiğinde olduğu günümüzde çok daha yakından hissedilmektedir. Köy Enstitüleri’nin zengin ders içeriği, benimsediği öğretmen yetiştirme ve eğitim modelinin ne kadar önemli ve değerli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Günümüzde ise laik ve bilimsel eğitime yönelik tehditler artarken, okullarımız dini vakıf ve derneklerin kuşatması altına alınmış, öğrencilerimiz bizzat Milli Eğitim Bakanlığı eliyle cemaat ve tarikatların kucağına itilmiştir ve her olağan üst durumda  zaktan eğitime geçilmiştir. Eğitim emekçileri sağlıklı koşullarda çalışamamakla birlikte çeşitli kategorilere ayrılarak, esnek, güvencesiz ve angarya çalışma kıskacına alınmaktadır. Köy Enstitüleri’nin en önemli özelliklerinden birisi, günümüz Türkiye’sinin bir türlü kurtulamadığı eleştirmeyen, sorgulamayan, ezbere dayalı ve sınav merkezli eğitim sistemine değil, gerçek anlamda öğrenci merkezli, öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenme sürecini ilke edinen bir eğitim-öğretim ortamı yaratmayı hedeflemiş olmasıdır. Eleştiren, sorgulayan bireyler yetiştirmeyi hedefleyen Köy Enstitüleri’nde ezberci değil, analitik düşünen, bilimsel, demokratik ve laik eğitim anlayışı benimsenmiştir. Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun üzerinden 83 yıl geçmiş olmasına rağmen, dönemin zor koşullarındaki eğitimin niteliği ile günümüz Türkiye’si arasında olumsuz anlamda çok büyük farklar olması düşündürücüdür.”

“MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİMİZİN BİLİNMESİNİ İSTİYORUZ”

Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu zorlu koşullar ve uluslararası dinamiklerin etkisi sonucunda Köy Enstitüleri soğuk savaş politikalarına kurban edilip kısa süre içinde kapatıldığını söyleyen Kara, açıklamasını şöyle tamamladı: “Köy Enstitüleri’nin kapatılmasını takip eden süreçte, özellikle 1950’li yıllarda bu önemli eğitim deneyimi önce yatılı öğretmen okullarına, ardından yatılı okullara, sonra da normal lise eğitimine yayılarak zaman içinde işlevsiz hale getirilmiş ve hızla etkisizleştirilmiştir. Köy Enstitüleri’nin kapatılması, Türkiye’nin çağdaş, laik ve bilimsel değerlerle buluşması ve aydınlanma sürecinin ciddi anlamda kesintiye uğramasına neden olmuştur. Geçmişte Köy Enstitüleri’ni kapatan ve yarattığı tüm olumlu izleri silmeye çalışanlar, bugün laik bilimsel eğitime savaş açarak, karma eğitim karşıtı uygulamalara göz yumarak eğitim sistemini iktidarın ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirmek istemektedir. Eğitim Sen olarak, 83. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıktığımızı bir kez daha ifade ediyor, Köy Enstitüleri tarafından hayata geçirilmeye çalışılan toplumcu ve aydınlanmacı eğitim felsefesinin tüm eğitim kurumlarında uygulanması için mücadelemizi sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.”