Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İşçiler istifaya mı zorlanıyor?

Rojdan DEMİR-DİSK AR’ın SGK verilerinden yararlanarak hazırladığı rapora göre işverenlerin

Rojdan DEMİR-DİSK AR’ın SGK verilerinden yararlanarak hazırladığı rapora göre işverenlerin kıdem tazminatı ödememek için işçileri istifaya zorladığı ileri sürüldü. Diğer bir veriye göre ise 2021 yılında işten çıkarılan işçilerin yüzde 84’ü kıdem tazminatını alamadı.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) SGK verilerinden yararlanarak hazırladığı rapora göre 2021 yılında işten çıkarılan işçilerin yüzde 84’ü kıdem tazminatını alamadı. Ayrıca sözleşmesi feshedilen çalışanların yarısı istifa etmiş gibi gösterildi.

SGK verilerine göre 2015 ve 2021 arasında işverenler tarafından SGK’ye toplam 124 milyon 90 bin işten çıkış bildirgesi verildi. Raporda bu durumun hayatın olağan akışına aykırı göründüğü belirtilerek “Bunun temel nedeni işçilerin sürekli girdi çıktı yapılarak çalıştırılmasıdır. Böylece işçiler kıdem tazminatını hak etmeyecek bir nedenle ya işten çıkarılıyor ya da istifası alınıyor” denildi. İşten çıkış bildirgelerinde işçinin istifasının ilk sırada yer aldığı belirtilen raporda Kod-3 olarak da bilinen ‘işçinin istifası’ ile işten ayrılanların sayısının 53 milyon 569 bin olduğu belirtildi. Bu durumun işçinin kıdem, ihbar tazminatı ve işsizlik ödeneğinden yararlanamaması anlamına geldiği vurgulanarak, “Bu nedenle işten çıkış bildirgelerinin yarısından fazlasını işçinin kendi isteğiyle belirsiz iş sözleşmesinin feshini oluşturması beklenir bir durum değildir” denildi.

“KIDEM TAZMİNATINA SALDIRI YENİ DEĞİL”

Konuyla ilgili Tanık Haber’e konuşan DİSK Genel İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, kıdem tazminatına saldırının yeni bir saldırı olmadığına dikkat çekti. İşçinin kıdem haklarının Türkiye’de her gelen hükümet tarafından göz konulmuş bir hak olduğunu öne süren Göksoy, “Bazı kurumlarda yüzde 84’ünün kıdem tazminatı almadan işten çıkarılması aslında çıkarılmaya dönük bir uygulama var. Bu uygulamaları nasıl yapılıyorlar: 12 aydan az çalıştırılarak, kıdem hakkı kazanmadan, ondan sonra işverenlerin birçoğu istifaya zorluyorlar. Bunun yanı sıra kayıt dışı istihdam var. Kıdem tazminatı hak ettiklerinden daha düşük alınıyor” dedi.

“İŞÇİLERİ İŞTEN ÇIKMALARI İÇİN ZORLUYORLAR”

SGK’dan elde ettikleri verilerde birçok çelişkinin gün yüzüne çıktığına işaret eden Göksoy, “Son 7 yılda 124 milyon işten çıkış bildirgesi verilmiş SGK’ya. 2021 yılında sigortalı işçi sayısı 16 milyon, işten çıkış sayısı ise 18 milyon. Yani buradaki çelişkiyi görebiliyor musunuz? İşten çıkış sayısı işe giriş sayısından fazla. Bu demektir ki; kuralsız, güvencesiz, sudan bahaneler ile zorlayarak ve kıdem tazminatını hak etmeden girdi çıktı yaparak bunları engellemeye çalışıyorlar ve bu engellerle beraber kıdem tazminatı sıfırlanmaya çalışılıyor. Bu sebepledir ki işçileri işten çıkmaları için zorluyorlar. Bu zorlamaların ardında tabi ki işçiler kaybettiği hakları mahkeme yolu ile de geri dönüyorlar kazanıyorlar ama buradaki uygulamanın amacı 12 ayda iş giriş çıkışı yapıp böylelikle kıdem tazminatı hakkını engellemeye çalışıyorlar. Hak kazanımının önüne geçmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

“TAZMİNATTA CİDDİ KAYIPLAR YAŞANIYOR”

Kıdem tazminatına hak kazanmış kişilere dahi tavan ücreti belirlediklerini ve işçinin tavan ücretinin üzerinde kıdem tazminatı alma şansı olmadığını söyleyen Göksoy, “Onun için kıdem tazminatını almaya hak kazanan işçiler de bu tavan uygulaması ile berber onlarda hak kaybına uğruyorlar. Ama burada asıl uygulamak istedikleri şey; biliyorsunuz Türkiye’de bu asgari ücret ne demek en az ücret demektir. Türkiye artık asgari ücreti normalleştirmeye yönelik bir çalışma yürütüyor. Yani asgari ücret artık bu ülkede normal bir ücret haline dönüştürmeye çalışıyorlar. Bu da ne demektir, asgari ücretin normal bir ücret gözüyle bakılıyor olması demek; kıdem tazminatının daha düşük alınması demektir. Yani bu asgari ücret uygulaması ile beraber işçiyi daha fazla hak kaybına uğrattığı gibi tazminatta da ciddi kayıplar yaşayabiliyorlar” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE KURALLI VE GÜVENCELİ ÇALIŞMA SİSTEMİ YOK”

Türkiye’de kurallı, güvenceli denetimli bir çalışma sistemi olmadığını belirten Göksoy, “Türkiye’de işçiden çok sermeden yana holdinglerden yana işverenlerin çıkarları düşünülerek hareket ediliyor. Doğal olarak da yasaları da düzenledikleri zaman veya düzenlemeye çalıştıkları zaman işçiden, emekçiden, çalışandan üretenden yana değil sermayeden yana bir tavır seyrediyorlar. Türkiye’deki iktidarlar işverenden besleniyorlar. İşverenler ile ortak oldukları için korumaları kendileri için normal ama bize göre anormal bir durum değil” dedi. İşçilerin sürekli tehdit altında, her an işten atılabilir, işsizliğin, yoksulluğun her geçen gün arttığı bir ülkede kapıda binlerce işsizin olduğunu söyleyerek, işçileri işleriyle terbiye etmeye çalışan bir anlayış olduğunu ve bu anlayışın ortadan kalkması gerektiğini vurgulayan Göksoy, işçilerin emeğine, alın terine sahip çıkmaları gerektiğini kaydetti.

“İŞÇİLERİN KADERİNİ İŞVERENLERİN VE SİYASETÇİLERİN ELİNE BIRAKMAYACAĞIZ”

İşçilerin haklarının işverenlerin iki dudağının arsına veya siyasetçilerin ağızlarında çıkacak tek bir kelimeye bırakılacak bir konu olmadığının altını çizen Göksoy, şöyle devam etti: “İşçilerin kaderini ne siyasetçilerin ne de işverenlerin ağızlardan çıkacak laflara bırakacak değiliz. Emeğin sömürülmesine asla müsaade etmeyiz. Tekrar söylüyorum; şu anki iktidarın anlayışı işverenden yana takınılan tavırdır. İşverenden yana verilen yasalardır. Biliyorsunuz ki grevleri dahi yasakladılar ve bu ülkenin en tepesindeki adam işverenlerle olan toplantısında ne dedi ‘Siz neden korkuyorsunuz, siz neden tedirgin oluyorsunuz? Biz grevleri dahi yasakladık’ diyebildi bütün Türkiye’nin önünde. Biz de işverenden yana değil, çalışıp üretenden yana bir tavrın sergilenmesi konusunda bir tutum sergileyeceğiz ve bununla beraber kıdem tazminatımızın gasp edilmesine işçilerimizin kuralsız güvencesiz çalıştırılmasına izin vermeyeceğiz. İşçilerin kaderini sermayedarların ve siyasilerin eline bırakmayacağız.”