TÜİK’e göre Türkiye’deki işsizlik oranları gerilerken, devletin bir diğer kurumu olan İŞKUR’a göre işsizlik yükseldi. İŞKUR ve TÜİK yine birbiriyle çelişti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayı işsizlik verilerini açıkladı. TÜİK’e göre, ağustosta dar tanımlı işsiz sayısı bir önceki aya göre 100 bin kişi azalarak yüzde 9,6 yani 3 milyon 312 bin kişi oldu. Bu oran işsizlikte Mart 2014’ten beri en düşük seviye oldu ve 4 yılda sonra ilk kez tek haneye indi. Geniş tanımlı işsizlik ise bir önceki aya göre yüzde 2,6 azalarak yüzde 19,8 oldu. İŞKUR’a göre kayıtlı işsiz sayısı son bir yılda 3 milyon 194 binden 3 milyon 343 bine çıkarken, TÜİK’e göre 3 milyon 872 binden 3 milyon 312 bine geriledi. Kısacası, TÜİK, İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin hepsini, işsiz olarak kabul etmedi. DİSK-AR tarafından hesaplanan geniş tanımlı işsiz sayısı ise 7,3 milyonu aştı.
İşsizlikle ilgili DİSK AR tarafından yayımlanan raporda, “TÜİK’e göre resmi işsizlik tek haneye düşse de geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 20’ye yakın! İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayıları kayıtlara, TÜİK’in işsizlik verileri ise ankete dayalı olarak hesaplanmaktadır. İki kurumun metodolojileri farklı da olsa İŞKUR tarafından aylık istatistik bültenlerinde açıklanan kayıtlı işsiz sayıları işsizliği anlamamız açısından önemli göstergedir. Olağan seyirde İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayılarının TÜİK’in işsiz sayılarına yansıması beklenir. Ancak uzun bir süredir iki kurumun işsiz sayıları arasındaki farklar birbirinden zıt bir eğilim izlemektedir” denildi.

Konuyla ilgili gazetemize konuşan DİSK Genel İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “İŞKUR ile TUİK arasındaki çelişki şudur; İŞKUR kendine başvuru yapan işsiz sayısına göre orantılama yapıyor. İŞKUR’un yaptığı bu. TÜİK ise daha çok talimatla çalıştığı için bu işsizlik orantılarını düşürerek çalışma yapıyor. Türkiye’de ki gerçeklik ortadadır. Türkiye’de ki işsizlik oranı DİSK’in de belirttiği gibi 7,3 milyonun üzerinde. Şimdi bunu gizlemekle farklı farklı açıklama yapmak ile kapatamayız” dedi.
“İŞKUR’A BAŞVURMAMIŞ BİNLERCE İNSAN VAR”
Rakamların sadece TÜİK değil, İŞKUR’un da çok üstünde olduğunu ve İŞKUR’a başvurmamış binlerce işsiz olduğunu belirten Göksoy, “Diyelim ki İŞKUR’a başvuru yaptınız mevsimlik işçi alanlar var, belli zamanlar için işçi alırlar. Bir firma sağlıkçı istedi, 3-6 aylık çalışma süreci var. İŞKUR o işçiyi gönderdiği zaman işli insan sayıyor. Kalıcılık arz etmeyen kısa süreli, geçici işleri dahi işe girmiş çalışan gibi değerlendiriyor. Rakamların düşük çıkmasının bir diğer sebebi de budur. Bizler kalıcı olmayan ve süreli olan işleri işsiz olarak sayıyoruz. İŞKUR ise bu 3 aylık 6 aylık iş süreçleri işli saydığı gibi birde kendine başvuru yapma oranında işsizliği değerlendiriyor. Türkiye’de ki işsizliğin hepsi İŞKURA bağlı değil ki, birçok insan İŞKUR’un varlığından dahi haberi yok” diye konuştu.
“İŞSİZLİK KANAYAN BİR YARA”
Türkiye’deki işsizlik sorununun kanayan bir yara olduğuna dikkat çeken Göksoy, Türkiye’nin, işsizlik sorunu çözülmediği sürece, işsizler ordusuna her geçen gün yeni yeni işsizler katıldığı sürece ekonomik, kültürel, sosyal anlamda çok da ileriye gitmesinin beklenemeyeceğini söyledi. Binlerce üniversite mezununun belediyelerin işçi kolunda çalışmak zorunda bırakıldığını aktaran Göksoy, “İşsizlik rakamlarının gizlemelerinin sebebi de iş istihdamı yaratamıyorlar. Holdinglerin sermayenin iktidarı oldukları için işçiden emekçiden yana bir plan ya da programları yok. Neden; çünkü iktidarda sermayeden besleniyor. Sermayeden beslendiği için birbirini besliyorlar. Yani işçi emekli diye bir dertleri yok. Oysaki bu ülkenin kalkınması için bu ülkenin genç dinamiklerinin iş kadroların da olması lazım çalışması lazım üretmesi lazım ki ülke kalkınsın. Ama şua anki mevcut iktidarın böyle bir derdi olduğunu hiç de sanmıyoruz” ifadelerini kullandı.
“İŞSİZLİĞE KÖKTEN ÇÖZÜM GEREK”
İşsizlik sorununa köklü bir çözüm yapılması gerektiğinin altını çizen Göksoy, şöyle devam etti: “Özelleştirmelerin taşeronlaştırmaların bu rantın ortadan kalkması gerek. Her şey devlet destekli olarak yürütülmelidir. Bu devletin satılmadık bir kurumu kalmadı. Ucuz emek dediğimiz en ucuza işçi çalıştırmak, en fazla parayı kazanma imkanı sağlamak tek amaçları bu. Bu kafayla işsizlik önlenmez. Ama bunlar devletin elinde olsaydı denetimli kurallı şirketler olacaktı ve işsizliği önleyecekti. Ama siz kalkıp sermayeye peşkeş çekerseniz devletin kurumlarını başkalarına satarsanız onlarda haliyle kendine göre bir dizayn yapar. En az işçi ile nasıl iş yapabilirim nasıl daha fazla kazanabilirim düşüncesi ile hareket eder.”
“KAYNAKLARIMIZ VAR”
Bu ülkede herkese yetecek iş, aş ve istihdam alanları olduğunu belirten Göksoy, “Bizim yer altı yer üstü kaynaklarımız var. Üç tarafımız denizler ile çevrili bir ülkede yaşıyoruz limanı, balıkçılığı, sanayisi ve tarımı itibari ile son derece zenginiz. Yeter ki bu ülkenin kaynakları doğru çalıştırılsın doğru işletilsin emin olun ki bu ülkenin nüfusunun 3 katı yetecek kadar istihdam alanı da ver gelir kaynağı da var. Yeter ki doğru yönetecek, doğru düşünecek işçisi ile emekçisi ile üretimden yana bir anlayışın olması ile bu olacak. Başka türlü köklü bir çözüm olmayacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.
