Mersin’de bir grup Halkevi üyesi, artan yoksulluk ve hayat pahalılığına karşı alanlara inerek, “Derdimiz basit, derdimiz ortaktır. Geçinebilmek, barınabilmek, ısınabilmek, beslenebilmek yani kısacası insanca yaşayabilmek istiyoruz” diye haykırdı.
(ACİL HABER) – Mersin Halkevi üyeleri, Atatürk Caddesi’nde bir araya gelerek “Artan yoksulluk ve hayat pahalılığını” protesto etti. Barınma beslenme ve ısınma sorunlarının ele alındığı eyleme, Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy ve bazı STK temsilcileri de destek verdi. “Bizden çaldıklarınızı geri alacağız” pankartı açılan eylemde “Krizin yükü patronlara”, “Susmak yok direniş var”, “Sağlıklı beslenmek istiyoruz”, “Zamlara hayır insanca yaşamak istiyoruz”, “Milyonlar aç milyonlar işsiz yere batsın düzeniniz” sloganları atıldı. Basın açıklaması yapan Halkevleri GYK Üyesi Çiğdem Serin, yoksulluğun ve hayat pahalılığının ülkede büyük sorun haline geldiğini söyleyerek, “Hangi tarafa baksak, kiminle konuşsak, bir avuç patronun ve yandaşın dışında hepimizin ortak sorunu geçim derdidir. Ancak bu sorun ya seçim malzemesi haline getirilip oy devşirmenin aracı olarak kullanılmakta ya da birtakım yardımlar ve vaatlerle geçiştirilmektedir. Bizlerse bu sorunun siyasi, ekonomik ve toplumsal nedenlerini ortaya koyarak somut çözümlerin ne olduğunu göstermek istiyoruz” diye konuştu.
“BARINAMIYORUZ, BESLENEMİYORUZ, ISINAMIYORUZ”
Çiğdem Serin, ülkede ciddi bir barınma krizinin, gıda krizinin ve enerji krizinin olduğunun altını çizerek, “Önümüz kış ayları. Birçok insan kirasını ödeyememekle karşı karşıya ve evsiz kalmak zorunda kalacak. Birçok insan gıda krizinden kaynaklı yeterince beslenemiyor. Bunun en ileri örneği okullarda beslenme yetersizliği yüzünden derslerde bayılan öğrencilerdir. Evlerde kombiyi açmadan ya da en düşük düzeyde yakarak oturuyoruz, dolayısıyla ısınamıyoruz. Ve aldığımız ücretler bunların hiçbirini düzeltmeye yetmiyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2023 yılı asgari ücreti bir oldu bittiye getirilerek, bir avuç azgın azınlığın çıkarları doğrultusunda 8 bin 500 TL olarak açıklandı. Bu miktarı sırtlarındaki küfeyi gerekçe göstererek açıklayanlar bu ülkede yaşayanların en az yarısının geçim derdini görmezden gelerek tercihini bir kez daha sermayeden yana yapmıştır. Onların sırtlarındaki küfe şirketlere nasıl servet akıtacaklarını düşünmektir, bizlerin ise insanca yaşayacak bir koşul oluşturmaktır” ifadelerine yer verdi.
“KALICI ÇÖZÜMLER GELİŞTİRİLMELİDİR”
Bu şartlar altında önümüzdeki kış aylarında halkın derdine çözüm olacak acil adımların atılmasına dikkat çeken Serin, “Asgari ücret belirlenirken açlık sınırı değil 4 kişilik hane halkının yaşam maliyeti veri kabul edilmelidir ve asgari ücret insanca yaşayacak bir seviyeye çekilmelidir. Kiralar denetlenmeli ve bölgeye göre üst sınır getirilmelidir. Her okulda, öğrencilere günde bir öğün ücretsiz yemek verilmelidir. Bu adımlar halkın yaşadığı yoksulluğun en ağır düzeylere ulaşmasının önüne geçmek için acilen atılmalıdır. Ancak sorun bununla bitmemektedir. 20 yıllık AKP iktidarı boyunca uygulanan piyasacı, neoliberal politikalar ülkemizde yaşanan çöküntünün, krizin, yoksulluğun, hayat pahalılığının asıl kaynağıdır. Halkın elinde hak olarak ne varsa özelleşmiştir ve bu yüzden temel haklarımıza fazladan paralar ödeyerek ulaşmak zorunda kalıyoruz” açıklamalarında bulundu.
“SOSYAL KONUT KALICI ÇÖZÜMDÜR”
Serin, Mersin’de kiralık ev bulma zorluğuna vurgu yaparak, “Konut sorununda acil olarak yapılması gerekenin kiralara üst sınır getirilmesi olduğunu söyledik. Ancak bununla birlikte hala devletin belirlediği zam üst sınırından daha fazla zam yapan ev sahiplerinin de denetlenmesi ve bunun için kiracıların da dahil olduğu denetleme mekanizmaları kurulması gerekmektedir. Bununla birlikte sosyal konut kalıcı çözümlerden birincisidir. Ancak açıklanan sosyal konut projeleri sosyal olmaktan uzaktır ve emekçileri kent dışına sürmenin birer aracı halindedir. Dolayısıyla emeğiyle geçinen insanların kent merkezlerinde de yaşayabileceği şekilde sosyal konut üretilmelidir. Ayrıca konut vergisi birden çok eve sahip olanlarda ev sayısı arttıkça arttırılmalı ve bu sayede konut bir yatırım aracı olmaktan çıkarılmalıdır” şeklinde konuştu.

“KAMUSAL BİR DÖNÜŞÜME İHTİYACI VAR”
Asgari ücretin dört kişilik hane halkının ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmesi ve insanca yaşayacak bir düzeye çekilmesinin enflasyona ve pahalılığa karşı geliştirilecek önlemlerden biri olduğunu belirten Serin, “Ancak asıl sorun ücrete bağımlılıktır. Yani temel hakların piyasalaşması. Halk sağlığa, eğitime, enerjiye, gıdaya, barınma hakkına ulaşmakta ciddi paralar ödemek zorunda kalıyor. Bu temel hakların ya parasız ya da cüzi miktarlarda paralar verilerek ulaşılması sağlanmalıdır. Bunun yolu kamulaştırmadan ve kamusal dönüşümden geçmektedir. Eğitim ve sağlık gibi en temel ihtiyaçlarda, okulların ve hastanelerin çoğu hala kamu kuruluşu gibi gözükmesine rağmen içeriği piyasacı ve gerici bir dönüşüme tabi tutulmuştur. Ortaya çıkan sonuç; randevu alamadığımız hastaneler, ilaç bulamamak, şehir hastaneleri gibi projelerle sağlık kuruluşlarının kent merkezlerinden taşınması ve sağlığa ulaşamamaktır. Bu yüzden sağlığın, sağlık kuruluşlarının halkın ihtiyaçları gözetilerek, sağlık emekçilerinin katılımıyla kamusal bir dönüşüme ihtiyacı vardır” dedi.
“DERDİMİZ ORTAKTIR”
“Derdimiz basit, derdimiz ortaktır! Geçinebilmek, barınabilmek, ısınabilmek, beslenebilmek yani kısacası insanca yaşayabilmek istiyoruz” diye konuşan Serin, bu konuda atılması gereken acil adımlar ile birlikte gerekli kapsamlı dönüşümlerinde yapılabileceğine dikkat çekerek konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin kaynakları bütün bunları yapabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bunu yapabilmenin temel şartı bir avuç patronun çıkarını değil halkın çıkarını öne koymaktır. Halka şirin gözükeyim, ama esas olarak patronların çıkarlarını temel alayım diyenler bu adımları atamaz, ikisi bir arada olamaz. Tam da bu yüzden bunu gerçek anlamda gerçekleştirecek tek güç halkın örgütlü gücüdür! Tam da bu yüzden herkese çağrımızdır, örgütlü ve bir arada mücadele etmemiz gerekiyor. Kendi sorunlarımızı kendimizin konuşacağı, kendimizin talep edeceği, kendimizin çözeceği bir hareket kurmamız gerekiyor. Bu yüzden ‘Bizden çalınanları geri alacağız’ diyoruz ve bu mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.”
Acilhaber.net MEİGDER Üyesidir.