Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Depremle birlikte eğitim sistemi de enkaz altında kaldı!”

Eğitim-Sen’in yılsonu raporunda deprem bölgesinde bulunan öğrencilerin ve öğretmenlerin büyük

Eğitim-Sen’in yılsonu raporunda deprem bölgesinde bulunan öğrencilerin ve öğretmenlerin büyük bir kısmının depremden zarar gördüğü ve bununla birlikte can veya mal kayıplarının meydana geldiğine dikkat çekilerek “Yaşanan depremler sonucunda eğitim sistemi de büyük ölçüde enkaz altında kalmıştır” ifadelerine yer verildi.

(ACİL HABER)-KESK’e (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) bağlı Eğitim-Sen (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) ‘2022/23 Eğitim-Öğretim Yılı Sonunda Eğitimin Durumu’ adlı rapor yayınladı. Raporda, 14 milyon kişinin yaşadığı geniş bir bölgeyi etkileyen ve ağır bir yıkıma neden olan K. Maraş merkezli depremler nedeniyle, başta depremden doğrudan etkilenen kentlerde yaşayanlar olmak üzere, tüm yurttaşlar tanımlanması olanaksız acılarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Depremle birlikte sadece binalar değil, ülkenin yönetim rejimi, ekonomisi, doğaya ve bilime meydan okuyan, tamamen ranta dayalı kentleşme politikalarının da yerle bir olduğunun savunulduğu raporda, “Böylesine büyük bir yıkımın yaşanmasının asıl nedeninin halkın can ve mal güvenliğini değil, sermayenin ihtiyaçlarını önceleyen rantçı politikaları benimseyen merkezi ve yerel yönetim anlayışı olduğu açıktır. Deprem bölgesinde bulunan öğrencilerin ve öğretmenlerin büyük bir kısmının depremden zarar görmüş, can veya mal kayıpları meydana gelmiştir. Yaşanan depremler sonucunda eğitim sistemi de büyük ölçüde enkaz altında kalmıştır” denildi.

“OKULLAR DEPREME DAYANIKLI HALE GETİRİLMELİ”

“Deprem bölgesinde toplam 12 bin 550 okulda; 4 milyona yakın öğrenci eğitim görürken sadece devlet okullarında çalışan öğretmen sayısı 210 bindir. Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı 56 bin 259 eğitim kurumunun yüzde 21’i, ülkedeki tüm öğrencilerin yüzde 21,4’ü, öğretmenlerin yüzde 19,1’i depremin yaşandığı 11 ilde bulunmaktadır. Resmi verilere göre depremden etkilenen illerde örgün, yaygın eğitim ve barınma hizmetleri dahil 5 bin 24 özel öğretim kurumunda 555 bin 938 öğrenci/kursiyer faydalanmaktadır. Deprem bölgesindeki 16 üniversitede yaklaşık 380 bin öğrenci ile 45 bin akademik ve idari personel eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etmektedir. Bu bölgelerde bulunan mülteci öğrenci sayısı ise 358 bin 376’dır” şeklinde bilgilerin verildiği rapor, şöyle devam etti: “2007’de yürürlüğe giren Deprem Yönetmeliği’nden önce yapılan okul sayısı 31 bin 307’dir. 2011-2022 yılları arasında sadece 5 bin okul (yüzde 16’sı) depreme dayanıklılık testinden geçirilmiş, bu sürede bin 500 okul depreme dayanıklı olmadığı için yıkılmıştır. Güçlendirme yapılan okul sayısı ise sadece 2 bindir. Jeoloji Mühendisleri Odası’nın hazırladığı deprem raporuna göre Türkiye genelinde 4 bin 159 okul fay hatları üzerinde yüksek tehlike alanları içinde bulunmaktadır. Yüksek deprem riski altındaki bölgelerde yer alan okulların acilen taşınması gerekmektedir. Deprem felaketi sonrasında ülke çapında başta okullar ve kamu binaları olmak üzere, yapıların depreme ne kadar dayanıklı olduğu tartışmaları başlamıştır. Deprem sonrasında başta büyükşehirler olmak üzere, pek çok ilde depreme dayanıklı olmayan okulların tespiti yapılmış ve çok sayıda okulun yıkılarak yeniden yapılmasına karar verilmiştir. Depreme dayanıklı olmayan okulların yıkılarak yerlerini dayanıklı yapıların yapılması başta öğrenci, veli ve eğitim emekçileri olmak üzere, toplumun ortak istediğidir. Ancak özellikle büyükşehirlerde arazisi değerli olan kimi okulların depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle başka yere taşınması bahane edilerek, tamamen rant amaçlı kullanılmasının hedeflendiği görülmektedir. Deprem nedeniyle tahliye edilen tüm okulların mevcut yerinde yeniden inşa edilmeli, ülke çapındaki tüm okullar depreme dayanıklı hale getirilerek sağlıklı ve güvenli okullarda eğitim öğretime devam edilmesi sağlanmalıdır.”

“DEPREM BÖLGELERİNDE ALINACAK ÖNEMLERE DİKKAT ÇEKİLDİ”

2021-22 öğretim yılı verilerine göre deprem bölgesinde 5-17 yaş grubunda yaklaşık 203 bin 483 çocuğun eğitim dışında kaldığının vurgulandığı Eğitim-Sen’in raporunda ayrıca yapılan araştırmaların okulla bağı zayıflayan çocukların, afet sonrasında da eğitime dönmeme olasılığının arttığına dikkat çekildi.  Raporda, “Doğal afetler eğitim hakkının ihlaline yol açabilirken, nitelikli eğitim hakkına erişimdeki engeller nedeniyle çocukların ihmal, istismar ve şiddet riskleriyle karşı karşıya kalma riski bulunmaktadır. Deprem bölgelerinde çocuk istismarına yönelik kontrol takip mekanizmaları yaratılmalı, risklere ortam yaratabilecek koşulları giderecek tedbirler alınmalıdır. Deprem bölgesinden diğer kentlere doğru yurttaşların, öğrencilerin, eğitim emekçilerinin göçü başlarken, deprem bölgesinde eğitim öğretime kademeli olarak geçilmeye başlanmıştır. Ancak devam zorunluluğunun olmaması nedeniyle öğrencilerin üçte biri okula gitmektedir. Deprem bölgesinde kalan öğrencilerin hem psikososyal açıdan yoğun desteğe hem de uygun ders çalışma ortamlarına ihtiyaçları vardır. Ders çalışma ortamların sağlanmasının yanı sıra öğrencilere yönelik rehberlik faaliyetleri yürütülmesi önemlidir. Depremin ağır yıkıma neden olduğu kentlerde, deprem felaketinin etkilerinin uzunca bir zaman dilimine yayılabileceği öngörülerek kent merkezinde ve kırsal alanda yaşayan yurttaşların temiz su, güvenli gıda, barınma, ısınma, giyim, elektrik ve iletişim gibi temel gereksinmelerinin karşılanması konusunda sorunlar devam etmektedir. Mevcut barınma şartlarının sınırlı olması nedeniyle öğrencilerin ders çalışma ortamına sahip olmaması, sadece okul içinde değil, okul dışında da eğitimi olumsuz etkilemektedir. Depremin yoğun bir yıkım ve hasar meydana getirdiği dikkate alındığında, evsiz kalan öğretmen ve öğrencilerin hayata nasıl devam edecekleri eğitime erişim sorununun nasıl çözüleceğine ilişkin somut bir planlamadan bahsetmek mümkün değildir. Deprem bölgesinde eğitimin devam edebilmesi için gerekli en temel unsur olan okulların durumu, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin barınma sorununa ilişkin sorunlar aradan geçen süreye rağmen devam ediyor. Depremin yoğun bir yıkım ve hasar meydana getirdiği dikkate alındığında, evsiz kalan öğretmen ve öğrencilerin hayata nasıl devam edecekleri eğitime erişim sorununun nasıl çözüleceğine ilişkin somut bir planlamanın olmaması düşündürücüdür. Eğitim sürecinde sekteye uğrayacak bir dönemin eğitim hayatının tamamına etki etmesi kaçınılmaz görünmektedir. Deprem bölgesinde eğitim öğretimin sağlıklı ve güvenli ortamlarda sürdürülmesi için adımlar atılırken, öğrencilere ders çalışma ve etüt ortamlarının oluşturulması, bu ortamların profesyonel kişilerce koordine edilmesi ve depremden etkilenen öğrencilerin yakından takip edilmesi gerekiyor. Depremde yıkılan kentleri yeniden yapılabilir, yıkılan binalar yeniden inşa edilebilir ancak halkın umutlarını yeniden yeşertebilmek için sadece para yetmez. Para önemli bir araçtır ancak bunun da ötesinde insan varlığına anlam kazandıran insanlık duygusunu, bölgedeki insanlara daha fazla hissettirilmesi gerekir. Bunun temel yolu da başta eğitim olmak üzere, toplumsal hayatın bütün alanlarında yaşanan sorunlara halkın ve sendikaların karar süreçlerine doğrudan katılımını sağlayarak kalıcı çözümler üretmeyi hızlandıracak adımları atmaktan geçmektedir” ifadeleri kullanıldı.