Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“ŞİMDİ GÜLÜMSE, FİLMİN SONUNDA HERKES AĞLIYOR ÇÜNKÜ”

Gazeteci ve yazar Fikret Yalçın, yazar ve neyzen Kemal Demir

Gazeteci ve yazar Fikret Yalçın, yazar ve neyzen Kemal Demir ile edebiyatın, müziğin ve insan ruhunun derinliklerine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdi. Yaşar Kemal’in edebiyat yolculuğundaki izinden küçürek öykülere, yazmanın insanın ruhundaki sığınak oluşundan hayata bakışına kadar pek çok konunun ele alındığı söyleşide Demir, okurlarına unutulmayacak bir cümle bıraktı: “Şimdi gülümse, filmin sonunda herkes ağlıyor çünkü.”

Röportaj: Fikret YALÇIN

EDEBİYATIN VE MÜZİĞİN İÇ İÇE GEÇTİĞİ BİR YAŞAM

Fikret Yalçın: Öncelikle sizi biraz daha yakından tanımak isteriz. Özgeçmişinizden ve edebi kimliğinizin arkasında duran insandan söz eder misiniz?

Kemal Demir: Yaklaşık 35 yıldır yaşamaktan ve nefes almaktan büyük mutluluk duyduğum İzmir’de yaşıyorum. Bankacı bir baba ve ev hanımı bir annenin beş çocuğundan en küçüğüyüm. Babamın görevi nedeniyle ilkokul, ortaokul ve lise eğitimimi farklı şehirlerde tamamladım.

Aynı ülke içinde, aralarında 15-20 saatlik mesafeler bulunan şehirlerin kültürleri bu kadar hızlı değiştirebildiğini görmek, çocukluğumun en heyecan verici gözlemlerinden biriydi. O yıllarda kanımıza karışan kültürel zenginliklerin izlerini bugün bile hissedebilmek benim için çok özel ve kıymetli.

Yaklaşık on yıldır ney üflemeye çalışıyorum. Bu süreçte birçok konser ve koroda yer alma fırsatım oldu. Edebiyatın yanı sıra hayatıma giren notaları, makamları, kısacası müziği de kendime çok yakıştırdığımı itiraf etmeliyim.

Özel bir bankada şube idarecisi olarak görev yapıyorum. Evliyim. İbrahim ve Çınar adında, varlıklarıyla her zaman gurur duyduğum iki oğlum var.

“HER İNSAN HAYATININ BİR DÖNEMİNDE AŞK GİRDABINA DÜŞER”

Fikret Yalçın: “Kimi Sevsem Sana Benziyor Hep” ve “Telaşınla Değil Mucizenle Yaşa” adlı iki kitabınızla okurlarınızın karşısına çıktınız. Bu kitapların edebiyat yolculuğunuzdaki yerini nasıl tanımlarsınız? Ayrıca yeni kitap projeleriniz var mı?

Kemal Demir: “Kimi Sevsem Sana Benziyor Hep”, yirmili yaşlarımın başında kaleme aldığım lirik aşk metinleri ve öykülerden oluşuyor. Her insanın hayatının bir döneminde mutlaka içine düştüğü o aşk girdabında belki biraz daha fazla boğulmasını sağlayacak ya da okura “Yalnızca benim başıma gelmemiş, oh be!” dedirtecek bir kitap.

“ Telaşınla Değil Mucizenle Yaşa” ise hayatın önce içe, sonra dışa doğru yaşanması gerektiğini anlatmaya çalışan; bu düşüncenin felsefesini en yalın anlatım diliyle sorgulayan deneme türünde bir eser.

Bunların dışında uzun zamandır küçürek öyküler üzerine araştırmalar yapıyor ve çalışıyorum. Üçüncü kitabım, az kelime ve kısa cümlelerle yoğun duygularımızı köpürtmeye çalışacak küçürek öykülerden oluşacak. Ben buna “konsantre öykü” diyorum.

Kitapta artık sona yaklaştığımı söyleyebilirim. Çalışmam tamamlandığında Pinhan Kitap aracılığıyla okurlarımla buluşmasını hayal ediyorum.

“OKUMADAN BİLEMEZSİNİZ, OKUMADAN YAZAMAZSINIZ”

Fikret Yalçın: Yazma serüveniniz nasıl başladı? Sizi beyaz sayfanın karşısına geçiren, kelimelerle buluşturan temel motivasyon nedir?

Kemal Demir: Okumaya başlayarak tanıştığınız bir yazarla kitabı boyunca çıkacağınız yolculuk belki de kaderinizi değiştirebilir. Okumadan bilemezsiniz, okumadan yazamazsınız.

Benim yazı hayatıma ilham veren ilk ve en önemli yazar Yaşar Kemal’dir. İlk yazı denemelerime, Yaşar Kemal’in aynı zamanda ilk öykü kitabı olan “Sarı Sıcak”ı bitirdikten sonra başlamıştım.

Bu hayatta her birimizin ruhunda ince bir kenar olduğunu düşünürüm. İşte o ince kenarı görebilmek, görünmesini sağlayabilmek, farkına varabilmek ve onun hizasına gelebilmek için daha fazla yazmaya çalışıyorum.

“OKURA BOŞLUK BIRAKMAK, ONA DUYULAN GÜVENİN GÖSTERGESİDİR”

Fikret Yalçın: Özellikle küçürek öykülerde az kelimeyle çok şey anlatmak önemli bir ustalık gerektiriyor. Sizce kısa bir öyküde anlatılanlar mı, yoksa anlatılmadan okurun hayal gücüne bırakılanlar mı daha önemlidir?

Kemal Demir: Aslında öykülerde her şeyin anlatılmamasından yanayım. Okuyucuya, hikâyeyi kendi hayal gücüyle tamamlayabilmesi için boşluklar bırakmak çok önemli. Bu, aynı zamanda okura duyulan güvenin de göstergesidir. Yazar açısından ise oldukça güzel bir cesaret örneğidir.

Başını ve sonunu okura bırakan, ona sonsuz bir hayal gücü alanı açan küçürek öyküleri bu yüzden çok seviyorum.

Hikâyeler de insan gibi hayatın tam ortasından başlamaz mı? İnsan, hayatını hep bilmeden ve o boşlukları doldura doldura yaşamaz mı?

“YAZMAK, RUHUMU BU DÜNYADA HİZAYA GETİREN BİR GÜÇ”

Fikret Yalçın: Her yazarın kelimelerle kurduğu bağ kendine özgüdür. Kitaplarınızı, yazma sürecinizi ve edebi arayışlarınızı düşündüğünüzde yazmak sizin hayatınızda nasıl bir anlam taşıyor?

Kemal Demir: Yazmak benim en büyük sığınağım, nefes alma yerim. Yazmazsam bu hayatın kalabalığı içinde kaybolacakmışım gibi hissederim. Bu yüzden yazmak, ruhumu bu dünyada hizaya getiren çok önemli bir güç.

“ŞİMDİ GÜLÜMSE, FİLMİN SONUNDA HERKES AĞLIYOR ÇÜNKÜ”

Fikret Yalçın: Son olarak, bir gün bütün kitaplarınız unutulsa ve geriye sizinle ilgili yalnızca tek bir cümle kalsa, insanların sizi hangi cümleyle hatırlamasını isterdiniz?

Kemal Demir: “Şimdi gülümse, filmin sonunda herkes ağlıyor çünkü.”