Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yenişehir’in hafızası bu kez ‘Eczacılık’ için tazelendi

MERSİN-Yenişehir Belediyesi’nin kentin kültürel mirasını yaşatmak amacıyla düzenlediği “Bellek Söyleşileri”

MERSİN-Yenişehir Belediyesi’nin kentin kültürel mirasını yaşatmak amacıyla düzenlediği “Bellek Söyleşileri”
dördüncü buluşmasında Türk eczacılığının duayen ismi Mehmet Domaç’ı ağırladı. Belediye Başkanı
Abdullah Özyiğit’in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, eczacılıkta kooperatifleşmenin önemi, ilaç
sektöründeki küresel mücadele ve dijital çağda veriyi elinde tutmanın yarattığı yenidünya düzeni ele
alındı. Etkinlikte konuşan Başkan Özyiğit, “Geçmişini bilmeyen, geleceğini kurma noktasında başarılı
olamaz” dedi.


Mersin Yenişehir Belediyesi tarafından kentin kültürel birikimini canlı tutmak amacıyla düzenlenen
“Bellek Söyleşileri”, dördüncü buluşmasında Türkiye’deki eczacılık mesleğinin dününe ve bugününe
ışık tuttu. Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğin bu ayki konuğu, Türk
eczacılığının duayen isimlerinden Mehmet Domaç oldu. Etkinlikte, eczacılığın dönüşümü, mesleğin
karşılaştığı güncel sorunlar ve geleceğe yönelik perspektifler ele alındı.
"BELLEĞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ KURAMAZ"
Söyleşinin açılışında konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, kentin hafızasına sahip
çıkmanın önemine vurgu yaparak şunları söyledi: "Kültür ve sanatın başkenti Yenişehir’de belleğimize
sahip çıkmaya devam ediyoruz. Geçmişini bilmeyen, geleceğini kurma noktasında başarılı olamaz.
Bellek Söyleşileri’nde daha önce başka meslek gruplarından yaşamıyla, yaptığı işlerle ve eserleriyle iz
bırakmış değerleri davet ettik. Bugün de kendimize torpil geçtik. Bugün de kendi meslek örgütümüzde
demokrasi kültürünü yayan, dayanışma ve kooperatifleşme geleneğimizin öncüsü olan değerli
büyüğümüz Mehmet Domaç’ı ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz." Başkan Özyiğit ayrıca, eczacı
kooperatiflerinin bugün ulusal ve uluslararası tekellere karşı verdiği mücadelenin, toplumsal sağlık ve
dayanışma açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.
DAYANIŞMANIN GÜCÜ GÜNEY ECZA KOOP ÖRNEĞİ
Programın konuğu Mehmet Domaç, uzun bir aradan sonra Mersin’de olmaktan duyduğu memnuniyeti
dile getirirken, eczacılık mesleğindeki örgütlü mücadelenin tarihine değindi. Domaç, özellikle 1990’lı
yılların sonunda zorlu bir süreçten geçen Güney Ecza Koop’un ayakta kalma hikayesini hatırlatarak;
Başkan Abdullah Özyiğit ve Faik Burakgazi’nin o dönemdeki heyecanlı çalışmalarına ve Türk
Eczacıları Birliği’nin verdiği desteklere dikkat çekti. Bugün bu kuruluşun ilaç pazarında önemli bir
ciroya sahip olduğunu ve ciddi bir istihdam yarattığının altını çizerek, “İlaç pazarının yüzde 2,8’ine
sahipler. Yüzde 3 desek 18 milyar civarında ciro yapıyor. İyi bir kuruluş yani. Çok sayıda da insan
çalıştırıyor. Bu çok önemli bir şey” dedi. 2018 yılında ithal ilaç biriminin özel depolara devredilmek
istenmesine karşı verdikleri meclis mücadelesini de hatırlatan Domaç, “2018 yılında bazı uyanıklar
bizim ithal ilaç birimini bazı uyanıklar özel depolara vermek istiyorlardı. Mecliste, komisyona gittik.
Dağıttık orayı. Sonra verdirmedik. Yasayı kendi istediğimiz gibi yaptık. İş ciddi ölçüde düzeldi şu anda
yasal olarak. Türk Eczacılar Birliği, Türkiye'de bulunmayan ve üretilmeyen ilaçların Türkiye'ye getirme
hakkına yasal olarak sahip oldu” ifadelerini kullandı.
“VERİYİ ELİNDE TUTAN DÜNYAYI YÖNETECEK”
Domaç ayrıca, Daron Acemoğlu’nun “Ulusların Düşüşü” ve “Dar Koridor” kitaplarından örnekler
vererek, kapsayıcı ve hesap verebilir örgütsel yapının önemine vurgu yaptı. Türkiye ekonomisinin
düzelmesi için uzun vadeli stratejiler gerektiğini belirten Domaç, “Ulusların Düşüşü çok kısaca
kapsayıcı bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söylüyor ülkenin ve örgütlerin güç İnşası gerektiğini
söylüyor. İkinci kitap ise yani Dar koridor ise Nobel Ödülü aldığı kitap ise bu da kurumların reforme
edilmesini ve halkın katılımını önceliyor. Zaten bizim hayatımız boyunca katılımla uğraştık biz. Katılımı
önceliyor. Kapsayıcı ve hesap verebilir bir Örgütsel yapı olmasını ve Türkiye'nin kapsayıcı ve hesap
verebilir bir sisteme geçmesini öneriyor. Ekonomi dediğimiz kavramı Türkiye'de çok yanlış anlıyorlar.
Türkiye'nin ekonomisinin düzelmesi için Daron Acemoğlu diyor ki: “10 yılla 30 yıl arasında bir zaman
dilimi gerekir.” Önceleri ekonomiyi elinde tutan toprak sahipleriydi biliyorsunuz. Daha sonra fabrika
sahipleri oldu. Biz onlara komprador, kapitalist falan derdik. Şimdi üretici deniyor onlara. Ama şimdi
artık ne toprak sahibi, ne fabrika sahibi öyle komprador, kapitalist falan olma şansına sahip değil.
Şimdi veriyi elinde tutanlar, veriyi elinde tutanlar Veriyi toplayanlar ve bu veri üzerinden dünyayı
yönetir hale gelenler, dünyayı yönetir hale gelenler zenginleşecekler. Ayrıca bu veriyi elinde tutanlar

siyaseti de denetleyecekler. Bunlar kimler? Bunlar Google, Facebook, Yandex gibi veri toplayan ve
bize de bir taraftan gülücükler dağıtan Yapılar bunlar. Yani bu verileri reklam verenlere satıyorlar.
Kendileri müthiş zenginleşiyorlar” dedi.