Mersin’de olası bir orman yangını için tam teşekkür ekip olarak hazır olduklarını söyleyen Akduman, “Ateş savaşçıları dediğimiz çalışanlarımız ile beraber muhafaza memurlarımız ve mühendislerimiz, eğitimlerini tamamlayarak iş başına geçti” dedi.
Orman yangınlarıyla mücadele çerçevesinde Mersin ili sınırları içerisindeki ormanlık alanlara girişlerin 31 Ağustos tarihine kadar yasaklandığı valilik kararıyla bildirildi. Bu doğrultuda, sıcaklıkların artmasıyla meydana gelen orman yangınlarının seviyesi en aza indirilmesi beklenildi. Mersin ilinin verimli bir coğrafyada yer aldığını, turizm, hayvancılık ve tarıma için de uygun olduğunu dile getiren Mersin Orman Bölge Müdürü Kenan Akduman, Böyle zengin bir potansiyele sahip yerde yaşamanın özellikle de yaz aylarında orman yangını gibi dezavantajları olduğunu belirtti. Mersinde olası bir orman yangını için alınan tedbirlerin en üst safhada yer aldığını ifade eden Akduman; “Bünyemizde çalıştırdığımız yaklaşık 800 tane personelimiz olası bir orman yangını ile mücadele için hazırlar. Sahip olduğumuz 80 tane arasöz, ayrıca bu sene ilk defa savunma bakanlığından ihalesi yapılmak üzere 4 tane helikopter kiralandı” dedi.
“ORMAN YANGINLARI KAÇINILMAZ BİR GERÇEK”
Mersin ilinin coğrafi konum itibari ile Türkiye’nin güneyinde yer aldığını ve elverişli topraklara sahip olduğunu bu nedenle tarih boyunca yerleşim yeri olarak kullanıldığını dile getiren Akduman, “Böyle zengin bir potansiyele sahip yerde yaşamanın dezavantajları da var dedi. Bunların başında da başta Mersin olmak üzere hem Türkiye genelinde hem de dünya genelinde özellikle Akdeniz iklim kuşağında yer alan bütün ülkelerin iklim değişikliğinden ötürü orman yangınlarının yaşandığını belirten Akduman, “Son zamanlarda orman yangınlarının etkisi daha fazla hissedilmeye başlandı ve daha fazla can yakmaya başladı. Artık insanoğlunun yaşam kalitesini hayat standartlarını, hayatını idame edecek yaşamak şartlarını tehdit edecek boyutta orman yangınları oldu. Bu durum maalesef Akdeniz iklim kuşağında yer alan bizim ülkemizle ile beraber diğer ülkeler de de görülen kaçınılmaz bir vaka, kaçınılmaz bir gerçek” ifadelerine yer verdi.
“İKLİME BAĞLI EKOSİSTEM DEĞİŞİYOR”
Akduman, “Kurutucu rüzgar dediğimiz kuzeyden esen rüzgarlar havadaki nispi nem oranını azaltıyor. Nihayetinde ormanlar da canlı bir ekosistemdir, nem düştükçe, sıcaklık artıyor” diye belirtti. Rüzgarların olumsuz şartlarda bir araya geldiğinde bir kıvılcımın yangını büyütüp, bir afete sebep olacağını ve bunun küresel iklimden kaynaklandığını söyleyen Akduman, Genel iklimdeki değişikliklerden kaynaklı bu durumun yaz periyodunu çok uzattığı görüşünü savundu. Önceleri sıcaklıklardan kaynaklı çıkan orman yangınlarının Ağustos Eylül’e kadar sürerken şimdi ekim kasıma kadar sarkmaya başladığından yakınan Akduman, “Bu durum kuraklıkları da getirdi, yağması gereken yağmurlar yağmadı ve kuraklığı artırarak çıkma ihtimali olan orman yangınlarının süresini de uzatmış oldu. Mersin orman bölge müdürlüğü olarak en öncelikli gündemimiz orman yangınlarıdır. Bizim bu mücadelemiz yılın belirli ayları için değil yıl boyunca devam eden bir çalışmadır. Ortada bir sorun varsa o sorun ile ilgili önleyici tedbirler yapılması gerekir” dedi.
“OLASI BİR AFET İÇİN YILIN 12 AYI ÇALIŞIYORUZ”
Olası afetin etkisini en aza indirmek için önlemler alınması gerektiğini belirten Akduman, “Bu manada bizde yılın 12 ayı orman yangınlarının önlenmesi yangın sırasında, yangınla nasıl mücadele edilir, sonrasında yanan alanları ormana tekrardan nasıl kazandırılır, bu tür çalışmalarımız yıl boyunca devam eder” dedi. Orman yangınları ile mücadele de ekip olarak yıl boyunca devam eden çalışmaların olduğunu ifade eden Akduman, “Ocak şubat ayında bünyemizde çalışan, ateş savaşçıları dediğimiz, orman kahramanları dediğimiz arkadaşlarımız, işçisinde, muhafaza memuruna, mühendislerimize kadar tamamının eğitimleri verilir. İş güvenliği eğitimi, iş sağlığı eğitimleri, kullandığımız ekipmanların korucu malzemelerin güvenli koruyuculuğuyla ilgili eğitimler yapılır. Mayıs ayına gelindiğinde ise iş başı eğitimleri, tatbikatları yapılır. Mersin Tarsus’undan Anamur’a kadar yangın hassasiyeti olan 78 farklı noktada ormanların içinde 7-24 hizmet veren, faaliyet yürüten arkadaşlarımızın olası bir yangını en kısa sürede etkili bir şeklide müdahale etmesi için görevlendirilmiştir. Bununla beraber orman içerisinde Bölge Müdürlüğümüzce yapılan 254 tane su depolama havuzumuz var. Bunlar 6 ila 20 ton su kapasitelidir” açıklamalarında bulundu.
“ÇIKAN YANGINLARIN YÜZDE 80’İ İHMAL VE DİKKATSİZLİK”
Akduman, Türkiye’de çıkan yangınların yüzde 80’inin insan kaynaklı yangınlar olduğunu ve bunların kasıtlı olarak yapılmadığını, ihmal ve dikkatsizlikten kaynaklandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Piknik yapıldıktan sonra ateşi söndürmemek, yanan sigara izmaritini yere atmak ya da bahçe temizliğinden sonra arta kalan şeylerin yakılmasından kaynaklı çıkan yangınlardır. Bu manada toplumda bu tür insan kaynaklı orman yangınlarının önüne geçebilmek için olabildiğince okullarımızda, kırsal kesimdeki vatandaşlarımıza yönelik bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Ülke olarak bu doğal afeti kabullenmemiz gerekiyor, ona göre önlemler alarak çıkacak herhangi bir orman yanında neler yapılacağı konusunda toplum olarak bilinçlenmeliyiz.”
