SİYASET DÜNYASI

Bize göre iki duygu vardır: İyi hissettiren ve kötü hissettiren.

Her durumu bu iki duyguyla değerlendiririz. Olumsuz hisler; suçluluk veya öfke veya kırgınlık gibi bunların hepsi aynı iyi hissetmeme duygusunu yaşatırlar. Tüm bu hisler, bize o anda düşündüğümüzün istediğimiz türden bir şey olmadığını söylerler

Bunlara “kötü frekans” ya da “kötü titreşim” de denebilir.

İyi hisler; sevgi, mutluluk, umut gibi bize düşüncemizin isteyeceğimiz türden şeyleri getireceğini söylerler.Yani “Şu anda neyi kendime çekiyorum?” sorusunun cevabı hislerinizdir. Siyâsal dilin ince, anlayışlı toleranslı bir dil olması gerektiğini söylemeyi bir yazarlık görevi olarak kabul ediyorum. Siyaset her ne kadar etik bir iddia olarak “medenileşmeyi” içerse de, pratikte medenî olmayan; hattâ siyâset-öncesi insanlık durumlarıyla kolaylıkla örtüşebiliyor. Şöyle de söyleyebiliriz: Siyâset-öncesi durumlar da siyâsallaşabiliyor. Yine dünyâ bağlamını tâkip edecek olursak, siyâsal dilin kabalaşmasının -saldırganlık veyâ savunma düzeyinde olması durumu değiştirmez.

Siyaset dünyasında kullanılan kaba dil ve üslubun dozajı giderek artıyor. Siyasetçi, tahammülsüz, eleştiriye gelmiyor, çok çabuk coşkuya kapılıyor ve aklından çok duygularını, ön yargılarını kullanıyor. Yani kendi politika ve projelerini anlatmak yerine rakibini “sözle döverek” tabanına mesaj göndermekle yetiniyor. Böyle olunca da üslup sertleşiyor ve sevgi kayboluyor.

Siyasette “çirkin dil” konusuna özen gösterilmediği sürece siyasi kadrolardan cesaret alan insanlar “vur deyince” öldürüyorlar. Çirkin dil bir geçmiş değil; bugün de siyasette varlığını sürdürüyor, üstelik farklı toplumsal kesimlerde çirkinleşerek katmerleşiyor. Görevi acilen buna çözüm bulmak ve barış ortamı yaratmak olan siyasilerin başka konulara yoğunlaşarak bu çok sert ve anlaşmaz tutumlarını sürdürmeleri ülkedeki kutuplaşma ve şiddeti körüklüyor.

Kitleler psikolojisini iyi bilen siyasi liderlerin kullandığı söylem, konu başlıkları ve metinler, bireyleri kitleler içinde eriterek onları hissiz, sessiz, mantık ve düşünme yetisinden yoksun bir ”yığın” haline getirerek istenilen siyasi amaca hizmet ettirir. Bu korku sarmalından başka bir şey değildir. İnsan düşüncesi sürekli olarak değişken, ve sıkıntılarla dolu bir daire içindedir. Kitlelerin psikolojisini anlamak onları yönetmeyi bilmek değil; hiç olmazsa bütünüyle onlar tarafından yönetilmemek isteyen devlet adamlarının sermayesi olmuştur siyaset dili. Sevgi değerlerini rehber edinip; demokrasi, özgürlük ve laiklik etrafında birleşip, ilkeli bir siyasetin önünü açmak zorundayız. Bu yangında, elimizdeki o bir bardak suyun bile çok büyük önemi var. Sevgiyle kalın çünkü sevginiz yoksa içi boş çınlayan bir bakır kaptan farkınız olmayacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu