Köşe Yazıları

BİRİLERİ DE DUYSUN ARTIK!

BELKIZ YAYLA

Bu dünyadaki en zor meslek nedir? Sorusuna kayıtsız, şartsız verilecek cevap ev
hanımlığıdır. Bu kadar zor bir mesleğin, hiçbir ekonomik getirisinin olmaması da işin
cabasıdır. Üstelik toplum tarafından da basit bir konummuş gibi yaratılan algının var olması
daha da üzücüdür.

Ev hanımlığını vasıfsız bir meslek gibi görmek; gözlerimizi kapatıp dış dünyada olan
bitenden habersiz yaşamak demektir. Toplumun büyük bir çoğunluğunu oluşturan bu kitle,
maalesef kimsenin umurunda bile değil.

Evin beyi çalışıp, para kazanınca tüm kararları o alır. Ev halkına istediğini yaptırır; karısına,
çocuklarına hatta anne-babasına dahi sesini yükseltir. Beyin izni dahilinde, gezmeler, alışverişler, aile/akraba ziyaretleri gerçekleşir.

Ekonomik üstünlük erkekte olduğu sürece ev kadınları, ezilmeye devam ediyor. Halbuki eve
sadece para getirmek, her hakkın erkeğe ait olmasını göstermez. Kadın ve erkek arasındaki
bu eşitsizliğin nedeni sadece ekonomik de değil elbette… Toplumdaki bu gelenekçi rol
paylaşımı, tabi ki kadına çok sayıda sorumluluk yüklemektedir. Akşama kadar evi çekip
çevirmek kolay değil? Sihirli değnekleri de yok ki oturup kahvelerini yudumlasınlar, işlerde
kendiliğinden bitsin.

Bey akşam eve geldiğinde, yemek hazır olmalı, çamaşırlar yıkanıp ütülenmeli, çocukların
ders ve ödevleri yapılmalıdır. Yoksa olmaz kadın aşağılanır, hırpalanır, hatta dayak bile yer.
O da ne ki daha beteri canice öldürülebilir. Hem de çocuklarının gözü önünde…
Kaç koca belki de yemeğin tuzu kaçmış diye karısını öldürdü kim bilir? Sudan sebeplerle her
gün ülkemizde kadın cinayetleri işleniyor ve kimse ses çıkarmıyor. Daha doğrusu kimse
görmüyor. Tek gören bir yer var; medya. Ama medya da bu cinayetlere o kadar yer veriyor
ki. Git gide normalleştiriyor. Sürekli sürekli cinayet göre göre bu mahluklar, kadınları
katlediyor.

Kadın cinayetlerinin işlenmediği tek gün kalmadı. Sadece ev hanımları değil, her meslek
grubundan kadınlarda şiddette kurban gidiyor maalesef. Ama en sessiz çığlık ev
kadınlarımızın. Çünkü saldırgan ezen bir kocadan, örnek alan çocuk büyüyüp aynı tavrı hem
annesine hem ileride hayatında ki kadına da sergiliyor.

Bu sessiz çığlığı duyun artık; çünkü fırtına öncesi bu sessizlik bir hayata mal oluyor. Aslında
iki tarafta bu sessizliğin farkındadır. Yemeğin tuzu kaçtığında kadın sesini yükseltmişti bir
defasında ama koca kadının ailesini çağırıp, kadını bir güzel suçlamıştı. Artık kadın sesini
çıkaramaz çünkü ne gidecek yeri, ne parası, nede onu koruyan bir adalet sistemi ve yasalar
vardır. Ölümünü sessizce oturup seyretmekten ve vaktinin dolacağı günü beklemekten başka
çaresi yoktur.

Nasıl öleceğini tasarlıyordur belki de… çok acı çekecek miyim? Çocuklarım annesiz nasıl
yaşayacak? Öldürdükten sonra ya yakarsa ya da bir mezarım bile olmayabilir, belki de beni
öldürüp bir yerlere gömer ve hayatına devam eder. En kötüsü arkamdan onlarca laf çıkartır ve
çocuklarımın beni sevmesini bile engelleyebilir. Çocuklarımın hayalinde ki melek annelerine
ne olur kimse dokunmasın, o hayali kimse kirletmesin beni öldüren toplum hayalime sahip
çıksın…ben bir şey yapmadım, suç işlemedim, kimseyi öldürmedim. Savunmasız ve kimsesiz
olduğum için ölüyorum. Hoşça kalın..

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu